Bayram değil “seyran”

Tiyatro oyuncusu Tülay Günal Göncü söyleşisi

MUSTAFA AFACAN

23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nın “resmi” kutlama programı şehrimizde okul bahçesinde gerçekleştirilecek, başka şehirlerin ise kimi kent meydanında kimi spor salonunda karar kılmış, bayram hafızasını olabildiğince küçültmenin derdindeyiz besbelli…

Ulusal egemenliğin kazanılmasında mihenk taşı olan Kastamonu’ya bu tutum hiç ama hiç yakışmıyor.

Nerde kaldı “İstiklal Yolu, Şerife Bacı, Halime Onbaşı, cepheye gidip de geri dönmeyen liseliler…”?…
“Sözde” kaldı.

Gidişat “okul koridoru”…
Bir sonraki istasyon “sınıf”.

Çok sürmez…
“Sen sağ, ben selamet”.

Ulusal bayramların layığı ile şehrimizde kutlanmadığına dair her ulusal bayram arifesinde ve ertesinde aynı satırları yazmaktan bıktım usandım…
Kendimi tekrar etmekten başka bir halt değil.

Yetkililer de ne usandı ne bıktı…
Kendilerini tekrar etmekten.

Hem “ulusal egemenlik” hem de “çocuk” içerikli bayrama ilişkin “resmi” devlet programının okul bahçesinde yapılmasını izah edebilecek ne “mantık” var ne de “izan”…
“Dert” var demek ki.

Üstelik “zahmetli” iş, Cumhuriyet Meydanı’nda çelenk töreninin ardından ver elini “Salı Pazarı”, koca alanı ile meydanın “suyu çıktı” besbelli…
Dua edelim de yağmur yağsın, spor salonu “yedekte”.

Sokak arasında her amir memurun makam arabasını park edecek yer bile yok…
Bayram değil “curcuna”.

Ulusal bayramlar kamu yönetim silsilesinde de hak ettiğinin çok ötesinde bir konuma tutunduruldu zaten epeydir…
İlde vali varken müdürün bayram çelengi koyması “sözlü” devlet teamüllerinin neresinde yazıyor?

Program davetiyesinde yazdığı üzere “tensipleri halinde”…
Okul bahçesindeki törene katılacak ilin en üstteki mülki amiri.

Ezcümle…
Senelerdir ulusal bayramlar stattan meydana, meydandan okula gezdirilip duruyor.

“Bayram” değil…
“Seyran”.

Not: 2022 yılının 2. Koordinasyon Kurulu Toplantısı yine “kapalı devre” yapıldı, video konferans sistemi ile yapılan toplantının ardından basın kuruluşlarına “bilgi notu” gönderildi, “kamu haberciliği” bu olsa gerek…
“Demir perde” basın sistemi.

İlimizde kamu yönetimine ve yatırımlarına ilişkin “kamunun verdiği haber” kadar haberdar olunması isteniyor…
“Maazallah eksiklerden halk haberdar olmasın” sistemi.

Kamu yöneticileri hani halkın hizmetkarı idi?…
“Efendi” sistemi.

Video konferans linki basından neden esirgeniyor?…
“Kol kırılsın, yen içinde kalsın” sistemi.

Değil basın, halkın bizatihi takip etmesi lazım il koordinasyon kurulu toplantısını, tıpkı Kastamonu Belediye Meclisi toplantılarında olduğu gibi…
“Halk işine baksın” sistemi.

Gazetecilik “geleceğin mesleği”…
Bu satırlar da içine konduğu cam şişe ile okyanusa atılmış bir umuttan başka bir şey değil.

MUSTAFA AFACAN