8 defa üst üste fuar yapmak bile mucize

Toprağı sıksan ahşap fışkıran, evvel zamanda namlı ahşap ustalarına mekan olan, konak mimarisinde memleketin yıldızı durumundaki Kastamonu’da “ahşap sektörü” elbet vakti geldiğinde hak ettiği hedefe varır, doğanın kanunu böyle çünkü, insan iradesine pek bakmıyor…

Asıl önemli mesele ne biliyor musunuz, Kastamonu’nun 8 yıldır ahşap fuarı düzenlemekten vazgeçmemesi.

İnsan iradesiyle alakalı çünkü bu…

Vazgeçilmedi ya, helal olsun kamusuyla, meslek odasıyla, özel sektörüyle Kastamonu’ya.

“Giden ağam, gelen paşam” olmadı…

Valiliği, Kastamonu Belediyesi başta olmak üzere belediyeleri, meslek odaları ve özel sektörü ile vazgeçmedi ahşap fuarı düzenlemekten Kastamonu.

Vazgeçmemek…

Asıl mesele bu.

Fuarın sonuçlarından asıl faydalanması hedeflenen küçük ve orta boy ahşap işletmelerinin ayak sürümesine rağmen üstelik…

Sabrederek.

Kim zaman…

İşletmeleri rica minnet fuara getirerek.

Seçilmiş ve atanmış emeğiyle fuar…

Dünyada ilktir.

Ahşap sektörü elbet bir gün hak ettiği yere gelecektir…

8 yıl üst üste fuar düzenlemek her babayiğit ilin harcı değil, asıl üzerinde düşünülmesi ve ders çıkarılması gereken husus bu.

Not 1: Geçtiğimiz günlerde TMO (Toprak Mahsulleri Ofisi) yurtdışından 252 bin ton buğday ithal etti…

Bu ay içinde teslimat gerçekleşecek.

Bir diğer devlet kuruluşu olan Et ve Süt Kurumu (ESK) da kollarını sıvadı ithalat için…

TMO ithatat yapar da ESK durur mu?

300 TIR taze soğutulmuş kemiksiz sığır eti ithal edilmesi için düğmeye basıldı…

Gümrük işlemleri için hizmet alım ihalesi açıldı.

“Lop” et ithal edeceğiz envai ülkelerden…

Kemiksiz, doğrudan tencereye.

Tarım ve hayvancılığı geliştirmeye ne hacet ülkemizde?…

Elin Avrupalısı, Amerikalısı, Avustralyalısı üretiyor nasılsa, ithal eder geçersin!

Not 2: Kastamonu…

1930’lar, bilemedin 40’lar.

Bir “pazarlı” gün yahut düğün dernek misali bir özel gün şehire inilmiş besbelli…

Sinek kaydı traş, grantuvalet elbise.

Kundura ayakkabı…

Gömlek yakası ceket yakasının üstüne kondurulmuş.

Türkiye’nin tarımda kendi kendine yettiği yıllar…

Ne TMO ne ESK buğday ve lop et ithalatı peşinde koşuyordu.

Tarlada üretilen…

Tencerede pişendi.

Yoksulduk yoksul olmasına…

Elalemin ne etine ne de buğdayına muhtaçtık ama.

Fotoğrafın en sağında duran çocuk dahil olmak üzere…

Gördüklerinizin her biri toprağı sıksa suyunu çıkarırdı.

Kalmadı…

Kalmadı.