Candaroğlu İsmail Bey’in Türkçe aşkı

  • Doç. Dr. Nail Karagöz, “Hulviyyat” adlı eseriyle ilgili sunum yaptığı Candaroğulları’nın son beyi İsmail Bey’in Türk dili konusundaki duyarlılığına dikkat çekerken, “Halkı için bir eser kaleme alan İsmail Bey, Arapça ve Farsça’yı bu kadar iyi konuşmasına rağmen zorda kalmadıkça bu dillerde konuşmamış ve kendisi de eserini Türk dilinde yazmıştır.Aynı şekilde çevresindekilere de Türkçe yazmayı tavsiye eden İsmail Bey, istinsah ettirdiği eserleri tashih ettirmiş, eserlerin sonuna Türkçe kayıtlar koydurmuştur” dedi.

Cumartesi Sohbetleri 6’ncı döneminin 154. hafta konuğu Doç Dr. Nail Karagöz oldu
Karagöz, “Candaroğlu İsmailbey’in Hulviyyat adlı eseri” hakkında konuşma ve sunumunu yaptı. Doç. Dr. Karagöz, Vakıf Başkanı Mehmet Çiftçi’nin açılış konuşmasını yaptığı, Belediye Başkanı Galip Vidinlioğlu’nun da katıldığı sohbete şunları söyledi:

“İsmail Bey, Anadolu’nun kuzeybatısında Kastamonu ve Sinop civarında, yaklaşık 13-15. yüzyıllar arasında hüküm sürmüş bir beylik olan Candaroğulları Beyliği’nin son beyidir. İsmail Bey, cami, medrese, kütüphane, aşevi, han, hamam… bunların hepsi de insanlığa hizmet amacıyla inşa ettirmiştir. Bunun yanı sıra özellikle rasathane maksadıyla yapılan medresenin ve döneminde Anadolu’da inşa edilenlerin en büyüğü olma vasfını taşıyan kütüphanenin İsmail Bey’in ilmî yaklaşımını ortaya koyma bakımından ayrı bir değeri vardır.

İsmail Bey’in ürettiği değerlerden biri olan Hulviyyât, onun ilmî vukûfiyetini ve din ve dünyaya bakışını tespit edebileceğimiz diğer bir önemli belgedir. Her şeyden önce bir devlet başkanının ilmî bir eser kaleme alması çok sık rastlanan bir durum değildir. O, eserini kaleme alırken, memleketini ve milletini geliştirmenin yalnızca maddî yatırımlarla olamayacağını, insanın eğitimine de yatırım yapmak gerektiğini düşünmüş olmalıdır.

Halkı için bir eser kaleme alan İsmail Bey, Arapça ve Farsça’yı bu kadar iyi konuşmasına rağmen zorda kalmadıkça bu dillerde konuşmamış ve kendisi de eserini Türk dilinde yazmıştır.Bu eser Farz-ı kifâye saydığı ibadetlerle ilgilidir. Aynı şekilde çevresindekilere de Türkçe yazmayı tavsiye eden İsmail Bey, istinsah ettirdiği eserleri tashih ettirmiş, eserlerin sonuna Türkçe kayıtlar koydurmuştur.

Yaptırdığı eserlerin tespit edilebilenleri şunlardır: Kastamonu’da, cami, medrese, kütüphane ve imaret, kervansaray, Kastamonu Göl Nahiyesi’nde camiler, Sinop’ta çeşme ve bir tesis, Araç’ta han ve çeşme, camiler, Bakır Küresi’nde hamam, Taşköprü’nün Gökçe Nahiyesi merkezinde kervansaray, Devrekâni’de hamam, Çayırcık köyünde mescid, Filibe’nin Markova köyünde İsmail Bey Camisi.

İsmail Bey’in metodu da şöyledir: Önce konuyu kısaca tanıtır. Maddelere ayrılması gerekiyorsa konuyu maddelere ayırır. Peşinden ilgili ayetleri verir. Ardından konu ile ilgili hadisleri sıralar. İcmâvarsa onu da belirtir. Konuları “mes’ele” olarak ele alan İsmail Bey, “dürüsttür, dürüst değildür, revâdur, revâ değil, olur, olmaz” gibi ifadelerle konuyu sonuca bağlanır. Ele alınan konular, mukayeseli bir şekilde verilir. Bazen görüş ayrılıklarının doğurduğu sonuçlar, “Fâide-i hilâf şunda zâhir olur ki” diyerek farklı düşüncelerin doğuracağı sonuçları anlatır. Konuları bazen soru-cevap metoduyla işler, bazen farazî sorular sorar, cevap verir. Genellikle görüş sahiplerinin bu görüşe sahip oluş nedeni de açıklanır. Öğrencisini eğitmek için çeşitli yöntemler kullanan, çeşitli taktikler deneyen bir öğretmen gibidir İsmail Bey.İsmail Bey için kavram tanımları da çok önemlidir.”

Cengiz MUHZİROĞLU