8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü Kutlu Olsun

Bugün, Türk kadının sembolleştiği yerlerin başında gelen Kastamonu için anlamı daha da büyük ve özel olan Dünya Emekçi Kadınlar Günü.

Hayata ve insanlığa kattıklarıyla varlıklarının değeri en üst düzeyde olan tüm kadınların gününü kutluyoruz.

Vali Avni Çakır, yayınladığı 8 Mart mesajında, “Dünümüz, bugünüz ve geleceğimizin mimarları, sevgi, saygı, asalet ve fedakârlığın kaynağı olan başta şehit ve gazi ailelerimiz, annelerimiz olmak üzere tüm Kastamonulu kadınlarımızın ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlıklı, huzurlu, mutlu günler diliyorum” dedi.

Vali Çakır’ın yanı sıra AK Parti Milletvekili Metin Çelik, CHP PM Üyesi ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu, İGM Başkanı Güray Parçal, Kastamonu Barosu, AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü, CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, MHP İl Başkanı Emin Çınar, DEVA Partisi İl Başkanı Hüseyin Canal, CHP Merkez İlçe Başkanı Aydın Böbüroğlu, AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Neslihan Kaya, İYİ Parti Kadın Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Beyhan Kellecioğlu, CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Nermin Güney, Kastamonu 10 Aralık Kadın Platformu Derneği Başkanı Ayten Kızıltan, Eğitim-Bir-Sen Kastamonu Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu, KESK Kadın Meclisi adına Eğitim Sen Kadın Sekreteri Nurcan Yolcu, Türk Yerel Hizmet-Sen Şube Başkanı Hikmet Çıvgın da yayınladıkları mesajlarla 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutladılar.

 

8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajları

 

Vali Avni Çakır

Vatanımızın, milletimizin istikbali için eşsiz mücadeleler vererek tarihin akışını değiştiren cesur Türk kadını; bugün de gurur duyduğumuz değerlerimiz, başarılarımız, zaferlerimizin temsilcileridir.

Kurtuluş Savaşından başlayarak tarihimizin her döneminde,  vatan sevgisi ile Ülkemizin geleceğine giden yolda türlü fedakârlıklar gösteren kahraman Anadolu kadını,  yeni nesillerin yetiştirilmesinde en önemli rehberimizdir. Kadınlarımız, Devlet kurumlarımızın toplum yararına hazırlamış olduğu projelerinin hazırlanmasında, uygulanmasında ve tanıtımındaki başarıları ile uluslararası platformda da ülkemizin daima yüzakı olmuştur.

Huzurlu, güvenli, gelişmiş Ülkemizin temelini oluşturan kadınlarımız bugün güçlü bir devlet, millet olmanın bilinci ile toplum hayatında aldıkları etkin rolleri ile yarınlarımızın da güvencesidirler.

Yaşadığımız müddetçe şefkatin, özverinin, cesaretin kaynağı, kahramanlıklarımızın sembolü olarak, her gün yeni umutlarla değişen, gelişen yaşam alanlarının inşasında aktif rol alan çalışkan Türk kadınına teşekkür ediyorum.  Şanlı tarihimizde çok anlamlı bir değere sahip olan Şehit Şerife Bacılar, Halime Çavuşlar, Nene Hatunların torunları olmaktan gurur duyuyor,  bugün de aynı kararlılıkla gösterdikleri azim ve gayretlerini takdir ediyorum.

Dünümüz, bugünüz ve geleceğimizin mimarları, sevgi, saygı, asalet ve fedakârlığın kaynağı olan başta şehit ve gazi ailelerimiz, annelerimiz olmak üzere tüm Kastamonulu kadınlarımızın ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, sağlıklı, huzurlu, mutlu günler diliyorum.

 

  • ••

 

AK Parti Milletvekili Metin Çelik

Emekleri, sabır ve fedakârlıklarıyla dünyamızı güzelleştiren, insanlığa her zaman umut olan kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyorum.

Cenneti annelerin ayakları altına seren bir inancın, kadını ve erkeği madalyonun iki yüzü gibi gören bir medeniyetin mensupları olarak, iş ve aile yaşamında, eğitimde, sağlıkta ve diğer tüm alanlarda kadınların konumunu hak ve adalet ölçüleri içerisinde ileriye taşıma adına çok önemli çalışmalar yaptık. Kadını hayatın her alanında hak ettiği konuma çıkartacak tedbirleri aldık, imkânları sağladık. İş hayatında kadın istihdamını ciddi oranda artırdık. Bundan sonra da, 2023 hedeflerimize kararlılıkla yürürken, başımızın tacı olan kadınlarımızı her alanda daha daha iyi bir konuma yükseltmekte kararlıyız. Kadının ve erkeğin her şeyden önce insan oldukları ve ikisinin de yaşamın içerisinde güçlü  olması gerektiği inancındayız ve bu maksatla kadına yönelik şiddeti engellemeye yönelik bir çok tedbiri hayata geçirmeye devam ediyoruz.

Bu düşüncelerle 10 Aralık 1919’da ülkemizi işgale karşı Anadolu’da ilk kadın mitingini düzenleyen, ortaya koydukları mücadele ile Kurtuluş Savaşında ayrı bir yer edinen Şehit Şerife Bacı, Halime Çavuş gibi bir çok cesur Türk kadınını, 15 Temmuz darbe girişimi ve terörle mücadele sırasında yitirdiklerimiz gibi geçmişten bugüne ülkemizin bekası, milletimizin istikbali için şehit olan tüm kadınlarımızı saygı ve minnetle anıyorum.

  • ••

CHP PM Üyesi ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı

8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü yüzlerce yıllık bir mücadelenin adı ve kadınların ayrımcılığa, haksızlıklara ve adaletsizliğe karşı haykırışlarının bir simgesidir.

Türkiye’de kadın ile erkeği tam eşit görmeyen bir iktidar döneminde; kadın haklarının her alanda gerilemesi, kadının yaşam hakkının ihlal edilmesi, kadın cinayetlerinin artarak devam etmesi tesadüf değildir.

AKP iktidarında eşitliğe dayalı yapı bozulurken, Cumhuriyet’in kurucu değerleri aşındırılmakta ve kadına yönelik şiddetin toplumsal hayatın rutini haline geldiği yeni bir Türkiye inşa edilmektedir. Türkiye’de halen milyonlarca kadın şiddete maruz kalmakta, açlık ve yoksulluk içinde yaşamını sürdürmektedir. Kadınlar halen toplum içinde var olma mücadelesi vermekte, dünyanın her yerinde seslerini duyurabilmek, eşit yurttaşlar olabilmek için büyük bedeller ödemektedir.

Her gün onlarca kadın sokakta, ailede şiddete maruz kalmakta ve kadın cinayetleri ise vicdanlarımızın kara lekesi, ülkemizin yüz karası olarak karşımızda durmaktadır. Unutmamalıdır ki, kadın cinayetleri politiktir.

Cumhuriyet Halk Partisi olarak bizler özgür kadınların, özgür toplumlar yaratacağına olan inançla kadınların mücadelesine her dönemde omuz verdik ve onların bu mücadelesinin sesi olmaya, sözü olmaya gayret ettik, etmeye de devam edeceğiz.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün “Bu millet esas terbiyesini aileden almaktadır. Türk milleti öyle analara sahiptir ki her bir devrin büyük adamlarını bu analar yetiştirmiştir. Türk kadını daha büyük nesiller yetiştirmeye kabiliyetlidir” sözünden hareketle geleceğimizin teminatı gençlerimizi kadınlarımızın yetiştirdiğinin farkında olarak onlar hak ettikleri değeri kazanana dek mücadele etmeye devam edeceğimizi belirtmek isterim. Bütün kadınlarımızın 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar gününü kutlarım.

  • ••

Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, Birleşmiş Milletler tarafından tanımlanmış olan ve her yıl kutlanan uluslararası bir gündür. İnsan hakları temelinde kadınların siyasi ve sosyal bilincinin geliştirilmesine, ekonomik, siyasi ve sosyal başarılarının kutlanmasına ayrılmaktadır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk “Dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” sözüyle yılda bir günün değil her günün kadınların günü olduğunu vurgulamıştır. İş hayatında, bilimde, sporda, sanatta türlü başarılara imza atan kadınlar, bize bu sözün doğruluğunu her seferinde hatırlatmaktadır. Türkiye’de ve dünyada başarılarıyla adından sıkça söz ettiren Kadın Hentbol Takımımız bunun en güzel örneğidir.

Kutlu tarihimizde şanlı Türk kadını her zaman fedakârlığıyla, cesaretiyle ve kahramanlığıyla var olmuştur. Halide Onbaşı’dan Halime Çavuş’a, Gördesli Makbule’den Çete Emir Ayşe’ye, Kastamonu’muzun simgesi Halime Çavuş ve şehit Şerife Bacı’ya kadar birçok kahramanımız tarihte unutulmaz izler bırakmıştır.

Ana kelimesinin kelime anlamları ve dilimizde çok büyük bir yere sahip olması kültürümüzdeki kadına verilen değerin en temel göstergelerinden biridir.

Bu özel gün vesilesiyle, kadına şiddetin, cinsiyet eşitsizliğinin ve her türlü ayrımcılığın karşısında olduğumu hatırlatır; emekleriyle hayatın her alanında başarıyla var olan tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlarım.

  • ••

İGM Başkanı Güray Parçal

Bütün kadınların toplumda hak ettikleri saygın yeri alması, bireysel haklarına sahip çıkmaları ve yaşadıkları sorunların çözümünde etkin rol alması bakımından ‘8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ önemli bir farkındalık oluşturmaktadır.

Kutsal annelik görevinin yanı sıra üstlendikleri roller ile günümüz çağdaş medeniyetinin oluşmasında büyük katkı sağlayan kadınlar, tarihimizin her döneminde devletin kuruluşundan yönetimine kadar her kademede yerini almış ve gereken saygıyı görmüştür. Kurtuluş Savaşı’nda bağımsızlığımız için erkeğinin yanında cepheden cepheye koşan Türk kadını, Cumhuriyet ile birlikte toplumsal yaşamdaki yerini güçlendirmiştir.

Fedakârlığı, sevecenliği, çalışkanlığı ve üretkenliğiyle her zaman ailesine ve topluma önemli katkılar sunan kadınları, hayatın her alanında etkin bir şekilde görmek bizleri sevindirmektedir.

Bu duygularla özverinin, sevginin ve asaletin kaynağı olmuş başta şehit ve gazi anneleri ile şehit ve gazi eşleri olmak üzere tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutlar, kadınların ekonomik, sosyal ve siyasi alanda daha da yüksek düzeyde yer almaları amacıyla yapılan her türlü çalışmanın artarak devam etmesini temenni ederim.”

  • ••

Kastamonu Barosu

Kadınların tüm dünya toplumlarında üstlendiği rolün tartışılmasına olanak tanıyan Dünya Kadınlar Günü’ne ülkemize emek veren, buna karşın toplumdan dışlanan, şiddete uğrayan ve ev içinde birtakım eşitsizliklere maruz kalan kadınlar penceresinden bakmaktayız.

Kadının karakteri gereği kendisinden çok; bağlı olduğu değerleri düşündüğü, bunlar için mücadele verdiği ve bu bağlamda içinde bulunduğu koşulları her zaman olumluya döndürdüğü annelerimizden, kız kardeşlerimizden bildiğimiz olgulardır. Bunun gerek ailelerimiz gerekse ülkemiz bakımından ne denli önemli olduğunu biliyoruz. Ülkemizin kurtuluş mücadelesinde gözünü kırpmadan yer alan ve son derece önemli görevler üstlenen kadının tartışmasız insani liderliği sayesinde mücadelede muvaffak olunmuştur. Şerife Bacı, Halide Onbaşı, Halime Çavuş, Nezahat Onbaşı ve ismi değil kahramanlığı kalan birçok kadın sayesinde bu günkü kazanımlarımızı elde ettik.

Atatürk tarafından sarf edilen “Büyük varlık ve faziletleri unutulmuş olan Türk kadınlığına ayağa kalkarak hürmetlerimizi göstermeliyiz” sözlerine temel teşkil eden Türk kadınının faziletleri, fiilen Türk ordusuna katılmanın ardından siyasal ve sosyal hayatta da yer alma biçiminde kendisini göstermiştir. Kadının muntazamlığından yararlanan toplumların her zaman bir adım daha önde olduğunu bilen ve Cumhuriyetimizin temellerini bu anlayışla atan Atatürk, bu manada da bizlere yol göstermektedir.

Cumhuriyetin getirdiklerinin kadınlarımız için eşit biçimde kullanılması da en önemli şiarımız olmalıdır. Günümüzde halen kadınlar; erkeklerle aynı işi,  aynı saat dilimleri içerisinde, aynı özveriyle ve hatta daha fazlasıyla yaparken eşit işe eşit ücret alamama daha da kötüsü iş yerinde mobinge maruz kalma konularını konuşuyoruz. İstatistiklere göre Türkiye’deki kadınların %42’si halen kayıt dışı olarak sosyal güvenceden yoksun bir şekilde çalışmalarını sürdürmektedir. Sadece 2020 yılında 408, 2021 yılının 3. Ayına henüz girmişken 48 kadın eşi, eski eşi, arkadaşı ve hatta tanımadığı hayatında belki de hiç görmediği erkekler tarafından öldürüldü. Bir kişinin daha aramızdan eksilmesine tahammülümüz kalmamışken bir kez daha söylemek isteriz ki İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesi Kanunu çerçevesinde yürütülen tartışmayı da kabul edemeyiz.

Kadınlara yönelik her tür şiddete karşı hukuki çerçevede detaylı bir koruma sağlayan ilk uluslararası belge olan İstanbul Sözleşmesi’nde kadınları her türlü şiddete karşı korumak ve kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek, kovuşturmak ve ortadan kaldırmak, kadına karşı her türlü ayrımcılığın ortadan kaldırılmasına katkıda bulunmak ve kadınları güçlendirmek de dâhil olmak üzere, kadınlarla erkekler arasında önemli ölçüde eşitliği yaygınlaştırmak, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin tüm mağdurlarının korunması ve bunlara yardım edilmesi için kapsamlı bir çerçeve, politika ve tedbirler tasarlamak, kadına karşı şiddeti ve aile içi şiddeti ortadan kaldırma amacıyla uluslararası işbirliğini yaygınlaştırmak, kadına karşı şiddet ve aile içi şiddetin ortadan kaldırılması için bütüncül bir yaklaşımın benimsenmesi maksadıyla kuruluşların ve kolluk kuvvetleri birimlerinin birbiriyle etkili bir biçimde işbirliği yapmalarına destek ve yardım sağlamak, sözleşmenin tarafların sözleşmenin hükümlerini etkili bir biçimde uygulamalarını sağlama amacıyla izleme mekanizması oluşturulmuştur. Bu mekanizmanın içinde yer alan kurumlardan birisi de Barolardır. Bu çerçevede mevzuatımıza giren 6284 Sayılı Ailenin Korunması Ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a işlerlik kazandıran da avukatlardır.

Kadına yönelik şiddet sadece kadınların problemi değil toplumsal boyutuyla bir problem olduğundan önleyici ve koruyucu tedbirlerin doğru şekilde tespit edilip uygulamaya geçirilmesi biz hukukçuların asli görevidir. Kastamonu Barosu, Kadın ve Çocuk Hakları Komisyonu kanalıyla kadın dayanışması ruhunu hissederek mahkeme salonlarında üstüne düşen görevi hakkıyla yerine getirmeye çalışıyor.

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nün kadınların siyasal ve sosyal hayatta hak ettiği yere gelebilmesi için kilometre taşı olması ve günün her alanda eşitlik içinde kutlanması arzusuyla tüm insanlığın günü kutlu olsun.

Yine Atatürk’ün dediği gibi “Dünyada her şey kadının eseridir.”

  • ••

AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü

Gerek kurtuluş mücadelesinde ve gerekse Cumhuriyetimizin kuruluşunda kadınlarımızın yaptığı fedakarlıklar halen hafızalarımızdadır. Kadınlar, bizim topraklarımızda hem toplumun hem ailenin temelidir. Bir anne, bir eş, bir evlat olarak kadın, toplumu dönüştüren ve istikamet verendir.

Memleketimizin sinesinden çıkmış nice kadınlar, cephe hattına cephane taşıyan Şerife Bacılar, küffarla savaşmak için erkek kılığına giren Halime Çavuşlar, İlk Kadın Mitingi’ni düzenleyen Zekiye Hanım’lar, askerlere sargı alınması için gelinliğini Kızılay’a bağışlayan Hatice Bacı’lar,Çerkeş yollarında çıplak ayağıyla cephane taşıyan Necibe Nine’ler vardır. Memleketimizin sinesinden Peygamber Efendimiz’in övgüsüne layık olmuş Fatih Sultan Mehmet’ler yetiştiren Hatice Halime Hüma Hatun’lar çıkmıştır. Ülkemiz ne zaman bir istiklal mücadelesine girse kendini en öne atmaktan hiç çekinmeyen asil Türk Kadını, 15 Temmuz akşamı da adeta şehadete koşmuştur. Cideli Şehidimiz Ayşe Aykaç ile birlikte 8 asil vatandaşımız şehadet şerbetini yudumlayarak “Kadın Kahramanlar” destanına ortak olmuşlardır.

Dünyada demokrasinin gelişmesi ve insan hakları standartlarının yükselmesiyle birlikte kadın hakları konusunda da ciddi adımlar atılmış, ülkemiz de kadın hakları alanında gerçekleştirdiği reformlarla dünyada kendine önemli bir yer edinmiştir. 19 yıllık iktidarımızda kadınlar gerek üretimde, gerekse yönetim kademelerinde toplumun belkemiği haline gelmiştir.

Sevgiyi, fedakârlığı, üretkenliği ve duyarlılığı temsil eden kadınlarımız, huzurlu ve sağlıklı bir toplumun temel taşlarıdır. Onların, her zaman ailesine ve topluma önemli katkılar sağlaması ve hayatın her alanında etkin bir şekilde yer alması bizleri sevindirmektedir.

Bu duygu ve düşüncelerle başta şehit annelerimiz olmak üzere dünden bugüne toplumsal hayatımızın, millet ve devlet yapımızın odağında yer alan, her şartta fedakarlıklarını esirgemeyen tüm kadınlarımızın, hayatın her alanında daha etkin olmaları dileğiyle 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

  • ••

 CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin

Birleşmiş Milletler Örgütü, 1975 yılını Dünya Kadınlar Yılı ilan etmiş ve 16 Aralık 1977 tarihinde de 8 Mart tarihinin tüm kadınlar için Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmasını kararlaştırmıştır. Her ne kadar bir gün ya da bir yıl kadınlar için özel ilan edilmiş olsa da bir gerçek vardır: O da her günün kadına adanması gerektiğidir. Dünya kadınlar günü, sıradan bir kutlama günü değildir. Kadınların direnerek, uğrunda kanını ve canını vererek kazandığı hakların sembol günüdür.

Bir ülkede kadınların konumu, o ülkenin gelişmişlik düzeyini gösterir. Kadınlar, cumhuriyetimizin ilk on yılında siyasal haklarını alırken; Türkiye’nin çağdaşlaşma mücadelesini başka bir boyuta taşımıştır. Çağdaş Türkiye’nin mimarları, tarlada, fabrikada, laboratuvarda, sokakta ve evde; kısacası yaşamın her alanında özveriyle üreten, ürettiğini paylaşan kadınlar olmuştur. Ancak bugün, AKP’nin kutuplaştırıcı ve eşitlik karşıtı söylemleri, kadınları şiddet ve güvencesizlikle karşı karşıya bırakmaktadır. Hayatın her alanında başarıyla var olan kadınların emeği görmezden gelinmekte, cumhuriyetin kazanımları birer birer ayaklar altına alınmaktadır.

8 Mart’ın 164. yıl dönümünde kadın mücadelesinin tarihsel mirasından güç alarak mücadeleyi güçlendiren, dünyanın ve ülkenin dört bir yanında yılın sadece bir günü değil, yaşamın her alanını 8 Mart’a çevirmek için mücadele eden tüm kadınları selamlıyorum.

  • ••

MHP İl Başkanı Emin Çınar

8 Mart Dünya Kadınlar Günü, kadın olmanın anlam ve önemi üzerine etraflıca düşünmek, samimi bir şekilde kafa yormak ve kadınların karşılaştığı zorlukları ele almak için herkese iyi bir fırsat sunmaktadır.

Bilimden sanata, spordan edebiyata, siyasetten çalışma hayatına kadar her alanda kadınların büyük çaba ve başarılarına şahit olmaktayız.

Kadınlarımızın sosyal, siyasi ve ekonomik hayatın içinde hak ettikleri yerlere, layık oldukları mevkilere gelmeleri vazgeçemeyeceğimiz bir hedef olmalıdır. Bunun için de hepimize büyük görevler düşmektedir.

Unutulmamalıdır ki; iş başa düşünce, yağmur demeden, çamur demeden, kar-kış demeden kağnılarını aziz milletimizin bekası için seferber eden elleri öpülesi kadınlarımız vardır. Malumunuz, Şerife Bacı hepinizin, hepimizin müşterek gururudur.

Yağışlı havada kağnısındaki mühimmatı ıslandırmamak için çocuğunun üzerindeki battaniyeyi kullanacak kadar istiklale inanmış, vatanına bağlı bir Türk anasıdır Şerife Bacı. Görevini layıkıyla yapabilmek için soğuğa hilal bakışıyla kafa tutmuş, ölüme meydan okumuş bir Türk anasıdır Şerife Bacı.

Vatanın selameti için cephelere ulaşması gereken mermileri evladına tercih ederek maneviyatın, mukadderatın ve Türk mucizesinin sultanı olmaya hak kazanmış bir anamızdır Şerife Bacı. Şehit olsa da, görevini tamamlayan, aldığı milli emanetleri zararsız ziyansız adresine cansız bedeniyle teslim eden İl Bilge Hatun’nun, Hayme Ana’nın mirasçısıdır Şerife Bacı.

Rahmet ve hayranlıkla andığımız Şerife Bacı, Kastamonu Hükümet Konağı’nın önündeki Kent Meydanı’nda bir abide gibi yükselmektedir. İşte Kastamonu budur, Türk kadını budur.

İşte Türk milleti ve Kastamonu gerek Şerife Bacı gerekse de Halime Çavuş gibi hayırlı ve muhteşem neferleri bağrından yetiştirmiştir.

Bu vesileyle her şeyin en güzeline layık olan Türk kadınının, Türk analarının Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyor, hepsine en iyi dileklerimle birlikte saygılarımı sunuyorum.

 

  • ••

DEVA Partisi İl Başkanı Hüseyin Canal

Bilindiği üzere 8 Mart Dünya Kadınlar Günü olarak kutlanmaktadır. Nüfusun yarısını oluşturan kadınlar ne yazık ki hemen hemen dünyanın her yanında sadece kadın olmaktan kaynaklanan ayrımcılığa ve şiddete maruz kalmaktadır. Kadınların hayatın her alanında eşit haklara sahip olması, çalışma alanında, sosyal hayatta,siyasette mümkün olduğunca güçlü olması partimizin öncelikli hedeflerindendir. Bu bağlamda birinci yaşını kutlamaya hazırlanan partimizin tüzüğünde yönetimde %35 kadın kotası getirilmiş. Bu kapsamda çalışmaları yapılmış ve yapılmaya devam edilmektedir.

Avrupa Konseyi’nin Kadınlara yönelik şiddeti ve aile içi şiddeti önlemek amacıyla hazırladığı ve İstanbul sözleşmesi olarak anılan ve 2011 yılında yürürlüğe giren sözleşmenin ülkemiz tarafından onaylanması önemli bir kazanım ise de zaman zaman ülkemizin bu sözleşmeden çekilmesi gerektiği ne yazık ki dillendirilmektedir. Hatta bu konuda haftalarca süren bir gündem geçtiğimiz aylarda yaratılmıştır.

Biz Deva Partisi olarak Bu sözleşmeye dayanılarak yürürlüğe konulan 6284 sayılı ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair kanunun uygulanmasını ve bu kanunda olan bir takım yetersiz kalan düzenlemeleri yürürlüğe sokarak, bu kanunun uygulanmasını daha ileri seviyelere getireceğimizi kamuoyu önünde beyan ediyoruz.

Kadınlarımızın toplumsal Hayatın her alanında daha etkili katılımcı ve maruz kaldıkları şiddetin ortadan kalktığı günlere en yakın zamanda ulaşmak dileğiyle…

Tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.

  • ••

CHP Merkez İlçe Başkanı Aydın Böbüroğlu

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde, çağdaş dünya kadınlarının sahip olduğu tüm kazanımları elde eden, seçme seçilme hakkını birçok Batı ülkesinden daha önce kazanan Türk kadını günümüzde ne yazık ki şiddete, ayrımcılığa ve eşitsizliğe maruz bırakılmaktadır. Çağdaş Türkiye’nin kurulması yönünde önemli bir misyonu üstlenen kadınlarımız, bugün toplumsal yaşamın ve hayatın tüm alanlarında kadını yok saymaya çalışan bir zihniyet tarafından geleceklerinin karartılması,  kazanımlarının işlevsizleştirilmesi girişimiyle karşı karşıyadır. Artık temenniden öteye geçmeyeceği anlaşılan AKP iktidarının kadınlara göstereceği en ufak bir pozitif ayrımcılığı bırakın, eşit hakkın tanınması noktasında zerre gayretinin ve adımının olmadığı gün gibi ortadadır. Günü geldiğinde de en güzel cevabı yine Türk kadının kendilerine bunları yapanlara ses çıkarmayanlara en iyi biçimde vereceğinden şüphemiz yoktur. Bu vesileyle; Kadına yönelik cinsiyet ayrımcılığının sona erdiği, şiddetin olmadığı, sosyal yaşamın her alanında, yönetimin her aşamasında kadınların daha çok yer aldığı bir düzende barış ve refah içerisinde yaşayacağımız yarınlar dileğiyle, tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününü kutluyorum.

 

  • ••

 

AK Parti Kadın Kolları İl Başkanı Neslihan Kaya

“8 Mart, Birleşmiş Milletler tarafından kadınlara ekonomik ve sosyal alanda eşit hakların tanınmasının 1977’de onaylanmasından bu yana, tüm dünyada ‘Dünya Kadınlar Günü’ olarak kutlanmaktadır.

Kadın eştir, sorumluluklarımızı paylaşır, yükümüze omuz verir. Kadın kardeştir, evlattır sevgi ve masumiyet taşır.

Kadının birey olarak¸ eş olarak ve sosyal hayatın farklı alanlarında etkinlik göstererek yerine getirdiği sorumluluk ve görevleri ne kadar güzel¸ ne kadar önemli ve değerli olursa olsun hiç biri bir kadını bir insana anne olmak kadar saygın ve değerli kılamaz. Bu nedenledir ki gerek inancımız, gerekse de toplumsal değerlerimiz Kadını her zaman baş tacı etmekte, onu çok müstesna bir yere koymaktadır. Peygamber efendimizin (SAV) Veda Hutbesinde; “Ey insanlar! kadınların haklarını bilmelisiniz ve gözetmenizi isterim, bu nedenle Yüce Allah’tan korkmanızı dilerim. Siz kadınları Allah’hın emaneti aldınız ve onların namusunu kendinize Allah’hın emri ile helal bildiniz. Sizin kadınlar üzerinde onların da sizin üzerinde hakkı vardır” diyerek kadına verilen değerin önemini vurgulamış yine Peygamber efendimizin (SAV) ‘Cennet annelerin ayakları altındadır’ sözüyle; yüce dinimizin özellikle anne olan kadına ne kadar önem ve saygınlık verdiğini göstermiştir.

Tarih boyunca kurduğumuz Devletlerin harcını yoğuran, Kurtuluş Savaşı’nın görünmez Kahramanları olan, Cumhuriyet döneminde Ülkemizin katettiği mesafede çok önemli katkıları bulunan, istiklalimize ve istikbalimize yönelik tehditlere karşı en ön saflarda mücadele eden Kadınlarımız, geleceğimizin inşasında önemli rol oynamaktadır.Bizler, bu topraklar için, devletinin bekası, çocuklarının aşı için kanını canını ortaya koymaktan çekinmeyen Anadolu kadınının evlatlarıyız. Ezelden beri koca bir mirasın taşıyıcısı olan kadınlar… Nitekim 15 Temmuz gecesi, tankların ve kendisine yöneltilmiş namluların önünde bir an bile tereddüt etmeden duran Kadınlarımız, Şerife Bacı’nın, Halime Çavuş’ların, Nene Hatunların, Kara Fatma’nın, Gördesli Makbule’nin torunları olduğunu tüm dünyaya göstermiştir. Aydınlı Emir Ayşe’nin, ‘Mademki burası Bizim Vatanımız, biz de bu vatanın olmalıyız’ sözleri gibi hayat bulmuştur o gece. 11 kadınımız şehit olmuştur. Bu bilinçle, çocuklarımıza güzel bir geleceği, daha güçlü bir ülkeyi miras bırakmak en büyük temennimizdir.

Bu doğrultuda, ülkemizin kalkınmasına değer katmak, hayatı ve dünyayı güzelleştirmek isteyen Kadınlar olarak Siyaset başta olmak üzere her alanda temsiliyetini arttırarak istiklal, istikbal ve istikrarımız için elimizi taşın altına koymaktan çekinmeyerek Tek Millet, Tek Bayrak, Tek Vatan, Tek Devlet’ şiarına inanarak yılmadan yola devam edeceğiz.

Bu düşüncelerle ‘Güçlü Türkiye’nin, Güçlü Kadınları’ olarak Şehit ve Gazi yakını Kadınlarımız başta olmak üzere sevginin, fedakârlığın, vakarın sembolü olan tüm Kıymetli Hanımlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü en kalbi duygularla kutluyorum.

  • ••

 

İYİ Parti Kadın Politikalarından Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Beyhan Kellecioğlu 

8  Mart  dünya  kadınlarının taleplerini, haklarını  birlikte  daha  gür haykırdıkları, kendilerini toplumda eşit bir birey olarak yok sayan, kadını sömüren, aşağılayan, yok eden sistem ve  zihniyetlere karşı omuz  omuza özgürlük için mücadele verdiği gündür.

Her alanda  hayatın ağır yüklerini taşıyan elinin emeğini, gözünün nuru ile birleştiren, küçük yüreğine koskoca sevgiler sığdıran, güçsüz bedenlerin güçlü kahramanları kadınların günüdür bugün.

Kadın demek emek demektir, kadın demek hayatın vazgeçilmezi demektir.

Kurtuluş savaşında düşman işgaline karşı ülkesini, canını ortaya koyarak koruyan, cepheye top ve  mermi taşıyan Anadolu kadını, Adını dünya tarihine kahramanlığı, esareti ve fedakarlığı ile  yazdırmıştır.

Güçlü bir  toplumda yaşamak istiyorsak ekonomide, siyasette,sivil toplum  kuruluşlarında her  alanda olmalıyız, unutmamalıyız ki kadıni kadın haklarıyla kadındır. Hakları hiçe sayılan  kadın, toplumsal yozlaşmayı beraberinde  getirir.

Kadının  ihmal edildiği bir  toplumun varlığını, sağlıklı bir  şekilde sürdürebilmesi mümkün olmayacaktır.

Kadına uygulanan şiddeti, katliamı kınıyor, elde  ettiği  hakları sonuna kadar koruyup,  savunacağı  geliştireceği inancıyla;

Tüm kadınlarımızın bu anlamlı gününü kutluyorum.

  • ••

CHP Merkez İlçe Kadın Kolları Başkanı Nermin Güney

AKP iktidarıyla birlikte yaşamın her alanında artan şiddet en çok kadınları vurdu. Neredeyse her yeni gün, en az bir kadın cinayetiyle sona eriyor. 8 Mart’ı kutlamak için meydanlara çıkan kadınlar, güvenlik güçlerinin müdahalesine maruz kalıyor; anayasal hakları olan, ‘Kadın-erkek eşitliği’ talepleri, açıkça göz ardı ediliyor. Kadınların iş yaşamına katılma hakları ellerinden alınıyor, ‘En az üç çocuk’ baskısıyla eve bağlanmak isteniyor. Kamu atama ve terfileri, liyakat yerine cinsiyetçi bakış açısıyla yapıldığı için kadın yönetici sayımız gittikçe azalıyor. ‘Çocuk gelin’ sayısı hızla çoğalıyor, kadına ve çocuklara yönelik cinsel istismar oranları, vicdanı olan herkesi kahredecek bir şekilde artıyor. Oysa bu kötü tabloya karşın adalet, eşitlik ve özgür bir gelecek tahayyülümüzün öncüleri olan kadınlar bütün yaşadıklarına karşı çıkarak Türkiye’yi, biz erkekler için de yaşanabilir bir ülke haline getirmeyi başaracaklardır. Tüm toplumumuzun ‘Birinci sınıf demokrasi ve insanca yaşam’ talebi ancak ve ancak kadınların elleriyle kuracakları bir gelecekle karşılanmış olacaktır. Ulusal Kurtuluş Savaşı’nda Büyük Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün en büyük destekçisi ve güvencesi olan kadınlar, toplumsal barışımızı da sağlayacaktır. Bu duygularla tüm kadınların 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü kutluyor, Erkek egemen söyleminin ürettiği şiddet sonucu hayatını kaybeden tüm kadınların, genç kızlarımızın aziz hatıraları önünde saygıyla eğiliyoruz.

 ••

 

Kastamonu 10 Aralık Kadın Platformu Derneği Başkanı Ayten Kızıltan

Dünyada ve Türkiye’de 8 Mart kadınların hak ve eşitlik isteklerini dile getirdikleri, kadın olmaktan dolayı yaşadıkları sorunlara dikkat çektikleri ve bir araya gelerek tartışıp, düşündükleri bir gündür.

1910 yılında Kopenhang’da toplanan II. Uluslararası Kadın Kongresinde kadın siyasetçi Clara Zetkin’in önerisiyle alınan kararda; “Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak kabul edilen 8 Mart, 1857 yılında Newyork’ta ekonomik taleplerle yaptıkları grev sırasında çıkan yangında 129 kadın işçinin yaşamını yitirdiği gün, Birleşmiş Milletler kararı ile 1975’ten itibaren “Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaktadır.

Biz Türk kadınları, insan olma onurunu Cumhuriyet ile yaşamaya başladık. Artık ülkemizde kadın nüfusunun çoğunluğu olmasa da bir kısmı yaşamayı sorgulamayı biliyor; daha insancıl daha yaşanabilir bir dünya için uğraş veriyorlar. Amaç ise tüm kadınlarımızın bu bilince ulaşmasıdır. Bunun ilk koşulu da kadının eğitimidir.

Atatürk; bilim, ahlâk ve sosyal konularda gelişme ve ekonomik hayatta erkeğin yanında eşit koşullarda yer alma mücadelesini başlatmış ve Türk kadının sadece ev-çocuk ikileminde kapalı tutulmasının; sosyal, bilimsel ve ekonomik hayatta yerini alamamasının bu ülke için nelere mâl olacağını ifade ederken “Şuna inanmak lazımdır ki; dünya üzerinde gördüğünüz her şey kadının eseridir.” demiştir.

Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda; taassup ve cehaletle mücadele etmek, toplumun aydınlanması, kadınlarımızın çağdaş koşullarda eğitilmesi, yüksek çağdaş eğitim seviyesine ulaşması, demokratik, çağdaş, insan haklarına saygılı kadınlar yetiştirmek hepimizin hedefi olmalıdır.

 

  • ••

Eğitim-Bir-Sen Kastamonu Şube Başkanı Orhan Sancaktaroğlu

Dünyayı imar, toplumu ihya, kültürü ıslah eden, şefkat ve fedakârlıkları ile nesilleri eğiten, alın teri döküp üreten ilk öğretmenimiz annemiz, dayanıştığımız kardeşimiz, ailemizin direği, toplumun temeli olan kadınlarımızın Dünya Kadınlar Günü’nü tebrik ediyoruz.

Kadın, hayat gerçeğinin temeli, toplumsal hayatın kurucu aktörü, çalışma hayatımızın ana karakteri, her faaliyetimizin paydaşı; varlığımızın manevi derinliği, kültürümüzün taşıyıcı sütunu, öğütleriyle davranışlarımızın en belirleyici unsurudur.

Kültürümüzün nesillere aktarılması, geleneklerimizin öğretilmesi, hayatın hikmetli yanlarının ‘ana öğüdü’yle yaşatılması, kadınlarımızın etkin gücünün en büyük göstergesidir.

Tarihimizde kadınlarımız savaş dönemlerinde kahramanlaşarak nam salmış, kurdukları örgütlerle sivil hayata büyük değerler katmış, siyasette aldıkları görevlerle öncü olmuş, ticaretteki başarılarıyla model ortaya koymuş,  sanatta çığır açmış, hayatın her alanında büyük icraata imza atmış, atmaya da devam ediyorlar.

Modern hayatın hakka ve ahlaka sığmayan dayatmalarının, sanayileşmeyle başlayan kapitalizmin sömürü çarklarının, sapkın bazı yönelişlerin her geçen gün değerlerimizi dejenere etmesinin en büyük bedelini kadınlarımız ödemektedir. Kapitalizmin istismarıyla bir pazarlama nesnesine dönüştürülmeye çalışılan kadın kimliğinin ‘özgürlük’, ‘bağımsızlık’ gibi kavramlarla bezenerek yutturulmaya çalışılmasına karşı hepimiz teyakkuza geçmeli, örgütlü gücümüzle mücadele etmeliyiz.

Kadını ve erkeği yaradılışın fıtri doğasını inkâra kışkırtan şeytani ideolojiler, insanlığı ifsada ve helake sürüklemektedir. İnsanlığı yok etmeye odaklanmış sapkınlık, kadına da erkeğe de saygılı değildir. Gelinen aşamada cinsiyetsizleştirmeye varan tezviratın kadın erkek eşitliği veya özgürlüğü söyleminin hiçbir inandırıcılığı, hatta kadınlar için, kadınlar günü için söyleyecek bir sözü kalmamıştır.

İnancının gereğini yerine getirmeye çalışan kadınların varlığı görmezden gelinmiştir. Onlar bir hak talep edemez, hatta sırf farklı tercihlerinden dolayı hakları gasbedilebilir görülmüştür. 28 Şubat’ta kılık ve kıyafetinden dolayı binlerce çalışan kadına, kız öğrencilere yapılan zulümlere sessiz ve tepkisiz kalınmasının sebebi budur. Yine dünyanın birçok yerinde terör ve savaş mağduru olan, vatanından sürülen, göçmen duruma düşen, öldürülen, tutuklanan veya zindanlarda taciz ve tecavüze, soykırıma uğrayan kadınların, bu çarpık zihniyet tarafından çağdaş yaşama biçimine uymadıkları gerekçesiyle hakları hatta varlıkları yok sayılmıştır.

Denedikleri binbir oyun ve saldırılarla bir türlü dize getiremedikleri milletimizin kişilik ve kültürü, kadının kimliği üzerinden yapılan operasyonlarla bozulmak istenmektedir. Çünkü kadın, dünden bugüne, bugünden yarına duygu, bilgi, beceri, ahlak, maneviyat akışının canlı değeridir. Aileyi, toplumu yozlaştırmak suretiyle bizi bozguna uğratmak isteyenler, bu değeri aşındırmaya çalışmaktadır.

Sözde ‘kadın hakları’ söylemi, dünyanın her yerinde kadim ahlaki düzenleri sarsmak, köklü toplum yapılarını yozlaştırmak için bir istismar malzemesi olarak kullanılabilmektedir. Bu kişilerin kültürden, ahlaktan, aileden, inançtan, millet ve milliyetten, medeniyet ve kültürden yana hiçbir kaygıları yoktur. Daha çok sorumsuz, savruk ve tüketicidirler.

Değişen insan ve toplum anlayışından ekonomik mecburiyetlere kadar yaşanan yeni durumların, iş hayatından toplum düzenine kadar birçok düzenlemeyi kaçınılmaz kıldığı da bir gerçektir. Tam da bu noktada modernleşme sürecinde Batı’nın düştüğü trajik hataya düşmeden kendi tarih ve kültür birikimimizin ışığında ve çağımızın mecburiyet ve deneyimleriyle kadınların daha güçlü kılınması için ev, aile ve çalışma düzeni daha sağlam tanzim edilmelidir. Bunun için yeni hak, destek ve programlarla, kadın ve aile lehine yapılan düzenlemelerin alan ve içerikleri genişletilmelidir.

Kadını mağdur etmeye dönük tüm ideolojik kurgulara rağmen içine doğduğumuz kültür ve anlam dünyasında ‘kadının saygınlığı, kadına saygıyla başlar’ anlayışı esastır.

Eğitim-Bir-Sen olarak, insan ve medeniyet değerlerini muhafaza edip yüceltecek toplumun, ancak sağlam aile yapısı ve güçlü kadınla mümkün olacağına inanıyor; Dünya Kadınlar Günü’nün kadınlarımızın ve tüm dünya kadınlarının sorunlarının çözümü için yeni bir başlangıç ve imkân olmasını temenni ediyoruz.

 

  • ••

 

KESK Kadın Meclisi adına

EĞİTİM SEN Kadın Sekreteri

Nurcan YOLCU

“Kadınlar kazanacak, emek kazanacak! eşit ve özgür bir hayat istiyoruz!”

New York’ta bir tekstil fabrikasında yanarak hayatını kaybeden işçi kadınların ardından bugün, 164 yıl sonra da dünyanın her yerinde, ayrımcılığa, şiddete, eşitsizliğe, sömürüye, baskılara karşı verdiğimiz; eşitlik, özgürlük, emek, hak, adalet, barış, laiklik mücadelesi ve dayanışma için sesimizi, isyanımızı birleştirme ve büyütme hikayemizi yazmaya devam ediyoruz. Bugün benzer taleplerle tekstil fabrikasında hakları için direnen kadınların izinden gidenler olarak; onları saygı ve şükranla anıyoruz.

8 Mart, dünyanın neresinde olursa olsun kadınlara uygulanan sömürüye, ayrımcılığa, baskıya karşı yürütülen, kadın haklarının kazanılmasında verilen direnişin simgeleştiği bir mücadele günüdür. Eşitsizliğin, sınırsız tüketimin, sömürünün, yoksulluğun sistemleştiği patriyarkal kapitalizmin, kadın ile kurduğu “ucuz emek – kutsanmış annelik” ilişkisinin neoliberal politikalarla tüm dünyada yeni kölelik koşullarını dayattığı bu dönemde, kadının varoluş mücadelesi çok daha anlamlı bir hale gelmiştir.

Kadınlar, çalışma ve toplumsal yaşamda, toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile karşı karşıya kalmaktadır. Herhangi bir sosyal güvencesi olmadan kayıt dışı olarak çalıştırılan kadınlar “ucuz emek gücü” olarak görülmekte, “eşit değerde işe eşit ücret”den yoksun bırakılmaktadırlar. Covid 19 pandemisiyle birlikte patriyarkal kapitalizmin yarattığı sorunlar derinleşmiş, pandemi kadına yönelik ekonomik, psikolojik, fiziksel, cinsel şiddeti, kadın bedeni, emeği üzerindeki sömürü ve baskıyı arttıran bir politikanın fırsatı haline getirilmiştir.

Çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımının sadece kadına özgü bir sorumluluk gibi görülüp kadının sırtına yüklenerek, bakımın kamusal bir hizmet olarak sunulmaması, sosyal destek politikalarının geliştirilmemesi, metalaştırılan hizmetlerin fiyatlarının çok yüksek olması nedeniyle kadınlar istihdamdan kopmakta ya da hiç istihdam alanına girememektedir. Bakım maliyetlerinden kaçınmanın yolu haline getirilen bu uygulamalar kadının hane içi emeğini görünmez kılmaya, değersizleştirmeye devam ederken, emeğinin görünür ve değerli olması için gerekli ekonomik düzenlemeler yapılmamaktadır. Bunun sonucunda kadınlar kamusal alandan, sosyal yaşamdan, üretimden uzaklaşmak zorunda kalmaktadır.

Nüfus politikaları ataerkil kapitalist sistemin ihtiyaçlarına uygun biçimde kadın bedenleri üzerinden, kadın cinselliği ve doğurganlığı denetlenerek sürdürülmektedir. Ülkemizde özellikle son yıllarda kadınların toplum içindeki ekonomik, kültürel ve sosyal etkinliği siyasi iktidarın bilinçli politikaları ile sürekli azaltılmaktadır.

Kadınlar, muhafazakâr–feodal kültürün baskısı ile evine kapanmaya zorlanmaktadır. Kadınların istihdam ve sosyal yaşama katılım oranlarında son yıllarda görülen düşüş bunun en açık göstergesidir.

Kadına yönelik şiddet de yaşamın tüm alanlarında yaygın olarak sürmektedir. Her gün en az 4 kadın katledilmektedir. Kadınlar en yakınlarındaki erkekler tarafından fiziksel, psikolojik, cinsel şiddete uğramakta, intihar denilerek son derece şüpheli ölümlerle yaşamları çalınmaktadır. Şiddet her kesimden, her meslekten, her toplumsal kesimden kadına karşı uygulanmaktadır.  Cezasızlık, korumasızlık ve hukuksuzluk nedeniyle kadına yönelen şiddet konusundaki istatistikler, dünya genelindeki bir insan hakları felaketini ortaya koymaktadır. Buna karşın yaşamlarını korumak için öz savunmasını kullanan kadınlar ise serbest bırakılmak yerine, ağırlaştırılmış cezalarla cezaevlerinde yaşamaya mahkûm edilmektedir. Kadınların insanlık dışı yöntemlerle, vahşice, toplumun, devletin gözü önünde öldürülmesi ve kadına yönelik şiddetin faillerinin, eril yargı ile “tahrik” adı altında indirimlerle serbest bırakılması, şiddeti ve kadın cinayetlerini körüklemektedir.

Kadını kontrol altına almayı hedefleyen, kamusal alandan uzaklaştıran sistem; üniversitelerde, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesini toplumsal değerlerimize ve kabullerimize uygun olmadığı gerekçesiyle durduran,  Türkiye’nin imzalamış olduğu CEDAW-Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Ortadan Kaldırılmasına ilişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesine ve Kadına Karşı Şiddetin ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin İstanbul Sözleşmesine karşı olan anlayışla kadına yönelik şiddet kışkırtılmaktadır.

Biliyoruz ki eşitlikçi yönetim biçimleri işlevsel kılınmadan ne kadın ne de toplum şiddetten kurtulacaktır. Bu nedenle ülkemizde kadını eşit ve özgür birey olarak gören yasal dönüşümler ve uygulamaların bir an önce başlatılması, eşitlikçi, demokratik, laik, yönetim biçimlerinin hayata geçmesi, kadın bedeni üzerindeki tüm söz ve karar haklarının kadına ait olduğunun kabul edilmesi ve siyasi iktidarların kadının bedeninden elini çekmesi gerekmektedir.

TALEPLERİMİZ AÇIK VE NET:

  • Kadınlar ve LGBTİ+ lara yönelik her türlü ayrımcılığı ve şiddeti önleyen yasal düzenlemeler acilen yapılmalı, İstanbul Sözleşmesi’nin tartışılmasına son verilmeli, 6284 sayılı yasa etkin bir şekilde uygulanmalı,
  • Çalışma hayatında kadına yönelik her türlü ayrımcılık terk edilmeli, esnek çalışma biçimlerine, cinsiyetçi iş bölümüne, ücret eşitsizliğine son verilmeli güvenceli, düzenli işler yaratılmalı,
  • Yetki ve karar mekanizmalarında eşit temsiliyetin hayata geçmesi sağlanmalı,
  • Bir sağlık ve sosyal hak olarak kürtaj hakkının kullanımını engelleyen fiili uygulamalardan vazgeçilmeli, güvenli ve parasız kürtaj olanakları sağlanmalı,
  • Kadınlar regl döneminde en az iki gün ücretli izinli olmalı,
  • Kadın istihdamın önündeki engellerden olan çocuk, hasta, yaşlı, engelli bakımı kamusal hizmet olarak sunulmalı, ev işlerini kadının üstünden alacak sosyal politikalar uygulanmalı,
  • Kapatılan kamu kreşlerinin yanı sıra tam zamanlı, ücretsiz, nitelikli ve anadilinde hizmet veren kamu ve mahalle kreşleri açılmalı,
  • ILO 190 sayılı sözleşme uygulanmalı,
  • Kadını eğitimden, istihdamdan, yaşamdan koparan, çocuk yaşta evliliklerin hızla artmasına yol açan 4+4+4 eğitim sistemi hemen iptal edilmeli,
  • 8 Mart kadınlar için ücretli izin günü sayılmalıdır.

Kadınların eşit ve özgür olduğu, sömürünün baskının ortadan kaldırıldığı bir gelecek için,

  • Hayatlarımıza sahip çıkmak için,
  • Savaş ve işgal politikalarına geçit vermemek için,
  • Demokrasi ve barış için,
  • Emeğimiz, bedenimiz ve kimliğimiz bizimdir demek için,
  • Doğamıza ve yaşam alanlarımıza sahip çıkmak için,
  • Emeğimizi ve hayatı örgütlemek için,
  • Tüm kadınları, gökkuşağı gibi tüm renklerimizle bir arada olmaya, haklarımıza ve yaşamlarımıza sahip çıkmaya çağırıyoruz.
  • Evde, işte, okulda, tarlada, fabrikada, atölyelerde, emeği ve hakları için mücadele eden tüm kadınların 8 Mart mücadele gününü kutluyoruz.

 

  • ••

Türk Yerel Hizmet-Sen Şube Başkanı

Hikmet Çıvgın 

Başta aile olmak üzere toplumun en önemli yapı taşı olan, hayatımızın her anını daha özel kılarak güzelleştiren tüm kadınlarımızın 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum.
Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, Kurtuluş Savaşı
sırasında ve Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk yıllarında fedakarlıklarıyla yeniden devlet kurma yükünü paylaşan Türk kadınının dünyaya örnek teşkil edecek şekilde yetişmesi ve toplumsal hayat içerisinde yerini alması için döneminin en ileri adımlarını atmıştır. Türk kadınına verilen haklar Cumhuriyetimizin önemli kazanımlarından biri olmuştur. Eğitim, bilim, kültür, sanat, siyaset, ekonomi ve spor gibi her alanda büyük başarılar ortaya koyan kadınlarımız, annelik gibi manevi rollerin yanında, bu gün toplum içerisinde söz sahibi olmanın da haklı onurunu yaşamaktadır. Aile kurumunun temeli, değerlerimizin temsilcisi, taşıyıcısı ve koruyucusu olan kadınlarımızın, hayatın bütün alanlarına etkin bir şekilde katılmalarına imkan sağlayacak şartları hazırlamak, toplumumuzun temel ve ortak sorumluluğudur.

Bu nedene bağlı olarak, kadınlarımızın işgücüne katılım oranlarını arttırmalıyız. Onların eğitimlerinin önündeki engellerin kaldırılması, mesleki bilgi ve beceriye sahip olmaları ile ekonomik özgürlüğe kavuşmaları, ekonomideki yerlerinin güçlendirilmesi, kadın girişimcilerimizin teşvik edilmesi, daima temel önceliğimiz olmalıdır.
Tüm kadınlarımıza hak ettikleri saygı ve değerin gösterildiği, güzel günler temenni ediyor; Şehrimiz, ülkemiz ve dünya kadınlarının 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kutluyorum.