ABA Başkanı Yılmaz’dan çoklu baro yorumu

ABA Arabuluculuk Merkezi Başkanı Av. Tuncay Yılmaz, Türkiye gündemindeki yerini koruyan çoklu baro konusundaki yasal düzenlemelerle ilgili düşüncelerini yaptığı yazılı açıklamayla dile getirdi.

Tartışılması gereken meselenin tekli veya çoklu baro değil barolar birliğinin yönetim anlayışının sonuçları, avukatlığın itibarsızlaştırılıp itibarsızlaştırılmadığı olduğunu söyleyen Yılmaz’ın açıklaması şöyle:     

“Bu açıklamayı hâlâ tartışmaları devam eden ve kamuoyunda çoklu baro olarak bilinen belli mevcudun üzerindeki barolarda birden fazla baro kurulmasına imkan sağlayan son kanuni düzenlemelere dair düşüncelerimizi kamuoyuyla paylaşmak için yapıyoruz.

Medyada görüldüğü üzere çoklu baroyu savunanlar olduğu gibi karşı çıkanlarda bulunmaktadır. Ancak müşahede ettiğimiz kadarıyla çoklu baro konusunda tartışmaların şartlanılmışsaiklerin dışında bir gerekçe gösterilmeden sergilendiği aşikardır. Bilinçli veya bilinçsiz ama yanlış zeminde yanlış konuda tartışmalar yapılmaktadır. Hukuk şartlanılmışönyargılarla bakılacak bir kavram değildir. Çünkü karanlıkla aydınlık, zulümle barış arasındaki ayrımı ortaya koyan, temelinde hak olan, insanlığın hayatının her alanına mutlak surette nüfuz eden bir kavramdır. Dolayısıyla hukukatabandan tavana her şartta herkesin mutlaka ihtiyacı vardır.

Mevzuatımız baroların ve barolar birliğinin kuruluş amacını; avukatlık mesleğini geliştirmek, meslek mensuplarının birbirleri ve iş sahipleri ile olan ilişkilerinde dürüstlüğü ve güveni sağlamak; meslek düzenini, ahlakını, saygınlığını, hukukun üstünlüğünü, insan haklarını savunmak ve korumak, avukatların ortak ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla tüm çalışmaları yürüten, çalışmalarını demokratik ilkelere göre sürdüren kamu kurumu niteliğinde meslek kuruluşları olarak tanımlamış ve sadece bu amaçla faaliyette bulunacakları şeklinde amir hükümle belirlemiştir.

Sadece bu hüküm açısından düşünülerek yapılan tartışmalar değerlendirildiğinde, tartışılması gereken konukesinlikle tekli veya çoklu baro değildir.Hayatımızın her noktasında hukuk olduğu içintartışılması gerekenmesele barolar birliğinin yönetim anlayışının sonuçlarıdır. Avukatlığın itibarsızlaştırılıp itibarsızlaştırılmadığıdır. Meslekte gelişim için, Barolar Birliği başkanının beyanıyla kendi kızının bile sadece CMK ücretleriyle geçindiğini söylediği bir ortamda ve zamanda birçok işçi avukatın sosyal ve mali durumları  için barolar birliğinin bugüne kadar ortaya ne koyduğudur.Avukatlığın saygınlığı için ne yaptığı, insanların sadece ayrı düşünce nedeniyle ötekileştirilip ötekileştirilmediğidir. Mantar biter gibi her yerde hukuk fakültesi açılmasında,hakimlik, savcılık ve avukatlığın içindeki halde olansorumluluğu ve vurdumduymazlığıdır. Yani toplumda, devlette, işte, evde, kendimizde, dünyada hukukun ne hallerde olduğudur ve hukukun tüm kesimlerce ne kadar içselleştirildiğidir.Bunlar tartışılması gerekirken barolar birliği bizi ceviz kabuğunu doldurmayacak suni gündemlere mahkum etmektedir. Siz bu konuları çözerseniz tekli çoklu baro diye bir tartışma yapmanızı gerektirecek bir durumda kalmaz.

Maalesefki barolar birliği bugüne kadar hiç şeffaf olamamıştır.Asli vazifelerini yerine getirememiştir.Barolar Birliğinde hakkı ve adaleti esas alan bir zihniyet devrimine ihtiyaç vardır. Çünkü kuruluş amacıyla alakası artık tartışmalıdır. Hukukta hiçbir sorunla ilgilenememiştir. Avukatlık başta olmak üzere hukukun yerlere düşmesine sebeptir. Çünkü hep hayattan uzak kapalı kapılar ardındaki bir anlayışla aldığı kararları ben yaptım oldu mantığıyla uygulamıştır.Gerçekten avukatlık yapan, ancak barolar birliğinin anlayışı yüzünden mesleki, siyasi, sosyal, ekonomik sıkıntı yaşayan binlerce hukukçunun olduğu düşünüldüğünde, bugün ülkemizde yaşanan tekli-çoklu baro tartışmasının asıl müsebbibi varoluş gayesi ile ilgisi olmayan barolar birliğidir.Barolar Birliği kendisinde hukuk devrimi yapmadıktan sonra varlığı manasızdır.Dolayısıyla bu zihniyetteki barolar birliği karşısındaiktidar,avukatlık içindeğil çoklu baro, Gurabahane-i Laklakan’a üyeliği yeterli görse yeridir.

Milletimiz bir seçim yapmış, mevcut  iktidara devleti yönetme hakkını vermiştir.Bu durumda bize düşen iktidara sorunlar ve çözümleri noktasında laf olsun kabilinden değil, bilinçli bir şekilde yol göstermektir.Çünkü hepimizin vatanı burasıdır ve iktidarın devleti yönettikleri için her konuda aldıkları her karar, aynı düşüncede olsak da olmasak da hepimizi ilgilendirmektedir ve bizim işimiz şura iledir. Devlet yönetimindeki insanlarda bizim gibi insandır ve hepside hukukçu değildir.Her ne kadar dijital çağda yaşasak da, dünyada mesafeler kalksada, işbölümü ve yeni alanların ortaya çıkması karşısında herkesin her konuda bilgi sahibi olması ve herşeyi bilmesi mümkün değildir. Haliyle sayılı nefeslerden ibaret bir ömrü tükettiğimiz bir zemin ve zamanda barolar birliği tüm barolarla, barolarda üyeleriyle ve diğer sivil toplum kuruluşlarıyla tabana yayılmış bir demokratik anlayış içinde ülkenin tüm sorunlarıyla ilgili akli selim ürünü olan raporlarını hazırlayıp iktidara sunmaları gerekirdi.Çünkü biz hukukçuyuz ve bu ülke hepimizindir.

Tarihte adaletiyle ünlü hükümdarı Nuşirevan’ın beyanıyla tüm adaletsizlik ve haksızlıklar hep azıcık şeylerden başlayıp büyümüştür.Aba Arabuluculuk Merkezimiz olaraktarihten gelen değerlerimizin, yaratılış gayemizin, zamanın ve toplumsallığın gereği bildiğimiz doğruları takatimiz yettiği kadar herkese ulaştırmaya devam edeceğiz.”