Cevap, eleştiri, çağrı ve teklif

  • Belediye Meclisi’nin mayıs dönemi ilk toplantısında gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından, bir kez daha “arsa satış ihalesi” ve “hitap”la ilgili tartışma yaşanan konulara girildi.MHP Üyesi Recep Mor, CHP Üyesi Sibel Karakaş’a hitabı ile ilgili açıklamada bulunurken, bu konuda kendisini eleştiren CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin’i cevapladı. CHP’li Hakan Oral ve Sibel Karakaş da aynı konudaki görüşlerini dile getirdi.
  • BaşkanVidinlioğlu, Erbilgin’le aralarında yaşanan tartışmayı cevap, çağrı ve teklif şeklinde sürdürdü.Arsa satışının kanuna uygun olduğunu yineledi, “Kapı yumruklamak tekmelemek, yağmalandı demek, bu tarz ifadeler hoş değil. Tekrar söylüyorum: Geçmişe sünger çektim… Sayın Erbilgin’in daha yüksek rakama alma niyeti var ise ben hemen ihaleyi iptal ederim” dedi.
  • Tüm çabasının şehre bir şeyler kazandırmak olduğunu vurgulayan Vidinlioğlu, “Kastamonu’yu nasıl tanıtırım, nasıl ivme kazandırabilirim, nasıl seviye atlatabilirimin derdindeyim. Cumhuriyet kurulurken ilk 8-9 şehir arasındaki bir şehrin çok daha fazlasını hak ettiğini düşündüğüm için çabam o yönde. Gelin canlar bir olalım. Şehre birlikte bir şeyler katalım” diye konuştu. 

Belediye Meclisi’nin mayıs dönemi ilk toplantısında gündem maddelerinin görüşülmesinin ardından, “arsa satış ihalesi” ve “hitap”la ilgili tartışma yaşanan konularda konuşmalar yapıldı.

RECEP MOR’DAN CEVAP

MHP grubundan Recep Mor, toplantı sonunda söz alarak şunları söyledi:

“7 Nisan 2022 Perşembe günü meclis toplantısında CHP Meclis Üyesi Sayın Sibel Karakaş hanımefendiye ‘abla’ diye hitap ettiğim için, 18 Nisan 2022 tarihli yerel gazetelerde ‘Siyasi nezaketten yoksun olduğum’ açıklamalarında bulunulmuştur. İsminde halk ifadesi geçen partinin il başkanı kendimden yaşça büyük, meclis dışında da hukukumun olduğu Sibel hanıma ‘abla’ diye hitap ettiğim için beni siyasi nezaketsizlikle suçladı. Belediyemiz tarafından düzenlenen iftar yemeğinde Sayın Sibel Karakaş, Sayın Hakan Oral ve Sayın Mehmet Tingiroğlu’nun da olduğu masada kendilerine hitabımdan dolayı rahatsızlık duyup duymadığını sordum. Kendisi de ‘Hayır, hatta gurur duydum’ diyerek ifade etti. 2019 tarihinde bir basın toplantısında sayın Hikmet Erbilgin, ‘Tahsin’in Ahmet’i varsa Galip’in Recep’i vardır’ diye hitap ederken acaba siyasi üslup bunun neresindeydi? Kendisine sormak isterim. Bizim Meclis’te ve Meclis dışında da hukukumuzun olduğu birçok kişi var. Ben Sayın Zeki Kebeci, Sayın Necati Atak, Sayın Sezgin Sezen demektense ‘abi’ diye hitap etmeyi tercih ederim. Benim şahsi fikrim, almış olduğum terbiye, örf adet… ‘Abi’ diye hitap etmek bence daha büyük saygı ifadesidir. Bununla alakalı da bunu açıklamayı istedim. Kendisine de Nazım Hikmet’in dizesine atıfta bulunarak cevap vermek istiyorum: ‘Kendimden yaşça büyük olan bir kişiye abla diye hitap etmek edep sorunuysa eğer, yazın üç sütun üstüne kapkara haykıran puntolarla, Recep Mor siyasi nezaketsizliğe devam edecek.”

HAKAN ORAL

Mor’un ardından söz alan CHP Üyesi Hakan Oral,“Ben aranıza en son katılan Meclis üyesiyim. Ben burada mikrofonun düğmesine basar basmaz konuşmak bile istemiyorum. Burada konuşabilmek için bile düğmeye basmanın yeterli olmadığını, izin alması gerektiğini ve meclis başkanından da onaylanması gerektiğini düşünüyorum. O günkü olay çok hararetli ve her düğmeye basanın konuştuğu, bence meclis başkanını da sıkıntıya sokacak derecede bir konuşma oldu. Çok da saygılı olmadığı düşüncesindeyim. Tabii ki samimi ortamlarda abi-kardeşlik ilişkisi… Bazı ortamlarda da bunun farklı olarak algılanması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

GALİP VİDİNLİOĞLU
“Bazen elbette ki ağzımızdan istemediğimiz cümleler, kelimeler çıkıyor. Ama şunu bir defa kabul etmemiz lazım. Hepimiz Kastamonu’da verilmiş oylarla buraya gelmiş, seçilmiş insanlarız. Bunu şuurunda olmamız lazım. Burada zaten bir siyasi partiyi temsil ediyorsunuz. Dolayısıyla buradaki meclis üyeleri zaten partileri adına birtakım şeylerin takipçisi ve aynı zamanda parti sözcüsü gibi konuşmakta sonsuz bir iradeye sahip. Bu konuda da ben kimsenin asla ve kata önüne geçmem, söz vermemezlik etmem. Fakat buradaki, meclisteki tartışmaları, her kim olursa olsun, buna bütün siyasi parti il başkanları dahil, buradaki konuşmayla ilgili basın toplantısında asıl kullandıkları dil ciddi bir edep sorunudur. Ben belediye başkanıyım. Normal şartlarda belediye başkanının muhatabı belediye başkanıdır, mevkidaşı odur. Ben 31 Mart akşamını artık geçmişte bıraktım. Ben Kastamonu şehrinin belediye başkanıyım. Anamın ak sütü gibi oylarla geldim, bunda da büyük emeğim var. Bir defa bunu hazmedecek herkes. Ama görüyorum ki bazen siyasi nezaketten, siyasi etikten uzak ifadeler ziyadesiyle gazete puntolarında yer alıyor. Bundan ben de çok rahatsızım. Benim normal yaşantımda hiç kimseyi kırarken göremezsiniz, kimseyi küstürmem. Birlikte çalıştığım insanlara bir şeyden dolayı kızıp kalbini kırdıysam eğer beş dakika sonra da gönlünü almaya çalışırım. Beni bile çileden çıkaracak ifadeler kimsenin hayrına değil. Ben polemiksever bir adamım, sümbliminal mesajları da seviyorum, gerektiği zaman da bu mesajları veriyorum. Fakat sonuçta her siyasi parti kendi fikrini temsilcileriyle birlikte elbette ki kürsüden dile getirecek. Şehrin genelini ilgilendiren konularda edep sınırını aşmamak kaydıyla herkes elbette ki fikrini dile getirebilir. Biz zaten meclisi canlı yayınlıyoruz. Benim en büyük sıkıntım ne yazık ki bunun çok uzağında ifadelerin her geçen gün, ara ara gündeme getirilmesi ve sanki beni ya da meclis kurulunu irite edecek ifadelere başvurulması.  Biz seçilmişiz, dolayısıyla her birimiz bir misyonu temsil eden insanlarız. Burada herkes fikirlerini açıkça beyan etmekte elbette ki serbesttir. Ama nezaketi elden bıraktığımız gün yandığımızın resmidir. Geçen gün yaptığımız basın toplantısından sonra ben üzüldüm. Keşke bunları söylemeye mecbur kalmasaydım. Ama sıklıkla gündem oluşturmaya çalışmak ve bunu da bizim/benim üzerimden yapmaya çalışmak kimseye bir şeye kazandırmaz ben buna da asla izin vermem. Sanki ilk defa belediyenin bir yeri satışa çıkarılmış da… Ben yakıştıramadım. Kapıyı yumruklamaları, tekme atmaları ben yakıştırmadım. Bunlar yakışır şeyler değil. Cumhuriyet Halk Partisi Meclisi Üyesi Sibel Hanım hukukçu, partinin hukukçuları vardır. Kanun açık. İhale Kanunu çok açık. ‘Kapalı zarf usulü yapılır, son 3 teklif açık arttırmayla devam eder’ diyor. ‘Onlardan başka da kimse giremez’ diyor. Kanun açık. ‘Beytülmalı yağmalıyorlar’ ifadesi hoş bir ifade mi? ‘Yağmalama’ ifadesi hoş mu? ‘Galip’in, Recep’i’ ifadesi hoş mu? Benim okul arkadaşım mısın? ‘Galip’ diye hitap ederken rahatsın da başka zaman nezakete davet ediyorsun… Belediye Başkanı olmadan önce göz hekimiydim, kliniğim vardı. Buradaki çoğu insanı da ben muayene etmişimdir. Hiç kimseye saygısızlık etmemişimdir. Olmaz da. Bu tarz işleri kaşımanın kimseye faydası yok. Akıl veren çok oluyor, fakat iş öyle değil. Normal şartlarda sizin geliriniz 5 bin liraysa ‘onu da yapalım, arabayı da yenileyelim’ diyemezsiniz. Bu her belediyenin yaptığı bir şeydir. Düzce Belediyesi, Bolu Belediyesi, İstanbul Belediyesi, Ankara Belediyesi, Kastamonu içindeki Araç-Daday Belediyesi; hepsi yer satıyor. Önemli olan, eğer bir yeri satışa çıkardınız alıcı bir taneyse şüphe vardır, ikiyse yine şüphe duyabilirsin, üç ve üzerindeyse şüphe duyacağın bir şey yoktur. Bu, açık arttırma zaten. Herkes gözünün aldığını söylüyor bir de son üçü açık arttırmaya gidiyor. Belediyenin malı ilk defa mı satılıyor? Sevgili Sibel Karakaş elbette ki bunları dile getirecek. Mesela Kastamonu’nun altyapısıyla ilgili sürekli gündeme getirdiği konular var. Kastamonu’nun altyapısı dediğiniz şey en az 300-350 milyondan ses veriyor. Bunu yapmak kolay mı? Bunun için gelire ihtiyaç var. Biz zengin bir belediye değiliz ki. Elbette ki hizmet üretmek adına, halkın sağlığı adına gerekirse satarsınız. Bu ferdi hayatımızda da böyledir. Ben klinik açacağım zaman evimi satışa çıkaracaktım, bundan daha doğal bir şey olmaz ki. Burada da böyle. Kaldı ki tek başına verdiğim bir karar da değil, herkesin onayına sunuyorum. Meclis hür iradesiyle karar veriyor. Türkiye’de de, Meclis’te de kararlar böyle alınıyor. Burası da yerel meclis. Ama yerel meclisin kararına rağmen… ‘Satacağım demedin’ diyor. ‘Satmayacağım’ da demedim, ‘Bir karar vereceğiz’ dedim. Hesabı kitabı yaptık…

Yanlışlar üzerinden bir şeyleri konuştuğumuz zaman doğruya gidemezsiniz. Doğru sorular insanı doğru cevaba götürür. Soruyu yanlış sorduğunuzda cevabı doğru bile verseniz doğruyu bulamazsınız. Yanlışın cevabı yine yanlış olur. Yanlış bir şey yaptığımızı düşünüyorsanız eğer hukukçu var içinizde, gidin adliyeye.

KastaMall iskanı… Ben mi verdim kardeşim ruhsatı? Benim yaptığım şey iskana uygun yapılmış mı yapılmamış mı? Yapılmayan yerleri düzelttirdik iskanı verdik. Şüpheniz varsa yargı orada. Şikayetçi olabilirsiniz. Ama olmayan şeyler üzerinden tezvirat yapmayın. ‘KastaMall üzerinden hesap yapıyordun’ diyor. Evet yapıyordum. 9 buçuk dönümün 5 buçuk milyona satılması var, 16 dönüm yerin 100 milyon kusura satılması var. Dağlar kadar fark var. Bir tanesinde metrekaresi 500 liraya geliyor, enflasyon kur farkını koy, bugünün hesabıyla bin lira… Diğer tarafta metrekaresi 6 bin liraya satılan yer var. Bu kıyas kabul edilir bir şey değil. Bu hedef saptırma. Bunlar doğru siyaset değil.

Üç seneyi doldurduk. İki sene sonra seçime gideceğiz. Yaptıklarımızın yanlış olduğunu söylüyorsanız yolu erken alın bugünden ‘ben adayım ve şunlara karşıyım’ deyin. Muhalefet etmek bu değil. Samimiyetle söylüyorum: Ben Kastamonu gibi kadim bir şehrin, yemin ediyorum 20-30 sene sonra canlı kalması için kafa yoruyorum. Çöpün bir saat geç alınmasının falan ötesindeyim. Şehrin 20-30 sene sonrasına ne katabilirim, geleceğe daha güzel bir Kastamonu nasıl bırakabiliriz benim derdim bu.

CUMHURBAŞKANINA DAVETİYE

3-4-5 Haziran Türk Dünyası günleri yapıyoruz. 22 ülkeden Kastamonu’ya gelecekler. Özerk bölgeler hariç. Sayın Genel Başkanımız da gelecek inşallah. Sayın Cumhurbaşkanımıza pazartesi günü davetiyesini vereceğim. İnşallah gelirler. Türkiye’de bir ilk olacak. Ben Kastamonu’yu nasıl tanıtırım, nasıl ivme kazandırabilirim, nasıl seviye atlatabilirim onun derdindeyim. Cumhuriyet kurulurken ilk 8-9 şehir arasındaki bir şehrin çok daha fazlasını hak ettiğini düşündüğüm için çabam o yönde. Gelin canlar bir olalım. Şehre birlikte bir şeyler katalım. Projeniz varsa elbette yapalım. Olmayacağını bile bile büyükşehir belediyelerinden destek alalım da bu işi yapalım, bu olacak şey değil. Hepimiz siyaset yapıyoruz. Siyaset gerçekler üzerine kurulur ve yapılır. Eğer böyle bir imkanınız varsa kendinize ait belediyelerde bunu yapabilirsiniz. Tribüne oynamak çok doğru değil. Ben herkese kapımı da gönlümü da açmışım. Benim tüm derdim Kastamonu. Kastamonu sevdam olmasaydı bugün burada olmazdım. Ben eğitim öğretime gidenlerin geri gelmemesinden dolayı buradayım. Şehri genç nüfusuyla, eğitimli kadrosuyla öteye taşıyalım diye buradayım. Elimi de uzatıyorum burada. Tutan tutar. Ama tutmuyorsanız da elinizin tersiyle itmeyin. Gerçekten üzülüyorum. Ama bazı ifadeler beni üzüyor. Benim kimseyle derdim yok, kimsenin de benimle derdi olmasın. Arkamızdan güzel şeyler söylesinler. Ben her yaptığımız işin denetimini Meclis’e getiriyorum. İnşallah bu konuşmam bir milat olur. Hepimiz Kastamonu daha güzel yerlerde olsun istiyoruz. Fakat bu kucaklayarak olacak şey, kavga ederek değil. Ben geçmişe sünger çekmeye her an hazır birisiyim.”

SİBEL KARAKAŞ

Bu konuşmaların ardından söz alan CHP Üyesi Sibel Karakaş, şöyle dedi:

“Öncelikle Recep Bey’in söylediği doğru, abladan rahatsız olup olmadığımı sordu.  Ama ‘gurur duydum ifadesini’ kullanmadım, buna bir açıklık getirmek istedim. İkincisi, dediğiniz çok doğru… Bizim ortak paydamız Kastamonu. Biz de Kastamonu’nun yararına işler yapmak istiyoruz yaptığınız yararlı işlerde yararlı olmak, Kastamonu’ya zararı olduğunu düşündüğümüz işlerde de karşınızda yer alarak daha uygun olan daha doğru olan yolu göstermek için çabalarız. Ama şu Meclis’te düşüncemi hiçbir zaman sonuna kadar dile getiremedim. Her zaman sözüm kesildi. En son yapılan toplantıda bana karşı yapılan davranışlardan çok rahatsız oldum. Umarım bundan sonra aynı hatalar tekrarlanmaz. Bir şey daha sormak istiyorum. Kuzeykent’teki arsayı şu anda gündeme siz getirdiniz. Muhammen bedeli mutlaka komisyon takdir etmiştir, ama biz çok düşük olduğu kanısındayız. Sonuçta çok değerli bir arsa.”

GALİP VİDİNLİOĞLU

Karakaş’tan sonra ikinci kez mikrofonu alan Başkan Vidinlioğlu, şöyle konuştu:

“Az önce arkadaşlar ekrana düştü, imzalayabilirsiniz dediler, ben özellikle imzalamadım. Sayın il başkanı 200-250 edeceğini söyledi, ben açık kapı bıraktım hâlâ bekliyorum. Eğer Kastamonu faydasına olacaksa iptal de ederim ihaleyi. Eğer Sayın Erbilgin sözünde samimi ise bırakın 250’yi ben 150 milyona veriyorum. Girsin ihaleye alsın. Kastamonu’nun menfaatleri için alan insanlara çok büyük haksızlık olacak belki, çünkü almışlar o arsayı, ama ben Kastamonu’nun menfaatleri için, gelecek her türlü sözü göğüslemeye hazırım. Eğer ‘ben alıyorum’ derse 150 milyona, ben imzalamam, buyursun alsın; istediğini de yapabilir. Ben bu konuda çok netim, çok açık. Ama şimdi ben aşağı yukarı inşaat maliyetlerini hesapladım. Metrekaresi 6 bin liradan satılan hiçbir yer yok Kastamonu’da. Oranın yapacağı inşaat maliyeti belli, 51 bin metrekare inşaat yaparsınız zaten. ‘400 küsur daire olur’ diyor, o da doğru. Zaten inşaat maliyetleri, eğer normal yaparsınız, 5 bin liraya inşaat yapanlar var, biraz daha derli toplu yapalım diyorsanız 7 bin liraya kadar çıkıyor. 51 bin metrekare inşaat alanının maliyeti 350 milyondur. 7 bin liradan deseniz 80 bin metre kare 560 milyon eder. 100 milyon da arsaya verdiniz 660 milyon. Paranın size ne zaman döneceği belli değil… Hesabı yapın, çok açık. Benimle konuşan herkes ‘Helal olsun başkan, çok iyi paraya sattın’ diyor. Kat karşılığı da olabilirdi tabii, ama kat karşılığının da kendince handikapları var. Paranın size ne zaman döneceği belli değil, bir de tek tek ihale ile satmanız lazım. Onun için bugünün 100 milyonu iki sene sonrasının 150 milyonundan çok daha evladır. Yapacağımız işleri yapma adına da hızlı hareket edebiliriz diye öyle düşündük, öyle öngördük, öyle yaptık. 9 da ihaleye giren var. ‘Ben ihaleye giremedim’ demek sizin kanunu bilmediğiniz anlamına geliyor. Çünkü ihaleye giremezsiniz, kanun öyle diyor. Onun için kapı yumruklamak tekmelemek, yağmalandı demek bu tarz ifadeler hoş değil. Tekrar söylüyorum: Geçmişe sünger çektim. Tekrar söylüyorum: Sayın Erbilgin’in daha yüksek rakama alma niyeti var ise ben hemen ihaleyi iptal ederim.”

HAKAN ORAL

CHP Üyesi Hakan Ural, Başkan Vidinlioğlu’nun bu konuşmasının ardından söz alarak şunları söyledi:

“Tabii ki elinizden tutmayı çok isteriz. Tabii ki Kastamonu yararına olan her şeyde bu Meclis’te beraber hareket etmeyi çok çok arzuluyoruz. En son belediyemizde meydana gelen üzücü olaya ben de çok üzüldüğümü sizi arayarak ifade etmiştim. Fakat tek üzüldüğüm konu, belki bilerek belki bilmeyerek, basın açıklamanızda ‘Bir MHP belediyesi’ diye bahsettiğiniz de çok üzüntü duydum. Bence bu Kastamonu belediyesine yapılan bir olaydır, hepimizin aynı duyguları paylaştığımızı düşünüyorum. Nasıl bizim başkanımız bazı konularda sizleri irrite ediyorsa bu tip şeyler de bizleri üzüyor. Bizler Kastamonu Belediye Meclisi’nin birer Meclis üyesiyiz her faydalı durumda veya her zararlı durumda beraber üzülmek sizinle aynı duyguları paylaşmak istiyoruz.”