Çevre düşmanı, “İnsanoğlu”

Yapıyoruz bakamıyoruz, yapmaya başlıyoruz bitiremiyoruz.

Yapıp bakamadıklarımızdan örnek mi? Turhan Topçuoğlu Şehir Parkı, Uçak Kafe, Bisiklet Yolu, Botanik Parkı…

Başlayıp bitiremediklerimizden örnek mi; Teleferik, burada sayamayacağım kadar çok restorasyonuna başlanılan ancak tabelasına göre çoktan bitmesi gereken yapılar, vb.

Parkları yazmışken…

Parklar sosyal alanlardır sosyalleşme alanlarıdır, insanı cezbeden diğer bir yanı ise bakımlı çimenleridir, daha doğrusu bakımlı olması gereken çimenleridir.

Fotoğraf meraklıları bir ayçiçeği tarlasının fotoğrafını çekmesi ile nasıl mutlu oluyorsa herhalde bu parklarda çekirdek çitleyip yerlere atıp çevreyi kirletenlerde mutlu oluyorlar, ki zaten bu işi yaptıklarına göre utanmaları asla yoktur!

Hep yazıyoruz şehrin temizliğini yapanlarda insan.Evet, temizlemek görevleri, ancak kirletmemek de bizlerin asli görevi.Elindeki çöpü bir çöp kutusu bulana kadar taşıyanlara da şahit oldum hiç umursamadan etrafa atanlara da…Özellikle son zamanlarda caddeler sokaklar maske tarlası olmuş durumda.Adım başı kullanılmış maskelere rastlamak mümkün.

İzmaritler, su petleri, poşetler maskelerin yanında yedek oyuncu olarak kalmış durumdalar. Bu pisliği yapanların başına birer bekçi koysan yine yetişemezsin.

Belediye temizliyor, bazı sorumsuz, duyarsız, bencil, evinde yapamadığı herşeyi sosyal alanlarda yapmayı kendine hak gören sorumsuzlar kirletiyor.“Çevreyi kirletmekten neden rahatsız olmazlar?” sorusunun cevabı çok, ancak burada yazmak uygun olmayacaktır.

Bir taraftan yapıyoruz, bunun karşılığında maddi bedeller ödeniyor.Ne var ki daha tam anlamı ile bitmeden yeniden bakıma ihtiyaç duyulacak hale geliyor.

Turhan TopçuoğluŞehir Parkı’na, küçük de olsa kaykay pisti yapıldı, müzikli danslı kuru havuz yapıldı, havuzu çalışırken veya kaykay yapılırken henüz görmedim ancak güzel olsa gerekir.Gördüklerim ise yeni temizliği yapıldığı halde yerlerdeki çöpler, bazı yerlerdeki yıkıntılar, heykellerdeki deformeler, heykellerin kimliğini anlatan kiosklar ise içler acısı.

Ben fotoğrafları çekerken çardaklarda oturup çekirdek kabuklarını yerlere atanlar umursamazca etrafı kirletmeye devam ediyorlardı.

Bu çeşit yerlere en azından bir su, çay satacak bir büfe yapılsa ve kiraya verilse, hem bir gelir elde edilir hem kiralayan tarafından çevre temizliği sağlanırken yapılanlara zarar verenler için de bir nevi kırmızı ışıkgörevi görür.

Kırmızı ışık yazmışken, trafik aklıma geldi.Motosikletlere yönelik denetimlerin olduğunu görüyoruz?Yine de kasksız binenler, hız yapanlar çoğaldı.Ayrıca bir de egzozları özel olarak tasarlanmış araçlar da yürek hoplatmaktan geri durmuyor?

Vakıf Hamamı’nın yanından Şeyh Şaban-ı Veli Camisi’ne kadar, yine aynı hamam tarafından Eligüzel (İbni Neccar) Camisi’nin yanından Kefeli yokuşuna ve oradan şimdi Şehir Kütüphanesi olan Osmanlı Sarayı’na kadar olan bölge ve civarına o taşları döşemeyi düşünüp araçların canının okunmasına sebep olanların kulağını çınlatmadan da geçmeyelim.

“Bu şehir çok güzel” diyoruz, “Evliyalar diyarı kadim şehir” diyoruz, lütfen nereden tutsam elimde kalıyor durumuna gelmesin, herkes sahip çıksın.

 

“Çabukluğu iş başında geçen zamanla değil, işin ilerlemesiyle ölçmek lazımdır. Francis Bacon”

 

 

Bülend Çadırcıoğlu