Aşkolsun diye sevmek lazım kendiri

Varlık içinde yokluk çekmekten kurtulmanın biricik yolu Allah’ın bahşettiği yerde, gökte, denizde sahip olduğumuz yekûn potansiyeli görmek, geliştirmek, tasarım katmak, üretici güçleri kolektif hale getirmek, sanayisini kurmak, ürüne çevirmek, satışa sunmak…

“Aşkolsun diye sevmek” her şeyden evvel toprakta börtü böceği, denizde balığı, gökte bulutu.

Mevzumuz kendir (kenevir) ise…

Aşkla sevmek lazım kendiri.

Kendir aşkla sevilir mi sevilir pekala…

Aradığım vicdanıma ilhamı, damarıma kanı, aklıma aydınlığı Siyami Özel’in “Aşkolsun diye yaşadık bu şehri bivefada” şirinde buldum, değer katmak için evvela sevmek lazım Kastamonu’yu, gerisi “falan filan”.

“yedialtmışbeşlik tabanca, geco mermi ve kendir tarlaları 

elimi kolumu sallayıp geçtim germeç pazarından

yıllardan galiba bin dokuz yüz altmış beşti

buzlu bir camın ardından şöyle bir anımsanan”

1965’te Siyami Özel’in sol göğsünde kanat çırpan kuş bugün benim, senin, onun,  bizim, yüzlerin, binlerin, on binlerin sol göğsünde kanat çırpabiliyorsa eğer Kastamonu emin yüreklerdedir…

Yok eğer lafta, makamda, görevde ise haletiruhiyemiz yerimizde saymaya hatta geri gitmeye mahkumuz.

Kendir, büyük zenginlik vaat ediyor ilimize…

Aşkla tutalım elinden.

  • ••

Not 1:

Geçtiğimiz Cumartesi günü Kastamonu Kenevir İnisiyatifi tarafından düzenlenen kenevir (kendir) ekim şenliği ve çalıştay gösterdi ki toplum; siyasetin, meslek odalarının, üniversitenin çok ama çok ilerisinde…

Ekonomi de aynı şekilde yukarıda saydığım kurumların çok ilerisinde seyrediyor.

Dünyayla, ülkemizle koşut ilimiz de hızlı bir kabuk değiştirmeyi yaşıyor sanayide, bilimde, ekonomide…

Yetkili ve sorumlu kimi kurumlar ise eski dünyada yaşıyorlar henüz.

Kastamonu, kenevirin (kendir) farkına vardı, varamayanlar da bir zahmet varsınlar…

Siyasette, meslek odalarında, üniversite koltuklarında oturmak veballi iştir, sorumluk ister, ter ister…

  • ••

Not 2:

Her okuduğumda bu şiiri bir yandan karnıma çivi gibi bir apandisit ağrısı saplanıyor, diğer yandan nane koklamışçasına ciğerlerim açılıyor…

Bir yanda omuzlarımıza yüklenen toplumsal sorumluluğun ağırlığı, diğer yanda güzel günlere inanç.

Gazetemizin kurucusu, edebiyat ve düşünce insanı hemşerimiz Siyami Özel’i “kendir” vesilesi ile bir kez daha şükranla anıyorum…

Nasip olsun aşkolsun diye yaşamak bu şehri bivefada.

 

“Aşkolsun diye yaşadık bu şehri bivefada

yedialtmışbeşlik tabanca, geco mermi ve kendir tarlaları

elimi kolumu sallayıp geçtim germeç pazarından

yıllardan galiba bin dokuz yüz altmış beşti

buzlu bir cam ardından şöyle bir anımsanan

uzunyazı, hacı ibrahim dağı ve beride o görkemli orman

 

sonra teptim bulutları bir bir

ballıdağ canibinden indim göl ovasına

keyif benim değil mi su içtim ılgazlardan

sarıçiçek yaylasında elimi yüzümü yundum

yüreğimserkizof marka saat gibiydi tik tak tik tak

anginapectoris ağrılarım başlamadan

 

ah efendim benim de gençliğim vardı görecektiniz

öfkelikorkubilmezherşeye başkaldıran

o durgun aşağı imaretten vurgun yemiş gibi geçerdim

akşam oldu mu dereboyuolukbaşı

vakıfta bir kahve vardı hani mor salkımlı

ve gramofonda hep aynı türkü “kalenin ardı duman”

 

nasıl da geçti yıllar bu şehri bivefada

yalan kardeşim bu dünya yalan

aşkolsun diye yaşadık sözün kısası

aşkolsun diye sevdik sevildik

şiirler yazdık aşkolsun diye

sonrası falan filan”