“Artık hiç kimse yolsuzluğa şaşırmıyor”

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, kayyum atanan belediyelerdeki yolsuzlukların araştırılması önerisiyle ilgili olarak Meclis’te parti grubu adına yaptığı konuşmada iktidarı sert ifadelerle eleştirirken Türkiye’de artık hiç kimsenin yolsuzluğa şaşırmadığını

Bir tespihe 40 bin lira ödenmesini kayyum harcamalarına örnek gösteren Baltacı, “Niye yolsuzluklar araştırılmasın istiyorsunuz biliyor musunuz? Eğer yolsuzluk bir kez araştırılıp bir yolsuzluktan hesap sorulursa, şu tespih taneleri gibi bu düzenin dağılıp gideceğinden korkuyorsunuz. Sizi bu tespih taneleri gibi bir arada tutan bağ, yolsuzluktur” ifadesini kullandı.

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, kayyum atanan belediyelerdeki yolsuzlukların araştırılması önerisiyle ilgili olarak Meclis’te parti grubu adına yaptığı konuşmada iktidarı sert ifadelerle eleştirdi.

Mardin ziyaretinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’ya bir kuyumcuda hediye edilen tespihin Mardin Büyükşehir Belediyesi’ne daha sonra 39 bin 883 TL’ye fatura edilmesi üzerinden kayyum atamalarını ve AKParti’yi eleştiren Milletvekili Baltacı, AKParti’yle birlikte Türkiye’de artık hiç kimsenin yolsuzluğa şaşırmadığını söyledi.

AKParti’nin Türkiye’ye “Çalıyorum ama çalışıyorum” kültürü yerleştirdiğini söyleyen Baltacı, “niye yolsuzluklar araştırılmasın istiyorsunuz biliyor musunuz? Eğer yolsuzluk bir kez araştırılıp bir yolsuzluktan hesap sorulursa, şu tespih taneleri gibi bu düzenin dağılıp gideceğinden korkuyorsunuz. Sizi bu tespih taneleri gibi bir arada tutan bağ, yolsuzluktur. Yolsuzluklardan hesap sorulmadıkça bu ülke demokratikleşemez” ifadelerini kullandı.

Milletvekili Hasan Baltacı konuşmasında şunları söyledi:

“Sayın başkan, değerli milletvekilleri; öncelikle buradan iktidar partisine bir hatırlatmada bulunmak istiyorum. İktidar partisi, on yedi yıllık tek başına iktidar olmanın vermiş olduğu özgüvenle şunu yapıyor: Türkiye’nin siyasi tarihinin kendisiyle başladığını ve kendisiyle biteceğini düşünüyor ve topluma da bunu pompalıyor. Yani bunu niye söylüyorum? Bunu, özellikle darbelerle yüzleşmek üzerine söylüyorum. Bu ülkede 27 Mayıs’ta darbe oldu, 12 Mart’ta darbe oldu, 12 Eylül’de darbe oldu, 28 Şubat darbesi yaşandı, e-muhtıralar yaşandı, 15 Temmuz darbesi yaşandı. Yalnız sadece bu ülkede 15 Temmuz darbesi yaşanmış gibi Türkiye’nin siyasi tarihini yeniden yazamazsınız. Biz 15 Temmuz darbesi yaşandığında da, 12 Eylül’de de, 12 Mart’ta da hep şunu söyledik:Dedik ki, ‘Darbelerle yüzleşelim, darbelerle hesaplaşalım, darbeleri Türkiye’nin demokrasisi adına bir fırsata çevirelim.’ Ama siz bunu, kendi iktidarınızı sağlamlaştırmak adına özellikle 15 Temmuz darbesini bir fırsata dönüştürdünüz. Bu fırsat ne? Bu fırsatın en önemli, en somut göstergesi, değerli arkadaşlar, seçilmiş belediye başkanlarının yerine atanan kayyumlardır. Şimdi bu kayyumlarla ilgili birçok şey söyleyebiliriz aslında, ama esasında şunu söylemek istiyorum: Türkiye bütün yolsuzluklarla hesaplaşmak zorunda, kayyumların yaptıkları yolsuzluklarla da hesaplaşmak zorunda. Türkiye demokratikleşmek istiyorsa yolsuzluklarla mutlaka hesaplaşmak zorunda. Ama öyle bir şey oldu ki, eskiden Türkiye’de bir yolsuzluk yapıldığında herkes oraya odaklanırdı, herkes onu konuşurdu. Bugün yolsuzluk o kadar yaygınlaştı, o kadar sıradanlaştı ki yolsuzluk Türkiye’de bir kültür hâline geldi ve artık hiç kimse yolsuzluğa şaşırmıyor. Çünkü ‘Çalıyorum ama çalışıyorum’ kültürünü siz yerleştirdiniz. O kadar yaygınlaştı, o kadar sistematik hâle geldi ki, yolsuzluğun neresinden tutacağını bu toplum artık bilmiyor.

“AYIP ÇİZGİSİ ÇOKTAN AŞILDI”

“Bakın, kayyumlar eliyle ne yapılmış? Sayıştay raporlarında bunlar açık. Kayyumlarda öyle bir mide varmış ki, 1 ton 600 kilo fıstık yemiş. Öyle bir mide varmış ki, özel kalemin bütçesinden bir ayda 59 bin liralık yemek faturası ödemiş.Yani ye ye bitirememiş.

Kayyumlar ne yapmış? Kayyumlar gelen misafirlerini ağırlamış. Mardin’e bir misafir gelmiş. İçişleri Bakanı Sayın Soylu. Hani, şu ‘hesabını sormazsam namerdim’ diyen İçişleri Bakanı gelmiş Mardin’e, gezmiş tozmuş ve bir kuyumcuya gitmiş. Kuyumcuda da tespihlere bakmış. Bizim sabır çektiğimiz tespihlere bakmış. Arkasından Mardin Belediyesine o kuyumcudan 39 bin 883 liralık fatura gitmiş. Şu gördüğünüz tespihin taneleri bin 200 liraya gelmiş, şu gördüğünüz tespihin taneleri 1.200 liraya gelmiş. ‘Ayıp’ desem, o çizgi çoktan aşıldı. ‘Günah’ desem, Diyanet elinizde; oradan da yırttınız, ama halkın öfkesinden yırtamazsınız.

“‘Yolsuzlukları araştıralım’ dediğimizde, niye yolsuzluklar araştırılmıyor biliyor musunuz? Eğer yolsuzluk bir kez araştırılıp bir yolsuzluktan hesap sorulursa şu tespih taneleri gibi bu düzenin dağılıp gideceğinden korkuyorsunuz. Sizi bu tespih taneleri gibi bir arada tutan bağ, yolsuzluktur. Yolsuzluklardan hesap sorulmadıkça bu ülke asla demokratikleşemez.”