ANAHTAR

Garip adamdı o…

2000’lerin başıydı.

18’imdeydim, üniversitenin ilk seneleriydi….

Senelerdir üst katımda oturur ama az görünürdü.

Çağırdı bir gece, odasına gidip yatağın ucuna oturdum, kitap okuyordu.

Bir anahtar uzattı.

Haftada bir çıkarttığı, 84 lacivert Mercedes’in anahtarıydı.

Genç adamsın, geldikçe kullan dedi.

Almam dedim, ”al ulan al uzatma!” dedi…

Odasından çıktım, evin kapısına geldim, anahtarı kapının yanındaki komidine koyup çıktım.

Görmüş anahtarı ertesi gün, üzülmüş.

**

2010’ların başlarıydı. İş güç sahibi olmuş, ofis açacaktım.

Gittim bürosuna, ”amca boş ofis varsa buraya gelmek istiyorum” diye.

Uzunca sustu. Anladım. Yoktu. ”-dur bakalım” dedi.

Akşam haber göndermiş, gelsin! demiş.

Gittim, yıllar sonra bir anahtar daha uzattı bana. Şaşırdım.

Benim büroyu boşalttım; geç oraya dedi.

Amca! Dedim.

On yıl önce kurduğu cümleyi tekrar kurdu ”al ulan al uzatma işte!

Kendi ofisini boşaltmış, bana tahsis etmiş.

Böyle olmaz dedim;yine üzüldü.

Velhasıl orada başladım mesleğe.

Bürosunu işgal ettiğim her ayın başında bir zarfın içinde kira gönderdim.

O zarf bana açılmamış halde geri geldi.

Bu enstantane 2 yıl sürdü tam… Her ayın beşinde…
**

Akşamları günün yorgunluğuyla gittiğimde yanına sevinir, çok da belli etmezdi.

Bir sigara uzatırdı, saygım vardı; içmem derdim. ”İç ulan iç işte uzatma” derdi.

Son yıllarda birkaç gün gitmesem; rahatsız ederim korkusuyla aramaz; haber gönderirdi.

Çocuk koşa koşa gelir. ”Ahmet Abi müsait olduğunda bir uğrasın dedi” diye.

Ben de beklerdim açıkçası bu çağrıyı. İşi gücü bırakır giderdim.

**

Sadece bana uzatmadı bu anahtarı Ahmet TAMEL,

Kastamonu Gazeteciliği’ne

Kastamonu Sporu’na

Edebiyata

Siyasete

Gençlere uzattı…

**

Velhasıl bu uzun boylu, uzun sakallı bu garip adam kendisi bir anahtardı…

Anlayan açtı kapıları

Anlamayan dışarıda kaldı…

Av.Burak TAMEL