ÂŞIK VEYSEL VE GÖL KÖY ENSTİTÜSÜ/2

Türk âşıklık geleneğinin, saz şiirinin ünlü şairlerinden Sivas Şarkışla Sivrialan köyünde 25 Ekim 1894 tarihinde dünyaya gelen Âşık Veysel Şatıroğlu’nun TÜRKSOY kararıyla 2019 yılı boyunca doğumunun 125. yılının kutlanacağını bir önceki yazımızda duyurmuş, Kastamonu’yla ilgisini ortaya koymaya çalışmıştık.
Âşık Veysel, MEB Yüksek Öğretim Genel Müdürü Ahmet Kutsi Tecer ve İlköğretim Genel Müdürü İsmail Hakkı Tonguç’un ilgisiyle 1941-1946 yılları arasında altı köy enstitüsünde usta öğretici kadrosuna atanarak bağlama ve türkü öğretmekle görevlendirilmişti. Bu görevlendirmede iki gözünün görmemesinin ve Atatürk devrimlerini, Cumhuriyete bağlılık, tabiat insan doğa sevgisi, okulu sevdirme şiirlerinin rolü büyüktür.
Halkevleri ve Köy Enstitüleri Âşık Veysel’in şiirini zenginleştiren kuruluşlardı. Bu kuruluşlar için üçer şiir yazdığını hatırlıyorum. Aya gitme, uçak, füze, atom, hidrojen, baraj, fabrika, makine gibi kavramları Veysel Köy Enstitülerinde duymuş, öğrenmiş olmalıdır. Yine Köy Enstitülerindeki meyve sebze yetiştirme uygulamasını 1948-1949 yıllarında köyü Sivrialan’a taşımış, köylülerin alaycı bakışları arasında ilk meyve bahçesini Sivrialan Çobandere kıyısında meydana getirmiştir.
Âşık Veysel, Göl Köy Enstitüsünde 1943 Kasım-1944 Nisan ayları arasında yaklaşık altı ay kaldı. Yanında Küçük Veysel lakaplı o da çalıp söyleyen Veysel Erkılıç vardı. Âşık Veysel, hatıralarında da belirttiği gibi 1941 yılında Arifiye’den başlayarak kış aylarında yaklaşık altı ay usta öğreticilik yapmakta, havalar ısınıp Sivas’ta tarım hayvancılık faaliyetleri başlayınca (Nisan ayı) Sivrialan’a dönmekteydi. Maaşı ve konser, plak gelirleri dolayısıyla köyünde cebinde her zaman para bulunan bir kişiydi. Ortaokula ilçeye giden öğrencilere harçlık verirmiş. Darlananlar da ondan para istermiş. Kolay değil. Altı çocuk yetiştirmiş sazı ve sözüyle.
Âşık Veysel’in Göl Köy Enstitüsünde yazdığı bir şiiri birinci yazımızda yayımlamıştık. Bu yazımızda da yine Göl Köy Enstitüsünde yazdığı ikinci şiire yer vereceğiz:

  • Bilmem Hayal miydi Yoksa Düş müydü?
  • Bilmem hayal miydi, yoksa düş müydü
    Gönül arzusunu buldu bu gece.
    Yalın kılıç mıydı, bir ateş miydi
    İçerim köz ile doldu bu gece.
  • Bilemedim gece ile gündüzü
    Seçemedim güneş ile yıldızı
    Mestane gözleri mest etti bizi
    Aklımı başımdan aldı bu gece.
  • Mâh yüzüne bakma ile doyulmaz
    Sıra sıra benleri var sayılmaz
    Aşk meyinden içen âşıklar ayılmaz
    Bilemedim bana n’oldu bu gece.
  • Durmaz yanar gerçeklerin çerağı
    Yakın olur ehl-i aşkın ırağı
    Gölköy oldu Veysel’in durağı
    Hayali karşıma geldi bu gece.
    (Doğan Kaya: Âşık Veysel, 2004:118)

21 mart 1973, Veysel’in dünyasının değiştiği gün. Âşık Veysel Yılı dolayısıyla Ankara’da iki ayrı kültür sanat kurumunda 9 Mart ve 30 Mart (Dünya Söz Akademisi-Dünya Yazarlar ve Aydınlar Derneği , GESAM) konferans vereceğim. Bütün şiirlerini mecburen tekrar tekrar okuyoruz. Mutlaka Kastamonu’yla başka şiirleri de çıkacaktır.
Ölümü ve 125. doğum yılı dolayısıyla bir kez daha Âşık Veysel’i rahmetle, saygıyla anıyoruz…