8 Mart’ı Şaziye Emük’e adadılar

CHP İl Örgütü, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü Cumhuriyet Meydanı’nda kutladı.

CHP il binasından meydanına kadar mor balonlarla yürüyen CHP’li kadınlar, 8 Mart’ı doğum sırasında hayatını kaybeden Cideli Şaziye Emük’e adadıklarını açıkladı.

Balonların gökyüzüne bırakıldığı Cumhuriyet Meydanı’ndaki kutlamada, günle ilgili açıklamayı Sosyal Politikalardan Sorumlu İl Başkan Yardımcısı Reyhan Alemdar okudu.

CHP’nin, Alemdar tarafından okunan 8 Mart mesajı şöyle:

“Bu yıl 8 Martı eşi tarafından katledilen NaimeKaçakoğlu ve AKP Hükümeti’nin yanlış sağlık politikaları yüzünden yitirdiğimiz Şaziye Emük’e adıyoruz.

8 Mart; eşitlik, özgürlük ve insanca bir yaşam için mücadele eden, direnen kadınların hikâyesidir. Anlatılan, 161 yıl önce Amerika’da “eşit işe eşit ücret” talebiyle greve çıkan kadın dokuma işçilerinin, bugün ise tüm dünyada milyonlarca kadının hikâyesidir. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nü coşku ve neşeyle kutlayabileceğimiz bir Türkiye umuduyla bugün buradayız.  Ama bugün Türkiye kadın olmanın en zor olduğu günleri yaşıyor.

Kadın istihdamının artırılması ile ilgili kâğıt üzerinde verilen sözlere rağmen kadınlar iş yaşamından uzaklaştırılıyor, çalışan kadınlar güvencesizleştiriliyor, kadınların aldığı ücretler giderek düşüyor ve çalışma koşulları esnekleşiyor. Kadının aile içindeki konumunu pekiştiren ve emeğini değersizleştiren büyük bir baskı ile karşı karşıyayız. Araştırmalara göre her 10 kadından yalnızca 3’ü çalışıyor. Geniş tanımlı kadın işsizliği 3 milyona yaklaştı.  Kadınların yarıya yakını kayıt dışı çalıştırılıyor. 31 milyon kadının 20 milyonu bugün cinsiyet ayrımcılığını körükleyen, erkek egemen toplumu destekleyen yanlış politikalar nedeniyle evde oturmaya mahkum ediliyor. Maalesef Türkiye’de işverenler, işçi sayısını azaltmak istediklerinde önce kadın çalışanları işten çıkarıyor. 2017 yılının sadece Temmuz ayında işsiz kalan kadın sayısı 145 bin olarak kayıtlara geçti.

Türkiye’de son yıllarda binlerce kız çocuğunun iktidar eliyle eğitim ve yaşam haklarından mahrum bırakılarak çocuk gelin olmaya zorlanması çürümüşlüğün resmi olarak göze çarpıyor. Türkiye’de resmi rakamlara göre her 10 kadından en az 3’ünün 18 yaşının altında evlendirildiği görülüyor. 17 bine yakın kız çocuğunun doğum yaptığı kayıtlara yansıyor. Kadınlar aile içinde, sokaklarda, toplu taşıma araçlarında ya da işyerlerinde tanıdıkları veya tanımadıkları erkekler tarafından hemen her gün şiddete maruz kalıyor.

Kastamonu’da 3 Ekim 2017 tarihinde yaşanan vahşet ise iktidarın kadına değer vermediğini açık ve seçik gözler önüne serdi. Eşinden şiddet gördüğü için sığınma evinde kalan NaimeKaçakoğlu ailesiyle görüşmek için geldiği Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü’nden ayrılırken müdürlüğe ait servis aracının içinde eşi tarafından öldürüldü. Yaşam hakkı devletin öncelikle savunması gereken temel bir haktır. Biz kadınlar yaşamı savunuyoruz ve bizlere dayatılmak istenen eril iktidarı kabul etmiyoruz! Hayatımızı tek adam diktatörlüğüne emanet etmeyeceğiz.

Bizler susmayacağız; çünkü karşımızda tecavüzcüleri aklamak için yasa çıkarmaya çalışan, ‘9 yaşında çocuk evlenebilir’ diyen, çocuk yaşta doğum yapanları gizleyen, tecavüzcülere, katillere iyi hal indirimleri uygulayan, annesinin dizinden, yataktan yorgandan tahrik olan yobazlara arka çıkan çürümüş erkek egemen bir sistem var. Bize dayatılan bu baskıyı, karanlığı ve geleceksizliği reddediyor, hep birlikte umutla, dayanışmayla, akılla, vicdanla kuracağımız bir dünya olduğunu biliyoruz. Kadın mücadelesinin önünde yıkılmayacak hiçbir güç, iktidar yoktur.  Kadın mücadelesi köklü ve direngendir! Dünyanın yarısını oluşturan biz kadınlar tarih boyunca nasıl ki dayanışmayla, dişimizle tırnağımızla haklarımızı kazandıysak, bizlere yönelen saldırıları da yine bir arada olarak, dayanışmayla, umutla, aklımızla, emeğimizle durduracağız. Eşit, insanca ve onurlu bir yaşam için mücadelemizi sürdüreceğiz. Ve biz CHP’li Kadınlar olarak kadına yönelik her türlü cinsiyetçi söylemin ve AKP’nin kadın düşmanı politikalarının karşısında olmaya devam edeceğiz. Yaşasın 8 Mart!

Bugün artık emekçi kadınlar özgürlük, laiklik, barış demeden eşitliği kuramaz. Emeğin hakkının takipçisi olmadan da hiç kimse laikliği, özgürlüğü, barışı savunamaz. Demokrasiyi, eşitliği, laikliği, özgürlüğü ve barışı ancak bu rejime, bu zeminlerin tamamında cepheden karşı çıkabilirsek savunabiliriz.
Şimdi daha da cesur ve kararlı olma zamanı. Kadınlar olarak özgürlüklerimize, kim hangi gerekçeyle saldırırsa saldırsın, dik durmak zorundayız. Biz omuz omuza, dik durdukça bu rejim ayakta kalamaz. Değişim, umut dolu bir gelecek ancak tavizsiz bir kadın siyasetiyle mümkün.
Biz kadınlar kaderimize el koyabildiğimizde, siyaseti sandıktan sandığa bir pratik gibi görmeyip, işi siyasi partilere bırakmayıp, siyasi partileri de ilerici-eşitlikçi bir siyasete doğru ittiğimizde başaracağız. O eşit, özgür, laik, barışçı ve demokrat gelecek için biz kadınlar varız. Evet, vardık, varız, var olacağız!..
Türkiye’nin aydınlık yarınlarını emekçi kadınlar kuracak. Geleceği biz kuracağız.”