90 yıldır yüz akı “Yardım Sevenler Derneği”

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunda, günümüze sağ salim ulaşmasında ve illa ki ilelebet payidar kalacak olmasında en değerli harç kadınlarındır…

Meşale onlar; aydınlıklarıyla dosta ışık, düşmana cehennem.

Mucize onlar…

Kardelen.

İmzalarından tanırız kadınları, Himaye-i Etfal Kadın Yardım Cemiyeti’nden Yardım Sevenler Derneği’ne, 19 Şubat 1928’den günümüze misal, nice 90 yıllara, şan ve şerefle…

Dünyaya örnek.

1938 yılında Mustafa Kemal Atatürk, “Büyük varlık ve faziletleri unutulmamış Türk kadınlarına ayağa kalkarak hürmetimizi göstermeliyiz. Türk kadını yoksul olamaz. Türk kadını bizatihi varlıktır” diyerek…

Derneğin isim babası oldu.

Ve içinde bulunduğumuz hafta “Yardım Sevenler Haftası”…

Kutlu ola, mutlu kıla, daim kala.

Gözlerim yaşardı okuyunca…

“Ve nihayetin özel bir kanunla kurulmayan ve korunmayan Türkiye Yardım Sevenler Derneği’ni özel ve değerli kılan özelliği; şeffaflığı, sorumluluk anlayışının yüksekliği, deneyimi, bağışların yerine ulaşması, Laik ve Demokratik Cumhuriyet ilkelerine olan bağlılığıdır. Türkiye Yardım Sevenler Derneği, bu anlayışın ışığında daha uzun yıllar Türk halkının büyük destek ve güveni ile çalışmalarına devam edecektir.”

“Atatürk Eğitim Bursu” veriyorlar misal…

Burs verilen öğrencilerin kardeş sayıları 5’in üzerinde, aile gelirleri ise bin 200 TL’nin altında. Çoğunluğu kız olmak üzere binlerce üniversiteli gence ulaşıldı.

Okullar yaptırdılar, yurtlar, iş eğitim merkezleri, lojmanlar, huzurevleri, sağlık ocakları, acil yardım istasyonları, çıraklık okulları…

Arı misali, karınca resmen.

Hiçbir siyasi çıkar gözetmeden, hiçbir aklı evvelin emrine girmeden ve şer odaklarının yuvası olmadan…

Kurulduğu günden bu yana misyon, vizyon ve felsefesinden zerre sapmadan.

Vatan sevdasıyla…

Medeni yarınların peşinde.

Not: Türk Eğitim Derneği’nin düşünce kuruluşu TEDMEM, 2017 Eğitim Değerlendirme Raporu’nu yayımladı…

Rapor 10 farklı başlığı içeriyor.

Raporda ilgimi özellikle çeken husus, ilimiz kapsamında üzerine epey kalem oynattığım hatta feryat ettiğim “Açık öğretim lisesi” mevzusunun ülkemiz çapındaki hali oldu…

Üzüntüm büyük, haklılığım ispat eylendi.

Ülkemiz çapında açık öğretim liselerine kayıtlı öğrenci sayısı aldı başını gidiyor, tut tutabilirsen

Son 5 yılda misal, artış 65’e dayandı.

Lise çağındaki her 100 çocuktan 18’i okul dışında…

2011-2012 eğitim-öğretim yılında açık öğretim lisesi nüfusu 940 bin 268’di, 2016-2017’ye geldiğimizde bu rakam 1 milyon 554 bin 938 oldu.

2017-2018 döneminde…

84 bin öğrencinin açık öğretim lisesine kaydı yapıldı.

Açık öğretim lisesini ekonomik yönden dezavantajlı ve eğitime erişimi en zor kesim tercih ediyor…

Ne gibi bir eylem planımız var bu çocuklar namına?

Açık öğretim lisesine devam eden çocukların günlük meşgalesi ne?…

Bununla ilgili bir çalışma yapıldı mı?

Meslek kurslarına mı gidiyorlar?…

Hayata karşı nasıl bir hazırlık sürecindeler?

Bu mevzu dert edilmeye değer değil mi?…

Bağımsız raporlar dışında niçin hiç gündeme gelmiyor?

Açık öğretim lisesi, örgün eğitime alternatif olduğu sürece…

Okul dışında kalan nüfus azalır mı

Teşekkürler TEDMEM…

Yaraya parmak bastığın için.

Hiç umudum yok ya…

Umarım bir gün tütün basan da bulunur.