Baltacı :“Halkın gündemi başka”

Abana’da halk toplantısında konuşan CHP Milletvekili Hasan Baltacı, halkın gündemi ile iktidarın gündeminin aynı olmadığını belirtti ve ‘Halkın gündemi yükselen hayat pahalılığı. Halkın gündeminde doğalgaz zamları var. Bu kışı nasıl geçireceğini düşünüyor millet” ifadesini kullandı.

Baltacı, Küre’den çıkarılan piritin işlenmek için Mardin Mazıdağı’na gönderilmesi hakkında ise “Otomobil fabrikası hayali satanlar bizi oyalamışlar” diye konuştu, ayrıcaÇorum’dan küspe almak için Kastamonu’ya gelenleri hatırlatıp, “‘Şeker vatandır satılamaz’ derken işte bu günleri kast etmiştik” dedi.

 

CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı, partisinin Abana’da gerçekleştirdiği  “Halk Buluşmaları” toplantısında AK Parti yönetimini ve Kastamonu milletvekillerini eleştirdi.

1 Ekim’den bu yana Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde yapılan çalışmalar hakkında bilgi vererek sözlerine başlayan Milletvekili Hasan Baltacı, “iktidar partisi milletvekilleri ne Kastamonu’nun sorunlarını Meclis’e taşıyor, ne de Meclis’in gündemiyle ilgili Kastamonu’yu bilgilendiriyor” dedi.

CHP ve diğer muhalefet partilerinin Meclis’te gündeme getirdiği her kanun ve araştırma önergesi teklifinin AKP ve MHP’ce reddedildiğini belirten Milletvekili Hasan Baltacı, Cumhur İttifakı’nın halka karşı kurulmuş bir ittifak olduğunun geride kalan bu kısa sürede tescillendiğini söyledi.

Çorum’dan küspe almak için Kastamonu’ya akın eden hayvan besicilerini hatırlatan Milletvekili Hasan Baltacı, “Şeker vatandır satılamaz derken işte bu günleri kast etmiştik” diye konuştu.

Küre’de çıkarılan piritin Mazıdağı’na gönderilmesine de değinen Hasan Baltacı, “otomobil fabrikası hayali satanlar, bizi oyalamışlar” ifadelerini kullandı.

“SORUNLARI MECLİS’E TAŞIMAYA DEVAM EDECEĞİM”

Hasan Baltacı Abana’da yaptığı konuşmada şunları söyledi.

“24 Haziran’da gerçekleştirilen milletvekilliği genel seçimleri sonucu Millet İttifakı’nın oylarıyla 27’nci dönemde Kastamonu’yu Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde temsil etmekle görevlendirildim.Meclis’in 1 Ekim’de açılmasıyla çalışmalarımıza da başladık. Bu onurlu görevi üstlendikten sonra ilk etapta Kastamonu’da 13 Eylül’de meydana gelen dolu Afeti’ni Meclis gündemine taşıdık. Genel başkan yardımcılarımız Veli Ağbaba, Seyit Torun, Gamze Akkuş İlgezdi ve Orhan Sarıbal’ın yanı sıra 15 milletvekilimizin desteğiyle dolu afeti konusunda meclis araştırması önerdik. Ardından gündem dışı söz alarak gönderilen ödeneklerin yetersiz olduğunu, mağduriyette birinci derece sorumluluğu bulunan devletin tüm zararı karşılaması gerektiğini seslendirdik.Kastamonu’nun en büyük iki sorunundan biri olarak gördüğümüz sağlık problemlerini de Meclis’te gündeme getirdik. Sağlık Bakanı Faruk Koca’ya sağlıkta tablonun vahameti hakkında bilgiler içeren soru önergesi verdik. Gündem dışı söz alarak mevcuttaki uzman doktor sayısıyla sağlık hizmetinin verimli yürütülmesinin imkansız olduğunu ifade ettik. Standart kadro sayısını 856 olarak belirleyen Sağlık Bakanlığı’na, bize 252 uzman tabip reva görmüşsünüz ama bu sayı 172’yi ancak buluyor dedik. Bu tabiplerin birçoğunun izin, eş durumu tayinleri ve diğer sebeplerle hizmet veremediğini hatırlattık. Bugün il genelinde personel dağıtım cetveli dikkate alındığında 100’e yakın uzman hekim açığı bulunuyor. 182 yoluyla randevu almak isteyen vatandaşlarımıza günler sonrasına sıra veriliyor. Kanser teşhisi şüphesi konulan hasta 7 ay sonrasına gün alıyor. Karabük’e sevk edilen hastalar yolda doğum yapmak zorunda kalıyor. Kastamonu bu zulmü hak etmiyor. Her fırsatta Kastamonu’nun sağlıkta ötelendiğini, Kastamonuluların ölüme terk edildiğini meclis sıralarında ve meclis kürsüsünde dile getirmeye devam edeceğiz. Meclis’te gündeme getirmeye çalıştığımız bir diğer konu hepimizin vergileriyle yayın yapan Türkiye Radyo ve Televizyon Kurumu oldu. Bilindiği gibi TRT seçim dönemlerinde adeta sarayın televizyonu, yayın organı gibi faaliyet gösterdi. 24 Haziran seçimlerinin ardından da saraya bağlanan TRT’de büyük bir operasyon gerçekleştirilmesi için harekete geçildi. Kurumun halkın vergileriyle faaliyet gösterdiğinin bilincinde olan, tarafsız ve eşit yayın yapması gerektiğini savunan birçok emekçi kurumdan tasfiye edilmeye, yerleri yandaşlarla doldurulmaya çalışılıyor. Kurum ayrıca yandaşların haksız emeklilik kazancı elde etmesi içinde bir basamak olarak kullanılmak isteniyor. Bu köklü kurumu yeniden halkın televizyonu yapmak için elimizden geleni yapacağız, bu noktada kararlıyız. Halkın milletvekili olarak Kastamonu’nun sorunlarını, meclis gündemine taşımak için elimden gelen mücadeleyi taviz vermeden, ısrarla yürüteceğim. Başta eğitim ve sağlık olmak üzere tarım, hayvancılık, turizm ve ulaşım sorunlarını sık sık meclis gündeminde tutacağız. Kastamonu’nun devlet teşviklerinden yeteri oranda yararlanması gerektiğini her defasında dile getireceğiz.

“ARAŞTIRILSIN DEDİKLERİMİZİ

AKP İLE MHP REDDETTİ”

“Hemşerilerimiz şunu iyi bilmeli ki iktidar partisi milletvekilleri ne Kastamonu’nun sorunlarını Meclis’e taşıyor, ne de meclisin gündemiyle ilgili Kastamonu’yu bilgilendiriyor. 1 Ekim’den bu yana; FETÖ’nün siyasi ayağı araştırılsın dedik AKP ve MHP reddetti. OHAL’in ülkemize etkileri araştırılsın dedik, AKP ve MHP reddetti. Çorlu’daki tren kazası araştırılsın dedik, AKP ve MHPreddetti. Medyanın sorunları, fiyaskoyla sonuçlanan Türk Telekom özelleştirilmesi, doğalgazdaki artış, döviz kurundaki artışın sonuçları, 3. Havaalanı inşaatında çalışanların sorunları, eczacılara uygulanan şiddet, 3.Havaalanındaki usulsüzlükler, fındık üreticisinin sorunları, uyuşturucu kullanımı, Cemal Kaşıkçı cinayeti, Emeklilikte Yaşa Takılanların sorunları, üniversitelerin sorunları ve iki askerin donarak şehit olması araştırılsın dedik ama AKP ve MHP ‘evet’ demedi.”

“CUMHUR İTTİFAKI

HALKA KARŞI KURULMUŞ”

“Meclis açıldığı günden bu yana Cumhuriyet Halk Partisi grubu olarak işçinin, emeklinin, kadınların, gençlerin hak ve hukukunu korumak için gayret ve çaba sarf ettik. Ancak geride bıraktığımız Meclis genel kurul çalışma takvimi, Erdoğan-Bahçeli ikilisinin oluşturduğu Cumhur İttifakı’nın,  doymak bilmeyen saray rejiminin, halka karşı kurulmuş bir ittifak olduğunu gösterdi. Cumhur İttifakı’nın sermayenin çıkarları için gerici, şoven, saldırgan bir politik sistemden ve devlet biçiminden yana olduğunu Meclis’te kalkan eller ve alkışlarla reddedilen öneriler tescil etti.”

“KADROLU

ÖĞRETMEN SAYIMIZ

60 DAHA AZALDI”

“Kastamonu’nun sorunları bunlarla sınırlı değil. Kastamonu eğitimde de ötelenen, bilimsel ve laik eğitimden hızla uzaklaştırılan illerin başında geliyor. Hedefi dindar ve kindar nesiller yetiştirmek olan AKP 16 yılda ilimizdeki İmam Hatip Lisesi sayısını 15’e çıkarırken aynı süre zarfında 24 yeni İmam Hatip Ortaokulu açtı. Ülkemize sayısız bürokrat, siyasetçi, doktor ve mühendis kazandıran en başarılı okullarımızdan Abdurrahmanpaşa ve Göl Anadolu Lisesi niteliksiz okul kategorisine ötelenerek çocuklarımız geleceksizliğe mahkum edildi. 2017-2018 eğitim öğretim dönemini 52 sözleşmeli öğretmenle tamamlayan Milli Eğitim Müdürlüğü, 2018-2019 eğitim öğretim dönemi yeni başlamış olmasına rağmen bu sayıyı 66’ya çıkarttı. Geçen yıl 3 bin 570 kadrolu öğretmenin görev yaptığı ilimizde bu eğitim öğretim dönemi 3 bin 510 kadrolu öğretmenle başladı. Yani kadrolu öğretmen sayımız 60 daha azaldı. Çocuklarımız kamudan bozma binalarda 40 ve üzeri mevcutlu sınıflarda eğitim öğretim görüyor. Bir zamanlar herkesin rahat vakit geçirebildiği, bilgiye ulaşabildiği kütüphane nerde, ihtiyaca cevap veriyor mu belli değil.”

“ŞEKER VATANDIR SATILAMAZ

DERKEN BU GÜNLERİ KAST ETMİŞTİK”

“Toplam tarım alanının sadece yüzde 44’ünü işleyebilen, sulanabilir tarım alanının sadece yüzde 30’unu sulayabilen ilimizde bugün hangi çiftçiyle sohbet etseniz girdi maliyetlerinin en az iki kat artması nedeniyle ekmediğini söylüyor. Hayatın televizyonda farklı, köyde farklı olduğunu ifade ediyor. Bankaya borcu olmayan çiftçi neredeyse kalmamış. Biz tarımda ve sanayide üretimi artıran teşvikler isterken, üretime dönük yeni yatırımlar isterken, iktidar partisi elimizdekine de göz dikiyor. Halen akılları Kastamonu Şeker Fabrikası’nda İhsangazi’deki kantarı, Tosya’daki bölge binasını satışa çıkardılar. Adım adım nasıl bu fabrikayı kapatırız diye düşünüyorlar. Çorum’da fabrika özelleşti bugün Çorumlu çiftçinin, hayvan besicisinin durumu ibretlik.  Çorumlu hayvan besicisi kamyonları, traktörleriyle şimdi Kastamonu Şeker Fabrikası’nın önünde küspe kuyruğunda bekliyor. Şeker fabrikasının çiftçiler için, hayvancılık için, kent ekonomisi için ne kadar önemli olduğunu sanırım bu fotoğraftan daha iyi hiç bir şey anlatamaz. Çorumlu hayvan besicisi neden Kastamonu’ya geliyor? Çünkü Çorum Şeker Fabrikası özelleştirildikten sonra küspe fiyatları 140 liraya çıkarıldı. Oysa Kastamonu Şeker Fabrikası küspenin tonunu 60 liradan satıyor. Haliyle Çorumlu üreticiler Kastamonu’ya akın etmiş durumda. “İşçiler çalışmaya devam edecekler” sözü verilmesine rağmen özele geçen fabrikaların işçileri kent kent dolaştırılıyor yada emekli ediliyor. Kısa sürede 4 farklı fabrika dolaşmak zorunda kalan işçilerimiz var. Bir yıl içindeki özelleştirmeler sonucu 8 fabrikada 801 işçi işsiz kaldı. 882 işçi ise zorla emekli edildi. Satılan diğer fabrikaların bulunduğu illerdeki pancar üreticisi dertli. Pancarı tarlada kaldı. Fabrika almıyor. Bir çok ilde üreticiler ve nakliyeciler eylem yapıyor. Bizler özelleştirme sürecinde Şeker Fabrikası Kastamonu’dur derken, şeker vatandır satılamaz derken işte bu günleri kast etmiştik. Şeker fabrikaları çiftçinin, üreticinin en büyük destekçisidir. Bu nedenle fabrikamıza sahip çıkmalıyız. Bu nedenle saraya direnmeliyiz, çocuklarımızın geleceği için direnmek zorundayız.”

“KAĞIDA MUHTAÇ BIRAKTILAR”

“Kastamonu özelleştirmenin ne olduğunu Küre Etibakır’dan, Taşköprü Seka Fabrikası’ndan iyi biliyor. Mopak’a satılan Taşköprü SEKA bugün çürümeye terk edildi. Kağıt fabrikalarını satanlar Türkiye’yi gazete basacak kağıda muhtaç bıraktı. Kastamonu’da gazeteler günlükten haftalığa, renkliden renksize, 8 sayfadan 6 sayfaya dönerek bu krizi atlatmaya çalışıyor.”

“ASLINDA BİZİ OYALAMIŞLAR”

“Bakın yine hemen yanı başımızda Küre var. Türkiye’nin en büyük bakır madenlerinden biri. Kastamonu ekonomisinin can damarı, yüzlerce işçinin geçim kaynağı. 2004’de 26 milyon dolar nakit ve nakde çevrilebilir varlığıyla 33 milyon dolara özelleştirildi. Küre’nin durumu ortada. Bu madenden sadece bakır çıkmıyor. Bakır ile birlikte yan ürün olan piritte çıkıyor. Küre’deki piritin önemli bir özelliği de içinde kobalt, bakır, çinko gibi birçok alanda hammadde olarak kullanılan değerli metaller olması. Bu gerçek Eti Bakır özelleştirilmeden önce de biliniyordu. Özellikle kobalt bugün batarya teknolojisinin ana maddelerinden biri.  Aynı zamanda pirit içindeki zengin kükürt, gübre üretiminde de kullanılıyor. Buraya kadar her şey güzelde bu kobalt ve gübre üretimi nerede yapılacak biliyor musunuz? Cengiz Holding’in Mardin Mazıdağı’nda ki tesislerinde. Yani Küre’den çıkan maden Mazıdağı’nda üretime girecek! Mardin’e istihdam sağlayacak. Madenin Türkiye ekonomisine kazandırılması önemli!  Yalnız Mehmet Cengiz diyor ki “1,2 milyar dolarlık yatırım yaptım. Bu tesisi Samsun’a da kurabilirdim” diyor.  Hepimiz biliyoruz Cengiz Holding iktidara en yakın holdingdir. Seçim zamanı memlekete otomobil fabrikası kuracağız diyerek hayal satanların, ellerinde dosyalarla Ankara’ya gidenlerin aslında Kastamonu’yu oyaladıkları ortaya çıktı. Onlar bizi otomobil fabrikasıyla oyalarken Cengiz Holding Mardin’e 1.2 milyarlık yatırım yapmış. İktidar partisinin temsilcileri, bizim olanı elimizdeki varlıklarımızı koruyamazken nasıl olacakta Kastamonu kalkınacak. Bundan sonra Kastamonu’ya yatırım yapılması konusunda ısrarcı olmalıyız.  Bu şehrin madenine de sahip çıkmalıyız.”

“HALKIN GÜNDEMİ BAŞKA, AKP’NİN GÜNDEMİ BAŞKA”

“Kastamonu’da tablo böyle iken ülke genelinde pek farklı değil. Mazota, benzine, doğalgaza, elektriğe, domatesten, soğana zam üstüne zam yapanlar 2019’da halkın cebine uzanmaya devam edeceklerinin sinyalini verdi. Hazırladıkları bütçe halkın bütçesi değil. Ne yazıkki halkın gündemi başka, AKP’nin gündemi başka. Halkın gündemi yükselen hayat pahalılığı. Halkın gündeminde doğalgaz zamları var. Bu kışı nasıl geçireceğini düşünüyor millet.  Pazarda fiyatlar el yakıyor. Enflasyon yüzde 25.5 olarak açıklandı. Temel tüketim maddelerinde ki artış ise yüzde 50’den fazla. Pazar çantaları artık dolmuyor. İnsanımız aşından, ekmeğinden fedakarlık yapmak zorunda. Halkın gündeminde artan eğitim masrafları var. Milli Eğitim Bakanlığı’nın verdiği kitapların içi boş, yetersiz. Aileler yardımcı kaynaklara tonla para harcıyor. Bunlar yetmiyormuş gibi okullarda bağış adı altında para toplanıyor. Eğitim yatırımları bütçesi düşüyor ama imam hatip ortaokulları ve imam hatip liselerinden sorumlu Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün 2019 yılı bütçesi rekor kırarak 8 milyar 679 milyon liraya çıkarılıyor. AKP itibardan, saray şatafattan tasarruf etmezken, eğitimden, sağlıktan, sosyal güvenlikten, sosyal yardımlardan tasarruf yapıyor. Firmalar ard arda konkordato ilan ediyor. Fabrikalar yanıyor ama saray rejimi kriz mıriz yok diyor. Sayıştay raporları sadece sarayda kriz olmadığını söylüyor. 2017 yılında 659 milyon harcayan saray, 2018 yılının ilk 8 ayında şimdiden 633 milyon lirayı tüketmiş. Emekliye, asgari ücretliye, işçiye, memura zam söz konusu olunca devlet batacak diyen tek adam, doymuyor, doymak bilmiyor 2019 yılı içinde 2 milyar 819 milyon bütçe istiyor. Örtülü ödenekten ne harcadığı, harcayacağı belli değil. Sadece masa ve sandalyelerinin toplam değeri 6.5 milyon lira olan, dev sofralarda Ejder Meyveli Sumutive Zencefilli Somonlu Suşiyiyenler, ihalesiz şarbonlu ithal eti halka layık görüyor. Devlete aylık maliyeti bahane edilen ve sabırla öğrencilerinin karşısına çıkacağı günü bekleyen gencecik öğretmenlerimiz cebinde 10 lira ile canına kıyarken, tek adama yazlık–kışlık saray yetmiyor, üçüncüsünü yapmaya hazırlanıyor. Kastamonu’da SMA hastası olan Kaan Çınar’ın,  faktör 7 düşüklüğü gerekçesiyle ilacını kesen, sarayda günü gün edip kendilerine “fakir” diyenler; 7 helikopter, 15 uçak, birinden inip diğerine biniyor. Sarayın sadece bir günlük harcaması, asgari ücretli 35 bin işçinin 1 aylık maaşı ediyor. S400 füzelerine ayrılan kaynak 4 milyon 120 bin öğretmenin 1 aylık maaşına denk geliyor. Güvenlik önemli deyip onca para harcayanlar, ne yazık ki iki askerimizin soğuktan donup şehit düşmesine engel olamıyor. Yerel seçimler bu nedenle önemli. Yerel seçimler başkanlık sisteminin güven oylamasıdır. Halka zulüm edenlere halkın cevap vereceği gündür.”