“Aşı reddi” gibi bir sorunumuz var

Ülkemizde göçmenler başta olmak üzere ele gelir sayıda bir kesim çocuklarına aşı yaptırmayı reddediyor, kanunda yapılan değişiklik aşı reddine olanak sağlıyor, aşı surlarında açılan bir gedik bile kaleyi külliyen düşürmeye yeter de artar…

“Aşı reddi” karşısında duralım ve aşının gereğini etrafımıza anlatalım.

 

Bitti denilen bulaşıcı hastalıkların geri döndüğüne şahit oluyoruz ülke çapında, öyle zamanlar oluyor ki hastaneler dolup taşıyor çocuk hastalarla…

Kabus geri dönüyor.

 

“El ayak” yahut “öpücük” hastalığı misali envai çocuk hastalıkları türüyor, şaşırıp kalıyoruz…

Elimiz belimizde bakmayalım, çocuklara sahip çıkalım.

 

Göçmenlerin çocuklarına aşı yaptırmadıkları iddia ediliyor…

Kimi vatandaşlarımızın inanç yahut ideolojik bakışları nedeniyle çocuklarına aşı yaptırmadıkları, aşı reddinde bulunanların sayısının her geçen gün arttığı kaydediliyor.

 

Konu ciddi ki…

Türk Tabipleri Birliği (TBB) 6 Kasım 2018 tarihinde “Aşı Konusunda Yaşanan Tereddütler, Aşı Reddi ve Aşı Karşıtlığı Konusunda Etik Kurul Görüşü” açıklamasını yayımladı.

 

Açıklamada aşının gerekliliği ve aşı reddinin zararları olabildiğince açık anlatılıyor…

“Aşı karşıtlığı, bağışıklama için bir tehdittir. Toplum bağışıklığının sağlanamaması yeniden aşıyla korunabilen hastalık salgınlarına yol açacak ve toplumun en kırılgan kesimleri başta olmak üzere tüm toplum zarar görecektir. Bu nedenle aşı karşıtlığı, aşı reddi ve aşı konusunda tereddüt ciddiyetle ele alınmalıdır. Ancak aşı bağlamında yaşanan olumsuzluklar, sadece aşıya karşı yaşanan yalıtılmış, münferit olaylar değildir. Sağlık alanında piyasalaşma ve gericileşme el ele yürümektedir. Sağlığın piyasalaşması sağlık hizmetleri açısından en temel unsurlardan biri olan güven ilişkisini zedelemekte, teminat paketi uygulamaları hizmete erişimi kısıtlamaktadır. Geleneksel, alternatif, tamamlayıcı sağlık uygulamalarına (GATSU) yönelimin de bu zeminde giderek arttığı bilinmektedir. Bu alanda yeni bir pazar oluşturulmakta, GATSU hastaların sağlık hizmetlerinde yaşadığı olası olumsuzluklara çözüm yolu olarak sunulmaktadır. Aşı karşıtlığı da bu zeminde gelişmekte, güç bulmaktadır.”

 

Ve kamuya düşen görev…

“Aşılama hizmetleri kamusal bir sorumluluktur. Bu nedenle kamuoyunun bilimsel veriler ışığında aşıyla korunabilen hastalıklar konusunda aydınlatılması, aşı karşıtı tezlerin çürütüleceği eğitsel araçların geliştirilmesi ve risk altındaki kişilerin bağışıklama ile korunması konusunda yasal düzenlemelerin yapılması gereklidir. Devletin konu ile ilgili yasa çıkarmamasının pozitif ödev yükümlülüğüne aykırı davranış olarak suç kabul edilebileceği de unutulmamalıdır. Yetkililer bu konuda net ve tutarlı bir tutum izlemelidir. Aşı karşıtlığı yaparak toplumdaki bağışıklık orantılarının düşmesine, salgınların ortaya çıkmasına neden olanlar konusunda tutarlı bir kamusal sorumlulukla yasal yoldan mücadele edilmesi, bilimsel verilere dayanmayan, gerçeği yansıtmayan bilgilerin yaygınlaşmasının önlenmesi de çok önemli ve gereklidir.”

 

Aşı konusunda duyarlı olalım…

Aşı reddini reddedelim.

 

Bir aşısız çocuk…

Tüm çocukları hasta edebilir.

 

  • ••

 

Dünya üniversitesi olmaktan evvel “üniversite” olabilmek

 

Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Enformatik Enstitüsü bünyesinde faaliyet gösteren URAP Araştırma Laboratuvarı, “Üniversitelerimizin 2018-2019 Dünya Genel ve Alan Sıralamasındaki Yerleri” raporunu yayımladı…

Kastamonu Üniversitesi’nin dünya sıralamasındaki yeri pek iç açıcı değil.

 

7 araştırma kuruluşunun dünya üniversite sıralamasına yer veriyor URAP raporu, 5’ine Kastamonu Üniversite girememiş durumda…

5 bin üniversite arasına girememek 5 sıralamada, geçmiş yönetimin üzerinde düşünmesi gereken bir konu..

 

2 araştırma kuruluşunun listesinde kendine yer buldu Kastamonu Üniversitesi, SCİMAGO sıralamasında 730, WEBOMETRİCS sıralamasında 3484’üncü…

Öp başına koy.

 

Raporda “alan” sıralamaları da var, Kastamonu Üniversitesi yetkililerine bıraktım “alan” fotoğrafını yorumlamayı, o kadarını gözüm almadı, gerek de yok zaten…

Bu tür araştırma sonuçlarını gazete değil, üniversitenin kamuoyu ile paylaşması lazım üstelik.