Atatürk’ü anlayamadan bir ömrü yedim

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 23 Ağustos 1925 günü Kastamonu’ya geldi, taa 31 Ağustos’a kadar ilimizi adeta adım adım arşınladı, ayak basmadığı ne sahil kaldı ne ücradaki köy, halka hitaben yaptığı konuşmalarda Türkiye Cumhuriyeti’nin fikri yörüngesini Kastamonu’da çizdi desek yeri, kıymeti anlatılmaz 9 gün…
Bense tek anını anlayamadan, kelimesine akıl erdiremeden bir ömrü yedim iyi mi?

Kendimedir sözüm…
“Zehir zıkkım ola”.

“Fikri ve vicdanı hür” olalım istedi Atatürk…
Başkalarını bilmem ama kendi namıma ne fikrim ne de vicdanım hür olabildi. İpotek verdim hep, birgün Ahmet’e birgün Hans’a.

“Efendiler ve ey millet iyi biliniz ki Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, mensuplar memleketi olamaz. En doğru ve en hakiki tarikat, tarikatı medeniyedir. Medeniyetin emir ve talep ettiğini yapmak insan olmak için kafidir” dedi…
Binbir çeşit yobaz örgütün sırtına din kisvesini geçirip toplumu kemirmesine zerre ses çıkarmadım yalan yok.

Yeri geldi…
Toplu alkışta saf dahi tutmuşluğum vardır dibi debertlense.

Doğruya doğru, yanlışa yanlış diyemeden…
Dilsiz bir ömür geçirdim.

“Bir heyeti içtimaiye, bir millet, erkek ve kadın denilen iki cins insandan mürekkeptir… Mümkün müdür ki, bir camianın yarısı topraklara zincirlerle bağlı kaldıkça diğer kısmı semalara yükselebilsin?” dedi…
Toplumun yarısının topraklara zincirle bağlı kalmasına itiraz etmedim.

Köylüye modern tarım tekniklerini önerdi, esnafa üretimi, “ihracat yapın” dedi resmen…
Üretmedim, tükettim.

“Milli kıyafet” dedi misal…
Kıyafet şöyle dursun, milli ve yerli hiçbir değeri tanımadım, uzak durdum, modaya uydum.

Bir ömür geçti…
Atatürk’ü anlayamadım.

Başım musibetten kurtulmadı…
Ders almadım.

Akıllanır mıyım?…
Asla.

Not 1: Gazi Mustafa Kemal Atatürk 31 Ağustos 1925 günü Kastamonu’dan ayırılırken halka hitaben yaptığı veda konuşmasından bir pasaj…
“Benim için sizden ayrılmak çok acıdır. Arkadaşımızın ifade ettiği kesin mecburiyet olmasaydı, simdi buradan geri döner ve çok bahtiyar olurdum. Fakat emin olunuz ki size veda için elimi uzattığım zaman; bu sizden uzaklaşmak için değil, sizinle temasımı bütün ömrümde hissetmek içindir.”

Tarihe düşülmüş en şık veda sözleri olsa gerek…
Okudukça his denizinde kayboluyor insan.

Böylesi bir liderin ülkesinde yaşamak…
Büyük onur.