Bayram için yerimiz dar

Ulusal bayramlarımızı iki ayağımızı bir pabuca sokarak, devletçi bakış açısıyla, keyif vermekten çok eziyetle, yazın güneş, kışın don altında kutlamak namına inadımız inat…

Stadyum olmadı spor salonu ne güne duruyor, illa caddede bayram kutlamanın bir türlü anlayamadığımız o derin anlamı ne?

Bu soruları her bayram sonrası otomatiğe bağladık gerçi…

Sor babam sor, aynı tas aynı hamam.

Dünkü bayram kalabalıktı, öğrenciler yoğundu, mecburen öğretmenler hazır kıtaydı, metrekareye düşen insan sayısı fazla oluca eziyet de kallavileşti haliyle, ilkokulları arka sıralara atmışlar misal konumlandırıldıkları  parkta, çocuklar sahnede olup bitenden tek kare göremeden bayramı bitirdiler iyi mi?..

Dakikalarca ayakta beklediler, güneşten yüzleri kızardı.

Devletlular ve siyasi parti temsilcileri başlarını yine protokol çadırına soktular, vatandaş ayakta, memur koltukta, milletin hizmetkarları nerede?..

İktidar partisinin kadın kolları heyeti cümbür cemaat protokolde, güya dertlerine derman arayacakları kadınlar ise kaldırımda.

AK Parti ve MHP il başkanlarını protokol kurallarının dışında ön sıradaki koltuklarda yan yana görünce şaşırdım, siyasi parti mensupları ile yargı temsilcilerinin yan yana oturmalarının garipliğini düşünebiliyor musunuz?..

Meğer törene teşrif buyurmayan iki eski milletvekilinin yerine ikame etmişler kendilerini çaktırmadan.

Resmigeçit töreni esnasında vali, belediye başkanı, garnizon komutanı selamlama için ayağa kalktıklarında bir ara protokol de cümleten ayağa kalktı, Kastamonu ağzıyla söylersem “Hangi derede kurt öldü?” diye afalladım, sonra gerisin geriye oturdular, yorgunluğa gelemiyorlar besbelli, ellerini sıcak sudan soğuk suya sokamıyorlar…

Gelecek törenlerde çay ve su servisi yapılmalı protokol çadırına, ağızları kurumasın yazıktır.

Jandarma gösteri ekibi mehter marşı ile gösterisine başladı…

Gözümde Otlukbeli, Mohaç, Viyana kuşatması canlandı.

Karateci, kafasıyla mermer yığınını ortadan ikiye ayırdı…

Dövüş sporcuları havaya zıplayıp zıplayıpkontrplak kırdılar, bir ara Amerikan pankreas güreşini temaşa ettirdiler.

İlkokullar namına şiiri Iraklı öğrenci okudu…

Türk öğrenciler alkışladı.

Başörtüsünün ortaokullara kadar inmesi vicdan özgürlüğünün tabana yayılmasını göstermesi bakımından takdire şayan…

Bilim ve inovasyonu da okullarımıza hayırlısıyla sokabildik mi tamam.

Kastamonu Üniversitesi Rektörü törende yoktu, üniversitenin folklor ekibinin değişik yörelerden sunduğu potpuriiçinde Kastamonu bölgesi var mıydı meçhul…

“Üniversite-şehir” bütünleşmesi muhteşem!

En son ithal kamu araçlarının resmigeçidi vardı, Alman, Fransız, Kore arabalarını hayran hayran izledik…

Hele sıfır otobüsün alnında nal gibi ışıklı tabelada “Mercedes-Benz” yazıyordu ki, Merkel görse hüngür hüngür ağlardı.

Diyeceksiniz ki hep eleştiri. hep yergi…

Stadyumda kutlayana kadar kusura bakmayın bu tarife.

Koskoca ulusal bayramları ne el kadar caddelerde “gıcırım boğmaya” getirmeye hakkımız var, ne de vatandaşa seyir namına eziyet etmeye…

Ankara’nın ulusal bayramlarda cadde merakı nedir anlamış değilim.

  • ••

Not:

Resmen ta Bizans’a, bana sorarsanız çok daha öncelere sırtını dayamış olan Kastamonu Kalesi restorasyonda nice zamandır…

Yapılan iş yavaş yavaş kendini göstermeye başladı.

Bizim halis muhlis taş kale gitmiş…

Yerine “karton kale” gelmiş iyi mi?

Cepheden bir bakın…

Zımparaya tutulmuş gibi, sıfır kilometre kale adeta.

“Restorasyon” denilen canavar…

Tarihi eserlerin katili ülkemizde.

  • ••

Not 2:

Vali, Belediye Başkanı Muzaffer Esen, Milletvekili Ahmet Keskin Cumhuriyet Meydanı’nda bir törende…

Bayram besbelli.

Protokol çadırsız…

Devlet-vatandaş iç içe.