“Bu ormanlar bizim sigortamız, evimizin bereketi ve ekmeğidir”

Kırçiçeklerine bezeli, kekik kokan Tepe Köyünden Ekrem Gökdağ ile yıllar sonra karşılaşıp sohbet ettik.

Geçen hafta sonu, ciğerlerimize biraz oksjen çekmek üzere uzun zamandır özleyip te gidemediğimiz Ballık Tepe Köyünün kekik kokan pırıl pırıl doğasına kendimizi attık.

****
Göğe yükselen Ilgaz Dağlarının tığ gibi çam ormanlarını izlerken burnumuza gelen keskin kekik ve çam kokuları şehrin negatif enerjisini atıp ruhumuzu temizlerken günahlarımızı doğaya bırakıp neşeli bir hal alıyoruz. Yol arkadaşlarımızla tam memeleket meselelerini konuşurken, Ballık Tepe Köyünün kadim çalışkan insanı Ekrem Gökdağ ile karşılaşıyoruz. Selam verip hoş geldiniz diyor. Hoş bulduk diyoruz. Menümüzdeki balık ekmekten ikram ediyoruz Ekrem abiye. O da bizimle başlıyor sohbete.

Epeyden beri buralarda görünmediniz. Beni de tanıyamadınız. Ben sizi tanıdım. Kastamonu Gazatesi beni yazdı. O zaman daha gençtim. Gazeteyi köyde saklıyorum.

Ekrem abi doğru söylüyorsun seni tanıyamadık yaş kaç oldu?

EG-Yaş 60 oldu. Aslında yaşlı sayılmam. Belimden İstanbulda ameliyat oldum. Ameliyatı da biraz kafaya takıp stres yapınca yaşlandım. Sağlığım iyi ağrıyan sızlayan yerim yok. Köy olmasaydı şehirde yaşasaydım stresle ben ölürdüm.

Ekrem abi çok geçmiş olsun. Zoru atlattın. Atlattım çok şükür sağlığım bozulmazsa iyiyim.

İnşallah bozulmaz abi.

Kekik kokan bu dağlarda ömür nasıl geçti?

EG-Bu dağlar bizim meskenimiz oldu. Ekmek parası kazandığımız işyerimiz oldu. Orman kesimlerinde çalışıp ekmek parası kazandık. Bu dağların biz de çok hakkı vardır. Ekmek parası kazandığımız ormanı koruyup kolladık. Orman olmasaydı emeklilik yüzü göremezdik. Kıymetini biliriz. Emeklilikte ilk sigortamız ormandan başladı. Bu dağlar ormanlar Kastamonu’nun bereketidir. Sigortasıdır.

Ormandan mı emekli oldun?

EG-Hayır, sigortam bir özel şirketten yatırıp emekli oldum. Orman işi ağır iş. Bel fıtığı olunca orman kesiminde çalışamadım. Haliyle sigortam başka yerden yatırıldı. Emekli oldum. Aldığım emeklilik maaşı yetiyor. Fazla parada gözümüz yok. Önce sağlık gerisi boş.

Ne üretiyorsunuz?

EG-Köyde hayvancılık var. Sütcülük yapıyoruz.

Günde kaç kilo süt alıyorsunuz?

EG-50 kilo süt sağıyoruz. Yeri hazır. günlük taze taze köyümüze gelip topluyorlar. Bol kazançlarınız olsun Ekrem abi. Cümlemizin diyor.

Seçimler bitti. Memleketin durumunu nasıl görüyorsun? Yeni dönemden neler bekliyorsun?

EG-Biz seçimlerde yapacağımızı yaptık. Sıra şimdi seçtiklerimizde. Siz bizden daha iyi bilirsiniz. Köylü geçmişte çok sıkıntılar çekti. Çok şükür geçmiş yıllara göre köylünün durumu eskisinden daha iyi. Köyde yan gelip yatmadan, çalışıp iş yaparsan zengin olursun. Ne çare köylü de şehir merakı çok fazla.

Niye fazla?

EG- Bir köye kız vermiyorlar. İki köylüde tembellik var. Üç köyün gençleri şehiri istiyor. Şehirlinin de köy merakı var. Şehirli köylerden tarla alamaya başladı. Köylü de tarlayı satıp şehere gitmeye başladı.

Şehirlinin köye neden merakı olmaya başladı?

EG-Köyde hayat var. Şehirde her yer beton. Nefes alacak yer kalmamış. Köyün havası, suyu temiz aynı zamanda bedava.

Sehirde parayla mı?
EG-Şehirde her şey parayla. Şehirlinin damarında zaten köy var. Bak benim şehirde evim var. Kiraya bile vermedim. Şehire gittiğimde eşe dosta yük olmamak için şehirden ev aldım. Köyüm olmasaydı çalışıp kazanmasaydım şehirden ev alamazdım. Köy yeri her zaman berekettir.

Peki çocuklar ne iş yapıyor?

EG-Bir kızım bir oğlum var. Oğlum evli birde torunum var. Çocuklarımın köyde çalışmaya hiç niyetleri yok. Şehirde iş bulup çalışacağız diyorlar. Hükümet köylere verdiği destekleri biraz daha artırmalı. Belki o zaman köyden şehire göç dururur diye düşünüyorum. Siz benden gerçi bu işleri çok daha iyi bilirsiniz.

Hayvanlarını otlatırken her gün kendisine yol arkadaşılığı yapan sevimli köpeği ile köyünün kekik kokan kırlarında ekmeğimiz sigortamız dediği dağlarına bizimle sohbetini payalaşan Ekrem Abiye sağlıklı yaşam dileyerek ayrılıyoruz Tepe Köyünden. Mutlu Kalın.

 

TURGUT YILMAZ