“Çene nasır bağlardı kösele kesmekten”

1963 yılında çırak girdi Mıkır ustanın yanına, 55 sene kâh ayakkabı imal etti, kâh ayakkabı tamir etti, yeni nesil “Tamir yeri belli olur mu?” diye soruyormuş, evvel zamanı yaşamış olmanın şaşkınlığıyla “Neresi burası baksana, tamir izi belli olmaz mı?” diyor…

Ayakkabı tamiri için girdiğim kapıdan, fikrime pençe yaptırıp çıktım.

Tamir izinden rahatsız olan bir toplum olduk…

Herkes kralın velihatı olarak doğduğu için dokunuyor haliyle tamirli ayakkabı giymek.

Dünyayı yiyip bitirirken…

Asıl yenilip biten insanlık.

Geleneksel mesleklerin sürdürüldüğü dükkanlar ruha huzur…

Gönlünüz mü dar, mahsus sökün pantolonunuzu bir emektar terziye gidin, gönül yırtığınızı diktirin.

Delin ayakkabınızı, ayakkabı tamircisine gidin…

Muhabbete dalın ustayla, tedaviniz tamam.

Ayakkabınızı boyatın…

Cila olur üstüne.

Bir adres vereyim, bana iyi geldi, dünyanın bin türlü sıkıntısını düşürmüşken kafamasabah vakti, şen kahkaha çıktım dükkandan; “Belediye Caddesi Sarraflar Çarşısı No: 5, Tamirci Ömer Usta”…

“Ömer Karakaya”.

55 yıldır ayakkabıcı…

Yere sağlam basıyoruz sayesinde.

Mıkır Hatemoğlu’nun yanında çırak olarak başladı mesleğe…

O gün bugündür köseleyle, ayakkabı çivisiyle, dikiş makinesiyle ahbap.

Evvel zamanı anlatırken “İnsanın çenesi nasır bağlardı kösele kesmekten” diye örnek verdi, “Şimdi o eski ayakkabı malzemesi nerde?” diye dert yandı…

Benim ayakkabılarıma baktı güldü mesela.

(Çene nasıl nasır bağlar?…

Ayakkabının ucu çene ile boğaza bastırılır, göğüste kösele kesilir.)

Naylon oldu herşey günümüzde…

İnsanlık elden gitti, ayakkabılar bozulmuş çok mu?

Dükkanın köşesinde kömür sobası…

Hiç gerek yok aslında, Ömer Usta’nın gönlü yeter, değil dükkanı şehri ısıtmaya.

  • ••

Not:

Kastamonu’nun nerden nereye geldiğine bir de ayakkabıcılık sektörü üzerinden bakalım…

Biraz daha kan ağlayalım.

Ömer Usta 1960’lı, 70’li yıllarda Kastamonu’da ayakkabı imal ettiklerini ve Ankara’ya her hafta 100 çift ayakkabı gönderdiklerini anlattı…

Bildiğiniz “butik fabrika”.

İlhan Kum’un “Kral Kundura”sı misal…

Hey gidi Kastamonu hey.

1980’li yıllarda imalat bitti…

Bugün geldiğimiz noktada geçtim butik fabrikadan ayakkabıya kösele pençe yaptırmak bile mesele.

Kastamonu’da üretim bitti…

Türkiye’de bitti.

İthale talim…

Sonra da şaşıyoruz ekonomi niye bozuk diye.

  • ••

Not 2:

Bir zamanlar Sarraflar Çarşısı…

Gürültüden durulmazdı.

İğne sesi…

Çekiç nağmesi.

Üst katlardaki dükkanlar terzi…

Zemin katlar ayakkabıcı.

Hey gidi Ermeni ustalar hey…

Keşke göç eylemeseydiniz.