Perşembe, Haziran 22, 2017

Ses sanatçılarımızdan Rahmetli Abdullah Yüce'nin "Uzayıp giden of, tren yolları/Ah, açılıp sarmayan yarin kolları " diye başlayıp sürüp giden bir şarkısı vardı, eskiden... O zamanlar herkesin radyosu yok. Çoğunlukla kahvehanelerin radyoları ve  yanında plak çalmak...

Son dönem ülke siyasetinde "günlük/anlık konuşma" modası zuhur etti. Kimilerinin  hüner saydığı bu tutum nedeniyle; siyaset kurumunun giderek saygınlığını yitirdiği kamuoyunda nicedir tartışılıyor. Adam bulmuş mikrofonu,  hani derler ya; "Sallama!.." diye, tıpkı onun gibi... "-17 Nisan'da...

Avrupa'nın eli mahkum olduğu 1960'lı yıllarda kendi insanına layık görmediği hizmetleri için dışarıdan, çöpçü, tuvalet temizleyicisi, sıradan insanların bile görmeyeceği işler için Türkiye'nin kapısını çaldığında koşarak/sevinçle bu ülkelere giden bizler değil mi idik? Yeter ki;...

Anayasalar, ulusların uzlaşı odağında  hukuksal anıt olma özelliği taşırlar. Bulunduğu noktada "ana/yasa" olma kimliğiyle de ne denli önemli olduğu kendiliğinden anlaşılır. Ana özelliğiyle "inandırıcı"dır anayasalar. Bu nedenle de  "saygındır"lar, kolay kolay tartışmaya açılmazlar. Toplumsal anlamda "genel uzlaşı"nın kültürel ürünü...

Osmanlı'nın son, Cumhuriyet'in ilk dönemlerinin ünlü gazetecisi Tanin gazetesi sahibi Rahmetli Hüseyin Cahit Yalçın'ın 1940'lı yıllarda söylediği bir sözü var,  dar zamanlar için; "Kalkın ey ehli vatan!.." diye... Bu söz üzerine,  İstanbul Üniversitesi öğrencileri ve aralarına  karışan provokatörler...

İnsanoğlu yaşadığı kimi anlarda "kişisellik"ten kurtulup kendini toplumun emrine/çıkarlarına adadığında duyduğu iç rahatlığı/huzuru ancak yaşayan bilir. Yaşamın bir anlamı da, bu noktada başlar böyle düşünenler için... İçinde yaşadığı topluma; havasından, suyundan, meyvasından, vb. nimetlerinden yararlandığı doğaya/çevreye...

Emekli maaşı ödeyen bankalar yeni yılla birlikte promosyon ödemelerine başlıyor.  "Bekleyen derviş, çorbayı içermiş" örneği, emekliler önlerine gelecek  promosyonu  çok  beklediler. Beklediler ve sonuçtan memnun olmadıkları görünüyor. Yağsız, tuzsuz bir çorba diyenler var. Haksızlık var, diyenler de... Emekliler promosyon almak için...

Türk basını sıkıntılı bir süreçten geçiyor. Dahası, "var olma, yok olma" arasında gel- gitler yaşıyor. Bu süreç ilk değil. Zaman-zaman bu ve benzeri durumlar yaşanılarak bu günlere gelindi. Şimdi yeni bir labirente girdi Türk medyası... Özellikle...

Eskiden  "Bir taşla iki kuş vurur"lardı. Nasıl olurdu bilemem... Demek ki, o zamanlar çok hünerliymiş avcıların/insanların kimileri... Hani, tüfekle olsa aklım alır, kuşlar küme halindedir, ateş edersiniz, bir değil, iki-üç kuş avlarsınız. Teknik, işin içine girince...

Her şey, her yaratık,  yitmeye/bitmeye mahkumdur bu dünyada/yaşamda... Bu öyle bir süreç ki; bir yerde başlayan her şey, sonuçta tükeniyor/bitiyor. Yok olup gidiyor. İnsanoğlunun diğer yaratıklardan  -bildiğimiz kadarıyla- farkı; Yüce Allah'ın ona akıl denen çok değerli...

İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR