Akar’dan önemli mesajlar

Birlik Başkanı Erol Akar: “Kooperatif yöneticilerimizin desteği, yönetim kurulumuzun ve çalışanlarımızın özverili çalışmaları ile bugüne gelinmiş ve birliğimiz, ilimizin önemli bir hizmet kuruluşu haline getirilmiştir. Hiç şüphesiz bu hizmetlerin giderek daha da artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi adına tüm kuruluşların bu hizmetlere sahip çıkması ve destek vermesi son derece önemlidir.”

“Yerel firmaların kapasite artışı sağlayamamış olması, süt işleyen yeni firmaların kurulmaması, hayvancılığın gelişmesinde önünde bir engel olarak görülmektedir. Bu nedenle yerel firmaların teşvik edilmesinin yanında süt sanayisinin geliştirilmesi ve yeni tesislerin kurulması yönünde tedbir alınması kaçınılmaz görünmektedir.”

“Ülkemizin özellikle batı bölgelerinde, sanayinin ve hizmet sektörünün gelişmesi ile hayvancılıktan giderek uzaklaşıldığı görülmektedir. Bölgemizin giderek cazibe merkezlerinden birisi olması potansiyelinin var olduğu düşünülerek altyapıyı güçlendirecek daha planlı çalışmalara ihtiyaç olduğu gerçeği unutulmamalıdır.”

“Son yıllarda uygulanan ormancılık politikalarının orman köylüsü ve kooperatiflerimize olumsuz yansımaları olmuş, verilen üretim fiyatları, dikili satış uygulamaları ve yapılan bazı yasal düzenlemeler orman köylüsünün ve kooperatiflerinin aleyhine gelişmiştir. Özellikle yıllara sâri dikili satışın, orman köylüsünün mağdur edilmesinin yanında yerel ekonomilere de ciddi zarar vermesi kaçınılmazdır.”

 

Kastamonu Köy Kalkınma ve Diğer Tarımsal Amaçlı Kooperatifler Birliği’nin (KÖY-KOOP) 2021 Yılı Olağan Mali Genel Kurulu dün İl Tarım ve Orman Müdürlüğü Güray Koçak Toplantı Salonu’nda yapıldı.

Düzenlenen toplantıya AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Oğuz Fındıkoğlu KÖY-KOOP Genel Başkan Yardımcıları Mehmet Varol ve Barış Aydın,  OR-KOOP Genel Müdürü Erdem Kaplan, Ankara Köy-Koop Birlik Başkanı Ahmet Tümay ve İzmir Bademler Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Murat Kulaç başta olmak üzere il merkezi ve il dışından gelen davetliler ile birliğin delegeleri katıldı.

Erol Akar

Genel Kurul’da faaliyet raporu’nuokuyan Köy-Koop Birlik Başkanı Erol Akar, şu bilgilendirmelerde bulundu:

“Yönetim Kurulu Toplantılarımız mümkün olduğunca düzenli olarak yapılmaya çalışılmış ve her toplantı denetim kurulu üyelerimiz ile birlikte gerçekleştirilmiştir. Birliğimiz faaliyete geçtiği günden bugüne kurumsallaşma çalışmalarını sürdüregelmiştir. Faaliyetlerin bir kurallar bütünlüğü içerisinde yapılmasına ve bunun sürdürülebilir olmasına özen gösterilmiş, tüm mevzuatımız bir kitap haline getirilmiştir. Diğer taraftan DGRV ile müşterek yürütülen TAKBİ projesi kapsamında, Birliğimizin dokümantasyon sistemi bilimsel bir yaklaşımla yeniden elden geçirilerek en uygun hale getirilmiş, eski mutfak bölümü arşiv haline getirilerek önemli bir eksiklik giderilmiştir. Bu konularda emeği geçen herkese teşekkür ediyoruz. Birliğimizce uzun yıllardan bu tarafa hukuki anlamda destek alınmakta ve karşılaşılan sorunların çözümü yönünde çalışmalar mevzuat çerçevesinde sürdürülmektedir. Geçen yıl yapılan genel kurulumuzda alınan karar doğrultusunda merkez büromuzun üst katındaki daire satın alınmış, tapu işlemleri tamamlanmış, toplantı salonu ve büro kısımları tefriş edilerek kullanılmaya başlanmış ve hizmetin daha sağlıklı yürütülebileceği bir ortam yaratılmıştır. Diğer taraftan Çetmi tesislerimizin bitişiğinde bulunan parsel satın alınmış, tapu işlemleri bitirilmiş ve birlik olarak ileriye dönük önemli bir hizmet alanına sahip olunmuştur.”

Üretim tedarik ve pazarlama hakkında verdiği bilgilendirmede süt toplama faaliyetlerine değinen Başkan Akar, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Birlik olarak ilk önemli faaliyetlerimizden birisi, sütün pazarlanmasında sağlıklı ve güvenli bir pazar oluşturulmasına, üreticinin emeğinin en iyi şekilde değerlendirilmesine yönelik olmuştur. Pandemi ve ekonomik şartlarda yaşanan olumsuzluklara rağmen, oluşturulan soğuk zincir ve altyapı sayesinde önemli bir sorun yaşanmadan hizmet kesintisiz olarak devam edebilmiştir. Hayvancılığın gelişmesine, süt veriminin ve miktarının artışına paralel olarak, süt işleyen yerel firmalar aynı gelişmeyi gösterememiştir.Yerel firmaların kapasite artışı sağlayamamış olması, süt işleyen yeni firmaların kurulmaması, hayvancılığın gelişmesinde önünde bir engel olarak görülmektedir. Bu nedenle yerel firmaların teşvik edilmesinin yanında süt sanayisinin geliştirilmesi ve yeni tesislerin kurulması yönünde tedbir alınması kaçınılmaz görünmektedir. Şu anda mevcut üretimin yaklaşık yüzde 60’ı il dışına gönderilmektedir. Kaldı ki ilimizde hayvancılık organize sanayinin kurulacak olması,Kastamonu Üniversitesi bünyesinde Veteriner Fakültesinin açılmış olması, sulama alanlarının giderek artıyor olması, dolayısıyla kaba yem ihtiyacının biraz daha kolay giderilebilecek olması önemsenecek gelişmelerdir. Ülkemizin özellikle batı bölgelerinde, sanayinin ve hizmet sektörünün gelişmesi ile hayvancılıktan giderek uzaklaşıldığı görülmektedir. Bölgemizin giderek cazibe merkezlerinden birisi olması potansiyelinin var olduğu düşünülerek altyapıyı güçlendirecek daha planlı çalışmalara ihtiyaç olduğu gerçeği unutulmamalıdır. Ülke genelinde başta yem fiyatları olmak üzere özellikle girdi maliyetlerindeki artışın süt fiyatlarına yansıtılamamış olması üreticinin mağduriyetine neden olmaktadır.Süt fiyatlarına müdahale edilirken yem ve diğer girdilere müdahale edilememesi son derece düşündürücüdür.Bu durumun, hayvancılığın gelişmesini olumsuz etkilemesine neden olması da kaçınılmazdır. Birliğimizce daha önce faaliyete sokulmuş olan yem tesisinin yenileme çalışmaları yapılarak en uygun zamanda faaliyete geçirilecek olması giderek daha fazla önem kazanmaktadır. Ancak İFAD projesinin uygulanması ve ekonomik sorunlar nedeniyle kısa bir süre daha ertelenmesi planlanmaktadır. Bireysel tank koyarak, süt üretimi ve pazarlaması yapan kooperatif ortaklarımız için de organizasyon oluşturularak hizmete devam edilmektedir.”

Ormancılık faaliyetleri hakkında bilgi veren Başkan Akar, şöyle konuştu:

“Tarım ve Orman Bakanlığınca son yıllarda uygulanan ormancılık politikalarının orman köylüsü ve kooperatiflerimize olumsuz yansımaları olmuş, verilen üretim fiyatları, dikili satış uygulamaları ve yapılan bazı yasal düzenlemeler orman köylüsünün ve kooperatiflerinin aleyhine gelişmiştir. Özellikle yıllara sâri dikili satışın, orman köylüsünün mağdur edilmesinin yanında yerel ekonomilere de ciddi zarar vermesi kaçınılmazdır.Önemli miktardaki üretim bedelinin il ekonomisine girmeyecek olması yerel ekonomilerin ciddi zafiyete uğramasına neden olacaktır. Orman köylüsüne ve kooperatiflerine tanınan anayasal hakların ihlali niteliğindeki uygulamaların, Ülkemiz ve ilimiz bakımından yaratacağı sorunlar bütün açıklığı ile başta bizzat Sayın Tarım ve Orman Bakanımız olmak üzere Orman Genel Müdürüne, Milletvekillerimize, Bölge ve İşletme Müdürlüklerine ve basınımız aracılığı ile kamuoyunun bilgisine sunulmuştur. Son yıllarda bazı tedbirler alınmış olmasına rağmen verilen zamlar girdi maliyetlerinin gerisinde kalmakta ve üretim bedellerinin düşüklüğü akaryakıt ve diğer girdilere gelen zammın üretim fiyatlarına yansıtılamamış olması orman köylüsünün mağduriyetine neden olmaktadır. Bu sorunların bir an önce çözümlenmesi kaçınılmaz hale gelmiştir.”

Hanönü ilçesinde bulunan kooperatiflere daha etkin hizmet vermek amacıyla şube açtıklarını belirten Akar, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Eleman istihdamı sağlandı. Kooperatiflerin muhasebe dâhil her türlü hizmetleri şube faaliyetleri kapsamında yürütülmektedir.Birliğimizce 2021 yılında 128adet kooperatifin yasal muhasebesi tutulmakta, kooperatiflerin borsa tescil, bordro, fiyatlandırma ve faturalama gibi hizmetleri yine birliğimiz tarafından yürütülmektedir. Birliğimiz muhasebe birimince Kooperatiflerimizin genel kurul belgeleri veri tabanında standartlara uygun bir şekilde hazırlanmakta ve kooperatiflerin genel kurullarına muhasebe elemanı ve teknik eleman katılmasına özel önem gösterilmektedir”.

Başkan Akar, faaliyet raporunun ardından yaptığı konuşmasında şu ifadelere yer verdi:

“Özellikle ekonomik zorlukların baş gösterdiği dönemlerde, dayanışma içerisinde olmak ve sorunları müşterek kucaklamak adına üreticimiz için Birlik ve kooperatiflerimiz çok daha fazla önem kazanmaktadır. Kaldı ki ilimiz ekonomisi için en önemli sektörler olan hayvancılık ve orman üretim sektöründe kooperatiflerin çok önemli rol oynadığı gerçeği herkes tarafından bilinmektedir. İlimiz ekonomisinde hem tarım ve hayvancılığın gelişmesinde, hem de orman üretiminde kooperatiflerimizin önemli rolü vardır. Kayıt dışını önlemedeki katkısı, ödenen vergilerdeki payı, yarattığı istihdam, fiyatın oluşumunda ve regülasyonundaki rolü dikkate alındığında Kastamonu ekonomisine olan katkısı tartışmasızdır.Kooperatif yöneticilerimizin desteği, yönetim kurulumuzun ve çalışanlarımızın öz verili çalışmaları ile bugüne gelinmiş ve birliğimiz, ilimizin önemli bir hizmet kuruluşu haline getirilmiştir. Hiç şüphesiz bu hizmetlerin giderek daha da artırılması ve hizmet kalitesinin yükseltilmesi adına tüm kuruluşların bu hizmetlere sahip çıkması ve destek vermesi son derece önemlidir.”

Metin Çelik

AK Parti Kastamonu Milletvekili Metin Çelik, Genel Kurul’un hayırlara vesile olmasını dileyerek başladığı konuşmasında şunları söyledi:

“Son dönemde en çok konuştuğumuz şey üretim ve tedarik zinciri. Özellikle pandeminin etkileriyle hammadde enerji fiyatlarında yaşanan çok büyük artışlara neden oldu. Dünyada bir enflasyon süreci başladı ve daha önce hiç karşılaşmadığı bir süreçle dünya karşı karşıya kaldı. Bu sürecin içinden geçmekte olduğumuzu görüyoruz. Türkiye daha öncesinde benzer tecrübeleri yaşamış bir ülke. Daha önce 1994’te, 2001’de yaşadığımız ekonomik sıkıntılar oldu. O dönemlerle bu dönemi birbirinden ayıran şey, sadece ülkemizin iç dinamiklerinden kaynaklanan bir ekonomik problemle karşılaşmışken bu dönemde global ekonomik düzen içerisinde ve bunun bir üyesi olan açık bir ekonomiye sahip olan Türkiye’nin bundan etkilenme sürecini yaşıyoruz.”

Bu süreçle ilgili mücadele yürüttüklerini belirten Milletvekili Çelik, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu problemlerle karşılaştığımız andan itibaren hükümetimiz, Cumhurbaşkanımız gerekli önlemleri alma ve bu yaşanan ekonomik sıkıntıdan en az şekilde etkilenmesi için gereken önlemleri alma gayreti içerisinde olduk. Girdi fiyatları yükseldi, çiftçimizi hayvancılıkla uğraşanları bu alandaki destekler artırıldı. Enflasyondan çalışan kesimin etkilenmemesi adına asgari ücret, işçi emekli maaşlarındaki düzenlemeleri yapıldı.  Bütün bunlarla milletimizin en az şekilde etkilenmemesi için bu ortamdan ve yaşadığımız sıkıntıdan bir an önce çıkılması için gereken önlemleri almaya çalıştık. Bir taraftan da halkımızı korumaya çalışırken, bu süreci ekonomimizi daha ileri taşıma adına iyi bir değerlendirmeye çalışıyoruz. Dünyada 2020 yılında yüzde 3’ün üzerinde bir küçülme yaşandı. Türkiye 1.8 oranında büyüdü. Dünyada büyüyen iki ülkeden bir tanesiyiz. Yine 2021 yılında yüzde 11’i aşan bir büyüme yaşadı Türkiye. Bu nasıl oluyor? bir taraftan enflasyonist bir süreçle beraberiz diğer taraftan doğalgaz çıkıyor 10 katına çıkan bir süreç yaşıyoruz. Bunlar normal süreçler değil. Bu süreci bir taraftan yaşarken bir taraftan da Türkiye’miz, iş dünyamız, ihracatçılarımız, bu sürecin en iyi şekilde faydalanması için mücadele veriyoruz. 250 milyar doları rahatlıkla yakalayacağımız bir yılsonu beklentimiz oluştu. İnşallah aşacağız. Bir taraftan da işsizliğin bu tüm olumsuzluklara ve kapanmalara rağmen son 2 yılda azaldığını görüyoruz. Yüzde 13.2 olan 2019 işsizlik rakamlarımız, bu yıl sonu itibariyle yüzde 11’lere geriledi. Alınan önlemlerin bize sağladığı yararlar. Türkiye ekonomisi üreten bir ekonomi olduğu için belki bu süreci çok daha rahat atlatabilecek. 2 buçuk milyon istihdam yarattı Türkiye. Bu çok kolay bir şey değil belki de dünyada çok az ülkenin başarabileceği bir şey. Dünyada istihdam oranı düşüyor, Türkiye’de artıyor. Ama tüm sorunlarımızı hallettiğimiz anlamına gelmiyor. Bunlar iyiye işarettir. İnşallah bu şekilde çalışmaya devam edeceğiz.

Türkiye’nin 350 civarında organize sanayi bölgesinin çalıştığını söyleyen Çelik, şöyle devam etti:

“Köy-Koop gibi birliklerimizin ne kadar önemli olduğu bu süreçte ortaya çıktı. Bir kere malın değerinin korunması, piyasa koşullarındaki olumlu ortamın sağlanması adına birliklerimizin ve kooperatiflerimizin değeri önemi çok büyük. Bu anlamda izlere teşekkür ediyoruz. Ormancılıkla uğraşan kesimlerimizin de bu süreçte yaşamış oldukları sorunları biliyoruz. Cumhurbaşkanımız da bunu ifade ediyorlar. Bence tüm ekonomistlerin de özellikle üzerinde durduğu birim bütün enflasyon sürecinin temel nedeni enerjide oluşan artışlar ve dalgalanmalar. Geçen yıl 40 dolar seviyelerine inen petrol, şuanda 130’u geçti. 3 katı bir artış söz konusu. Belki de bizim yaşadığımız enflasyonun birinci nedeni bence enerji ve girdi fiyatlarındaki artıştır. Bunlara yönelik önlemlerimizi almak zorundayız. Orman genel müdürlüğümüz bahsetti yüzde 875 üzerinde, 2022 yılı içerisinde ormancılık üretim faaliyetleri üretim bedellerinde hükümetimiz artışa gitti. Yani bir taraftan tüm kesimlere yönelik koruma anlayışımızı devam ettireceğiz. Bir taraftan da enflasyonu kontrol altına alıp önümüzdeki aylardan itibaren o enflasyonu düşmeye başladığını kontrol altına alındığını tekrar normal bir döneme gireceğimizi de düşünüyoruz. Hep birlikte başaracağız. Sadece hükümetin yürütmenin tek başına yapacağı bir iş değil, Birlikte üreteceğiz birlikte kazanacağız birlikte Türkiye’yi hak ettiği noktaya taşıyacağız.”

Tarımsal ihracat rakamlarının, önemli olduğunu da ifade eden Milletvekili Çelik;  “Üzerinde farklı dezenformasyonların yapılmaya çalışıldığı bir alan. Tarım üretimimiz düşüyor mu yükseliyor mu rakamlar ortada. En çok eleştirilen hükümet olduğuna göre 2022’yi baz almak durumundayız. Bunu yanlış anlamasın kimse. 10 yıl Türkiye’nin tarımsal ihracatı 4  5 milyar dolar seviyelerinde. Bugün tarımsal ihracatımız 30 milyar dolar seviyelerine gelmiş durumda. Yani bizin tarımsal ihracat rakamlarımızda 5 6 katı bir artış var. Türkiye tarımsal ihracatından daha fazla ithalat yapan bir ülke mi? Bir algı operasyonu yapılmaya çalışılıyor. Ama bunlar gerçek değil. Tarımsal ihracatımız ithalatımızdan çok daha fazla. Buğday ithal ediyoruz peki neden? Biz kendi kendine yeten bir ülke değil miyiz? diye bir eleştiri geliyor. Bu işle uğraşanlar biliyor, ama halkımız bilmiyor. Türkiye 20 milyon ton civarında üretimi  var. 19 milyon ton civarında da tüketimi var. Bu kendi tüketimimiz. Yaklaşık 28 milyon ton da Türkiye ithal ediyor makarna yapıyor, un yapıyor, bunu tarım sanayi ürünlerine çevirip dünyaya ihraç ediyor ve Türkiye’nin dış ticaretine büyük bir katkı sağlıyor. İhtiyacımızı kendimiz üretemiyoruz da, dışarıdan bu ihtiyacımızı karşılamak adına kendimizi bu ihtiyacımız karşısında dışarıdan bir ithalat gerçekleştiriyormuşuz gibi yanlış bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Türkiye, Dünya’da en fazla un yapıp ihraç eden ülke şu anda. Bunları birbirine karıştırmamamız lazım. Halkımızın da bunları çok iyi bilmesi gerekiyor” dedi.

IFAD konusuna da değinen Milletvekili Metin Çelik, “Uzun süredir üzerinde durduğumuz toplantılar yaptığımız bir konuydu IFAD konusu. Daha da fazlasını Kastamonu’muza kazandırmak istiyoruz. Uluslar arası Tarımsal Kalınma Fonu, Dünya’da belirli programları üye ülkelerde uyguluyor. Bizde Kastamonu olarak 6 il arasındaydık. Türkiye’de uygulanacak iller arasındaydık. Bunun da faaliyete geçiyor olması bizim için önemli. Daha projelerimiz de var inşallah onları da önümüzde süreçte uygulayacağız. Tarımsal destekler, Tarım Bakanlığımızın yüzde 50 hibe gibi, üretim tesislerimiz bütün bunlar üreten ve büyüyen Türkiye’nin Kastamonu’daki örnekleridir. Çalışmaya üretmeye devam edeceğiz, tarımın önemi her geçen gün daha da artıyor” ifadelerine yer verdi.

Konuşmasında son olarak kuraklık konusuna değinen Çelik; “Kuraklık, geçen sene yaşadığımız sıkıntıların başında geliyor. Bir taraftan kuraklığı yaşarken, bir taraftan iklim değişikliğinin yansımaları ile karşı karşıya kalıyoruz. Bundan sonra bu tür afetleri inşallah yaşamayız. Bunların önlemlerini de alma adına gerekli tedbirleri hayata geçirme gayreti içerisindeyiz. Kuraklık sadece tarımsal üretimin düşmesine neden olmuyor. Bizim hidroelektrik santrallerimiz, sudan üretimle, Türkiye elektrik ihtiyaçlarının yüzde 30’dan fazlasını bu santrallerden karşılıyor, rüzgar, güneş bunlar da termik. Bir de doğalgazdan elektrik üretiyoruz. Son 10-15 yılda rüzgarda ve güneşte ciddi mesafe kat ettik. Hidroelektrik santrallerden ciddi mesafe kat ettik. Ama su olmadığı zaman, mesela geçen sene sudan ürettiğimiz elektrik yarıya düştü. Bunu tamamlamak için tek çaremiz vardı, Doğalgazdan mecburen. Aradaki farkı doğalgazdan karşılamak durumundaydık. Doğalgazdan toplam tüketimimizin yüzde 15’ini karşılayınca, bizim elektrik fiyatlarımıza da otomatikman doğalgazdaki on katlık artış yansımış oldu. Dolayısıyla sadece kuraklık tarımsal üretimin düşmesine neden olmuyor, bir taraftan da enerji maliyetlerine de çok ciddi baskı yapıyor. Bizim yapmamız gerekenler, sulak arazilerimizi arttırmak durumundayız. Hem Türkiye’de hem Kastamonu’muzda güzel gelişmeler var. Mesela Devrekâni’deki kapalı sistem sulamamız, o bölgeye çok ciddi hareket getirdi tarımsal üretim anlamında. Pancar 20 Bin tonlardan bugün 120 Bin tonlara geldi. Bütün hedefimizi, bütün enerjimizi projelerin tamamlanması yönünde harcadığımızı da bilmenizi istiyorum. Genel kurulumuzun hayırlı uğurlu olmasını diliyorum. Tüm üreticilerimize bereket getirmesini diliyorum. Bir adım ötesini, enflasyonların kontrol altına alındığı bir dönemi bekliyoruz inşallah başaracağız kimsenin endişesi olmasın.”

Cengiz MUHZİROĞLU