AYŞE KULİN’İN “ADI AYLİN” ROMANINDA KASTAMONULU BİR YARDIMCI KAHRAMAN

Halk bilimi/folklor alanındaki makale ve Kastamonugazetesindeki köşe yazılarından artan zamanlarda özellikle Türk yazarlarının şiir, roman, hikâye/öykü ve oyun türlerindeki eserlerini okuyup edebiyat öğretmenliği kimliğimi yeni bilgilerle donatmayı ihmal etmiyorum. Bu çerçevede, tanınmış kadın romancı Ayşe Kulin’in Adı Aylin romanını, 1997 yılında yayımlamasına karşın ancak Ekim 2020’de okuma şansımız oldu. Geç kaldığıma üzüldüm doğrusu… Çünkü, romanda Kastamonulu bir yardımcı kahraman da vardı. Romanın başkahramanı Aylin, ilk ve orta öğrenimini Türkiye’de yapmış, Avrupa’da tıp öğrenimi görmüş, ABD’de başarılı olmuş bir psikiyatr, cumhuriyet kızıdır. Tanınmış politikacı Kasım Gülek’in baldızı olduğu gibi, romancı Ayşe Kulin’in de teyzesinin kızıdır. Roman, gerçek bir hayat hikâyesidir. Aylin’in hayatında ve çevresinde bulunan kişilerle görüşülerek kaleme alınmış olup sonuna Aylin’in aile albümünden bazı fotoğraflar da yerleştirilmiştir.

Bir güzellik kraliçesi, film aktristi sanılacak derecede güzel, uzun boylu, sarışın ve sarımsı yeşil gözlere sahip Aylin Devrimel, Sultan Abdülmecit’in sadrazamlarından “Giritli, Deli” lakaplı Mustafa Naili Paşa soyundan geliyordu. Deli dolu, cesur, sözünü sakınmayan bir tipti. Bu özellikleri Aylin’e de geçmişti. Paşa’nın 11 oğlundan Hilmi Paşa’nın kızı Melek’in Fransa’da öğrenim görmüş, Halkalı Yüksek Ziraat Okulunu kurup uzun yıllar bu okulda öğretmenlik yapan Hasip Bey’le evliliğinden Esma (Nayman), Leyla (Devrimel), Ecla (Kulin) adlarında üç kızı ve Esat, Hilmi adlarında iki oğlu dünyaya gelmişti. Hasip Bey, çocuklarının hepsinin iyi öğrenim görmesini sağladı. Esma Nayman, 1935’te TBMM’ye milletvekili seçildi. Leyla, Devlet Demir Yollarında görevli Cemal Devrimel’le evlenip Ankara’ya yerleşti. Cemal-Leyla Devrimel’in ilk çocukları Nilüfer (Gülek) 1933, Aylin ise 1938 yılında doğdu. Aylin’in çocukluğu birçok tanınmış ailenin çocukları ve kuzenleriyle birlikte Ankara Kızılay’daki Soysal Apartmanında geçti. Ankara Maarif Koleji/TED ve İstanbul Arnavutköy Amerikan Kız Kolejini bitirdi (1958). Cenevre’de yaşayan dayısı Hilmi Bey’in desteğiyle bir süre Paris Üniversitesinde okudu. 1961 yılında annesi Leyla Hanım’ı kaybetti. Annesinin kanserden ölmesi üzerine doktor olmaya karar verdi. Ancak, Paris’te yaşayan Libya Prensi Senusi’ye âşık olup onunla evlendi. Ailesi, bu evliliği hoş karşılamadı. Prens Senusi’nin giyimini, sosyal hayatını kısıtlayan davranışlarına katlanamayıp ayrıldı. 1965 yılında Lozan’da tıp öğrenimine başladı ve doktor oldu.  Tıp öğrenimi sırasında İsviçreli Jean Pierre ile ikinci evliliğini yaptı. Aylin, ABD New York’ta psikiyatr olarak çalışırken eşi Jean Pierre de başka bir şehirde iş buldu. Çok başarılı bir psikiyatr olan Aylin New York’ta birçok ümitsiz hastayı iyileştirdi. Psikolog Mişel Radomisli ve film yapımcısı Joseph Cates ile üçüncü ve dördüncü evliliklerini yaptı. Altı yediyi bulan gebelikleri düşükle sonlandı. Çocuk sahibi olamayacağını anlayınca Mişel ve Cates’in çocuklarıyla yakından ilgilendi. Ablası Nilüfer Gülek’in kızı Tayibe’yi ilkokuldan sonra yanına alarak ABD’de orta ve yüksek öğrenim (Harward’da) görmesini sağladı.

Roman’da Aylin’in fırtınalı yaşantısı, aşkları, evlilikleri, hüsranları, mesleki başarıları, hastaları ve çevresiyle ilişkileri akıcı bir üslupla işlenmiştir. Bu olaylar zincirinde T.C.’nin 1923-1995 dönemine ait bazı olay ve şahsiyetler de tabii olarak gündeme getirilmiştir. Roman, dramatik bir olayla, beklenmedik bir ölümle sona ermektedir. Aylin, dördüncü evliliğinde bunalıma girmiş, New York’tan uzaklaşmak için ABD Ordusunda askerî doktor olmak istemiş, Yb. rütbesiyle Oklahama’ya tayin edilmiştir. Körfez Savaşı’na katılıp psikolojik rahatsızlık geçiren askerleri tedavi eden Aylin, madalyalar kazanmış, iki yıl sonunda Alb. rütbesine terfi etmiştir. Bu sırada, kendisinden ayrılmak isteyen dördüncü eşiyle aralarında sorunlar yaşanmış, boşanma davası Aylin’in isteğiyle uzamıştır. New York’a dönen Aylin, ekonomik sıkıntılar yaşarken, dördüncü eşinin yeni kadın arkadaşı tarafından tehdit edilmiştir. Ayrıca, Körfez Savaşı’nda askerlere cesaret artırıcı ilaçlar verildiğini ortaya çıkarması da başını ağrıtmaktadır. İşte bu can sıkıcı ortamda Aylin, 19 Ocak 1995 sabahı  evinin önünde otomobilinin altında ölü bulunur. Ablası Nilüfer de New York’tadır. Ölümünün sebebi bulunamaz. Cenazesi, 24 Ocak 1995 günü törenle ABD subaylarının gömüldüğü mezarlıkta toprağa verilir.

Romanı değil, sadece Aylin Devrimel Cates’in hayatını özetlemiş olduk böylece. Asıl amacımız, romanın Kastamonu’yla ilgisini ortaya koymak. 326 sayfalık romanda 7-8 sayfa kadar Kastamonulu Nuri’den söz ediliyor. Nuri Çelik, yaşamış gerçek bir kişidir. Kastamonu Kız İlköğretmen Okulunun 1960-1965 yılları arasındaki müdürü de aynı adı taşıyordu. Sonradan Yazıcıoğlu soyadını da aldı.

Nuri, Kastamonu’nun bir köyünde ailesinin dördüncü çocuğu olarak dünyaya gelmişti ama diğer kardeşlerinden çok farklıydı. Eli yüzü düzgün, akıllı, zeki bir çocuk olduğu hâlde boyu fazla uzamıyordu. Ergenlik çağına geldiğinde sakalı bıyığı çıkmamış, sesi kalınlaşmamıştı. Köyde ona “Kız Nuri” lakabını takmışlardı. Yirmi yaşına geldiğinde askere de alınmadı. Ankara’ya gelip hemşehrilerinin yardımıyla çalışmaya başladı. Gül Palas’tan sonra Kasım Gülek’in köşkünde iş buldu. Zekâsı, çalışkanlığı ve dürüstlüğüyle her işte başarı sağlıyordu. Kasım Gülek’in köşkünde bahçıvanlık, aşçı yardımcılığı ve garsonluk yaptı. Tayibe Gülek ABD’ye teyzesi Aylin’in yanına öğrenime gönderilirken yanında Nuri de bulunuyordu. Nuri, ABD’ye Aylin ve Tayibe’nin ev işlerinde yardımcı olması için gönderilmişti. Çok becerikliydi. Protokol yemeklerinde, davetlerde masa hazırlamayı, servisi öğrendi. İngilizce konuşmaya başladı. Aylin, onu ABD’nin en tanınmış doktorlarına götürdü. Yapılan tedavi sonucunda Nuri’nin sakalı, bıyığı çıktı. Boyu uzadı. Erkek özelliklerine sahip oldu. Türkiye’de Şerife adlı bir kızla evlendi. Şerife’yle birlikte uzun yıllar Aylin’in hizmetinde bulundu. Çocukları oldu.

Nuri, Kastamonuluların genellikle zeki, çalışkan, dürüst, vefalı karakterini romana yansıtması bakımından önemlidir. Çünkü, Türkiye’den gelen bir kişi Aylin’in evinde hırsızlık yaparken yakalanmıştır. Romancı Ayşe Kulin, Nuri’yi hem yurt içinde hem de yurt dışında yakından tanımış, defalarca görüşmüştür.

Romanı, sanatseverlere hararetle tavsiye ederim. Tabii öncelikle Kastamonululara…

NAİL TAN