“Bizlerin yapamadığını sizler yapın”

Türkiye Sakatlar Derneği Şube Başkanı Serhat Yolasığmazoğlu, engellilerin sorunlarına dikkat çekmek adına düzenlenen yürüyüş sonunda yaptığı konuşmada, “Bizler göremiyoruz, duyamıyoruz, konuşamıyoruz, yürüyemiyoruz, düşünemiyoruz ve hayatı anlayamıyoruz. Bizler göremiyorsak, bizim için sizler görün yaşamdaki engelleri. Bizler duyamıyorsak, bizim için sizler duyun bizlerin sessiz çığlıklarını. Bizler sıkıntılarımızı konuşamıyorsak sizler konuşun, sizler söyleyin hayatı beraber paylaşmamız gerektiğini. Bizler anlayamıyorsak, bu sosyal yaşamdaki mimari engellerin hala neden kaldırılmadığını, sizler anlayın, anlatın bizlere. Bizler yürüyemiyorsak, aynı bugün gibi sizler yürüyün, bizler için aynı bugün gibi el uzatın bizlere” dedi.

3 Aralık Dünya Engelliler Günü’nde engelliler yalnız bırakılmadı. Engellilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için “Engelsiz Kastamonu Yürüyüşü” yapıldı. Türkiye Sakatlar Derneği Kastamonu Şubesi önünde toplanan kalabalık, Cumhuriyet Meydanı’na kadar yürüdü. Burada dernek tarafından çelenk sunuldu, ardından Sakatlar Derneği Şube Başkanı Serhat Yolasığmazoğlu ile Belediye Başkanı Tahsin Babaş sırayla birer konuşma yaptı.
Geçmişte savaşların, cahilliğin ve imkansızlıkların oluşturduğu bir sağlık problemi olan engelliliğin, günümüzde ise teknolojinin, terörizmin, kalıtsal hastalıkların, gıda terörünün ve nükleer felaketlerin sonucu oluşan kalıcı sağlık problemi haline dönüştüğüne dikkat çeken Türkiye Sakatlar Derneği Kastamonu Şube Başkanı Serhat Yolasığmazoğlu, konuşmasında şunları söyledi:
“Dünya ne kadar ilerlerse ilerlesin, insanlık ne kadar gelişirse gelişsin tarih boyunca var olan engellilik, bundan sonra da var olacak ve hatta sayıları daha da artacaktır. Engellik kimse için isteyerek edinilen bir olgu değildir. Engellilik bizlerin de, toplumun da kaderidir. Biz engelliler, sizlerden farklı olduğumuzu biliyor ve bunu da yaşıyoruz. Yaşadığımız bu farklılıkları insani duygularla dengelemek bizlerin elinde. Yaşam denilen o uzun yol, her insan için zor, meşakkatli ve engebeli bir yoldur. Ancak bizlerin sırtında bu yaşam yolunda ek yükler var ve bu engellik yüküyle yaşam yolunda sizlerle beraber yürümek zorundayız. Sizlerden isteğimiz, bizlere destek olmanızdır. Bir anlık da olsa empati yapsanız, neler yaşadığımızı anlayacak ve bu konuda neler yapılması gerekiyorsa beraberce yapılması için mücadele vereceğimize hiçbir kuşkumuz yok. Bizler göremiyoruz, duyamıyoruz, konuşamıyoruz, yürüyemiyoruz, düşünemiyoruz ve hayatı anlayamıyoruz. Bizler göremiyorsak, bizim için sizler görün yaşamdaki engelleri. Bizler duyamıyorsak, bizim için sizler duyun bizlerin sessiz çığlıklarını. Bizler sıkıntılarımızı konuşamıyorsak sizler konuşun, sizler söyleyin hayatı beraber paylaşmamız gerektiğini. Bizler anlayamıyorsak, bu sosyal yaşamdaki mimari engellerin hala neden kaldırılmadığını, sizler anlayın, anlatın bizlere. Bizler yürüyemiyorsak, aynı bugün gibi sizler yürüyün, bizler için aynı bugün gibi el uzatın bizlere.”
“KUŞKUSUZ UMUTLARIMIZ VAR”
“Yıllardır engelsiz Kastamonu için olumsuz hava koşullarını aldırmadan beraber yürüdük. Yıllardır Kastamonu’da yediden yetmişe toplumun her kesimi ile birçok çalışmalar yürüttük, farkındalık yaratmaya çalıştık. Sizlerden aldığımız destekle Engelsiz Kastamonu için birçok şeyler yapıldı. Bugüne kadar yapılan düzenlemeler ve bizlere sağlanan imkanlardan dolayı teşekkür ediyoruz. Elbette Engelsiz Kastamonu için ve engellilerin ihtiyaçlarının karşılanması için yapılması gerekenler var. Ancak bu şehir de engelliler için bir gayret bir samimiyet var. Bundan sonra yapılması gerekenler için kuşkusuz umutlarımız var.”
TAHSİN BABAŞ
Engelliler için erişebilirliliğin önemine vurgu yapan Kastamonu Belediye Başkanı Tahsin Babaş, bunu sağlamak için de Belediye olarak çalışmaları sürdürdüklerini ifade etti.
Başkan Babaş, “Engelli vatandaşlarımızın da ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde iyi bir Kastamonu oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Şunu hep söylüyorum; ‘ben yokum, hep biziz!’ Biz, hep beraber yapıyoruz. Hiçbir siyasi kimlik takınmadan, hiçbir farklılık öne koymadan bu işleri yapmak zorundayız” şeklinde konuştu.
Tahsin Babaş, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Engellilik toplum hayatında çok önemli. Engellilerin, erişilebilirliği çok önemli. Bunu sağlamak da bizim görevimizdir. Özelikle şehir mimarisi, bina mimarisi açısından da çalışmalarımızın bir an önce sonuçlandırılması gerekmektedir. Tabii biz bu konuda hem genel de hem de yerel de çalışmalarımızı yürütmeye devam ediyoruz. Yollarımızda, tretuvarlarımızda, binalarımızda, resmi kurumlarımızda, camilerimizde ve heryerde engellilerimizin erişebilirliğinin sağlanması sürekli gündemimizde olan konudur. Tabii eksiklerimiz de hala çok fazla. Hepimizin hala çok fazla çaba göstermesi lazım. Özellikle görme engellilerimiz için trafik ışıklarının sesli olması, kaldırımların onların yürüyebilmesine uygun olması lazım… Ve bu konuda özeleştiri yapmam gerekirse; sadece ana caddelerde değil, bütün sokaklarda bunu yapmalıyız. Ama anlayacağınız üzere, mevcut bir şehir hemen buna adapte edilemeyebiliyor. Ancak bu yolda çabalarımızı tabii ki sürdürüyoruz. Beraber birçok projede yer aldık. Bir zaman ‘Simit arabam, engel tanımam’ dedik. Daha sonra İstiklal Parkı çalışmalarını düzenledik, kafeteryalarla ilgili çalışmalarla onların yanında ve önünde olduk. Buradaki tek amaç ise; oradan belli bir miktar gelir elde ederek, engelli kardeşlerime görmüş olduğunuz gibi sandalyeler ve akülü arabaların finansını sağlamaktı. Bunu da büyük ölçüde yaptık. Her yıl belirli sayıda kardeşimize akülü araçlar temin ederek, onları memnun ettik. Biliyorum ki; bu toplum da kişilerin fiziksel özellikleriyle değil de; yaşamlarının gerektirdiğiyle beraber yaşamalıyız. Tabii yine engelli vatandaşlarımızla, yardıma muhtaç insanlarımızla her beraber, kaynaşarak, yardımlaşmayı sağlayarak, güzel bir şekilde refah içerisinde yaşayabiliriz. Aslında bunu sadece bunlarla da değil; sokak hayvanlarıyla da beraber yapabiliriz. Onlarla da ilgili çok ciddi projeler yapıldı. Onlarında ihtiyaçlarına cevap verebilecek şekilde iyi bir Kastamonu oluşturmaya gayret gösteriyoruz. Şunu hep söylüyorum; ‘ben yokum, hep biziz!’ Biz, hep beraber yapıyoruz. Hiçbir siyasi kimlik takınmadan, hiçbir farklılık öne koymadan bu işleri yapmak zorundayız.”