Başesgi’den geçmişten geleceğe projeksiyon

Deneyimli devlet adamı Murat Başesgioğlu, KASİAD iftarında yaptığı konuşmada işadamları ve sanayicilere Kastamonu’yla ilgili geçmişten geleceğe uzanan bir projeksiyon tuttu.

Başesgioğlu, “Biz hâlâ geçmiş 50 yılın gündemini tartışıyoruz. Oysa neyi tartışacağız? 2050’yi tartışacağız. Bir teknolojik devrim geliyor, yapay zekaların, robotların, algoritmaların bizim tanımadığımız birçok yenilik geliyor. Her 7 meslekten birinin yok olacağı bir sürece giriyoruz. Bu çemberi kırmak için, bu çemberi yıkmak için bir şeyler yapmak lazım. Artık sözün devri bitti. Yapacağı ne olan varsa herkes büyük küçük bunu ortaya koymak zorunda” dedi.

 

Deneyimli devlet adamı Murat Başesgioğlu, KASİAD iftarında yaptığı konuşmada işadamları ve sanayicilere Kastamonu’yla ilgili geçmişten geleceğe uzanan bir projeksiyon tuttu.

Başesgioğlu konuşmasında şunları söyledi:

“Burada üstatlar var, Türk ekonomisine yön veren, bizim de iftar ettiğimiz gerçekten her birinin hikayesi bir başarı hikayesi  olan çok değerli sanayici işadamlarımız var. Biz onlarla da iftihar ediyoruz. Onların bu İstanbul’a bu Türkiye’ye kazandırdıkları hepimizin gururudur. Bu şekilde meseleye bakmamız lazım. Onlar daha iyi biliyorlar, yani 10 milyar liralık bir katma değerde hizmetler sektörünün yüzde 50 olması sağlıklı bir tablo değil. Bunun sanayisinin daha ağır olması lazım. Tarım ve hayvancılığının daha fazla olması lazım, ormanın daha fazla olması lazım,  bakıyoruz coğrafyaya topraklarımızın yüzde 75’i ormanlarla ve dağlarla kaplı. Yüzde 22’si plato, geriye kaldı yüzde 3 ovamız var, ekilip biçilen toprağımız var, demek ki tarım konusunda bu yüzde 3’lük toprağımızı biz her santimini çok iyi şekilde değerlendirmemiz lazım. Ama coğrafyasının yüzde 3’ü tarıma elverişli bir memleketin daha başka projeksiyonları olması lazım. llgaz Dağı’na çıkıp bakmamız lazım. Ukrayna’ya, Romanya’ya Rusya’ya bir taraftan Tebriz’e, İran’a İskenderun’a bakmamız lazım. Biz bu limanlara ne satabiliriz. Biz bu ülkelere ne gönderebiliriz, 1925 yılında İnebolu limanından Marsilya’ya ve İskenderiye’ye biz yumurta ve elma ihraç etmişiz.  İnebolu Ticaret Odası en eski Ticaret Odaları’ndan biridir. Yani geçmişte köklerimizi sorguladığımız zaman bu ticaretin mümessiline yakalanıyoruz. Ama bugünkü değişim farklı bir değişim, belki bizi dışarıdan biri görse bir yabancı görse, ‘Bu adamlar hala 50 senenin geçmiş gündeliği tartışıyor’ diye bizi yadırgar. Evet doğru biz hala geçmiş 50 yılın gündemini tartışıyoruz. Oysa neyi tartışacağız, 2050’yi tartışacağız, bir teknolojik devrim geliyor, yapay zekaların, robotların, algoritmaların bizim tanımadığımız birçok yenilik geliyor. Peki her 7 meslekten birinin yok olacağı bir sürece giriyoruz. O kadar para harcıyorsunuz, çocuklarınızı okutuyorsunuz, bu çocuklar yarın iş hayatına atıldıkları zaman bugünkü mesleklerin çoğu kalmayacak. Taksileri robotlar kullanacak, avukatlar, muhasebeciler robot olacak, kendi akranlarıyla canlılarla yarışamayan çocuklar robotlarla nasıl yarışacak? Yani Türkiye’nin önünde gerçekten böyle bir zorlu gündem maddesi var. Onun için belki gençlerin ayağa kalkıp, ‘ey amcalar, ey babalar artık şu 2050’yi tartışın’ demesi lazım bize, geleceklerini kaderlerine ellerine almaları lazım. Ama tabi bizim düşünmemiz lazım, bunu derken tabi ülkedeki karar verici kardeşlerimizin, arkadaşlarımızın bu Türkiye’nin geleceğini düşünmesi lazım.

Kastamonu’nun toprağı belli, yüzölçümü, insan gücü belli, nüfusumuzun yüzde 5’i ancak yüksek tahsil yapabilme imkanı bulabilmiş, nitelikli işgücü büyük şehirlere kaçmış.  Biz Kastamonulular olarak şuna karar vereceğiz. Yol haritamızı kendimiz yapacağız. Cumhuriyetin ilk yıllarından itibaren başlayarak merkezi kalkınma modeli söz konusuydu o günün şartları oydu, Cumhuriyetin imkanı oydu. Ama bugün artık bölgesel kalkınma söz konusu, görüldü ki merkezi kalkınma modeli birçok bölgedeki potansiyeli göremiyor, bizim 20 tane ilçemiz var, her ilçenin ayrı ayrı özelliği var. Bunu bile tek düzeyde yapamıyoruz. Onun için oturup şu anda Belediye Başkanlarımız burada, Kaymakamlarımız burada, yöneticilerimiz burada, milletvekillerimiz burada, oturacaklar Kastamonu’nun potansiyelini  masanın üzerine yatıracaklar. Bu şehir nasıl yarışabilir, nasıl rekabet edebilir, hangi sektörlerde öncelik bir ekonomik sosyal anayasaya ihtiyacımız var, bunu yapmak lazım, her zaman söylüyorum bu yol haritasını takip etmek lazım, yapacağımız iş budur. Ondan sonra şartlar ne kadar zor olursa olsun yapacak mutlaka bir şeyler var.

Hem aile ekonomisi olarak, hem Türkiye ekonomisi olarak yaşadığımız coğrafya itibariyle çok büyük zorluklarımız var. Bu gerçeği yadsımak mümkün değil, bunu bilerek konuşacağız, bu zorluk içerisinde bütün işletmelerimize, ailelerimize Allah kolaylık versin diyorum, başarılar diliyorum. Ama bu çemberi kırmak için, bu çemberi yıkmak için bir şeyler yapmak lazım. Artık sözün devri bitti. Yapacağı ne olan varsa herkes büyük küçük bunu ortaya koymak zorunda. İşimiz zor ama kışın zemheride çocuğunu kağnı arabasına koyup İnebolu’dan Kastamonu’ya cephane taşıyan Şerife Bacı kadar zor değil, iki çocuğunu askere göndermiş, üçüncüsünü almaya gelen subaya ‘al subayım’ deyip eline kına yakıp gönderen Halime Ana kadar zor değil. Onun için biraz zorlanacağız, biraz çarpışacağız, hayata kolay teslim olmayacağız. Bunun içinde işte birbirimizin gönül birliğine, yan yana aynı safta durmamıza ihtiyacımız var. Mesele Kastamonu ise, mesele Türkiye ise bu birlikteliği sağlamamız ve hiç kimsenin de bozmasına fırsat vermemiz lazım.”