CHP’de sandık alarmı

“Sandık güvenliği” toplantısı

CHP Kastamonu Teşkilatı, dün Parti Meclis üyeleri İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke, İstanbul Milletvekili Ali Şeker ve Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı’nın katılımıyla sandık görevlilerinin yer aldığı “sandık güvenliği” toplantısı düzenledi. Partinin Kastamonu’daki adaylarına destek olmak için bir kez daha Kastamonu’ya gelen Selin Sayek Böke, “Sandıkları güvenli kılmak, sandıklara giren oyun sandıktan çıkmasını sağlamak, sandıktaki sesi toplumun sesi olarak duyurmak sandık görevlilerimizin elinde” dedi.

 “Demokrasi krizine cevap verme fırsatımız var”

Selin Sayek Böke, “Çok ağır bir krizden geçiyoruz. Bu krizlerden biri de demokrasi krizidir. Milletvekillerinin sesinin kesildiği, TBMM’nin kıymetinin tamamen yok edildiği, bütün yetkilerin tek adamda toplandığı bir düzende, bu demokrasi krizine cevap vermek için fırsat var karşımızda. Sadece demokrasi krizi yaşamıyoruz. Aynı zamanda bu toplumu toplum yapan, bizi bir arada tutan bütün değerlerimize açık bir saldırıyla, Cumhuriyetle kavga eden ve toplumu toplum yapmaktan çıkartarak, vatandaşı birbirine düşüren, ayrıştıran bir zihniyetle de karşı karşıyayız” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi’nin Parti Meclis üyeleri İzmir Milletvekili Selin Sayek Böke ve İstanbul Milletvekili Ali Şeker, dün Kastamonu’ya gelerek, kent merkezi, Hanönü, Daday, Küre ve İnebolu’da düzenlenen programlara katıldı. CHP Kastamonu Milletvekili Hasan Baltacı ve İl Başkanı Hikmet Erbilgin ile birlikte vatandaşlarla buluşan Böke ve Şeker, vatandaşlarla birebir görüşmeler gerçekleştirerek adaylarına destek talebinde bulundu.

Kastamonu kent merkezindeki programda CHP Merkez İlçe binası önünden Halk Eğitim Merkezi’ne kadar yürüyerek gelen ve vatandaşlarla buluşan Böke ve Şeker, burada CHP’nin sandık görevlileriyle birlikte düzenlediği toplantıya katıldı. Toplantıda sandık güvenliği noktasında önemli mesajlar veren Böke ve Şeker, sandık görevlilerinin Türkiye’nin kaderini belirmede önemli bir görev üstlendiklerini de belirtti.

CHP’nin sandık güvenliği toplantısında katılımcılar şöyle konuştu:

HİKMET ERBİLGİN

“Sandığa gitmemize 6 gün kaldı. Büyük bir gayretle sahada çalışıyoruz. 31 Mart günü sandık görevlilerimize büyük görev düşüyor. Görevlilerimizin omuzlarındaki yük ağır. Bu nedenle 31 Mart’ta gece yarısına kadar bizlere başarıyı müjdeleyecek olanlar da sandık görevlilerimizdir. Tüm görevlilerimize başarı diliyorum.”

MUSTAFA ÖZTÜRK

“Kastamonu 25 yıldır sosyal-demokrat bir belediyeye hasrettir. Seçim çalışmalarımızda bir çok projelerden bahsettik. Her mahalleden iki şefkat annemizle birlikte kadın kurulunu oluşturacağız. Onlar muhtarları dinlerken biz kadınlarımızı dinleyeceğiz. Biliyoruz ki kadın mutlu olursa sokak mutlu olur, toplum mutlu olur. Televizyon ile cep telefonu arasına sıkıştırılmış, geleceğimizi emanet edeceğimiz gençlerimizi mutlu edeceğiz. Gençler için yaşam merkezi ve teknokent kuracağız. Çocuklarımıza yürüme mesafesinde kreşler yapacağız. Engelsiz yaşam merkezinden bahsettik. Gündüz ve gece yaşlı bakım merkezini anlattık. Sağlığımız için çalışmalar yapacağız. Hepimiz biliyoruz ki hastanemizi elimizden aldılar. Onkoloji kliniği kuracağız dedik. Şeffaflıktan bahsettik. Halk ile aradaki duvarı yıkıcağız. Belediye başkanı başka işler yapamayacak. Kendi aracımızı makam aracı yapacağız. Sosyal belediyecilik getireceğiz. Bu topraklarda hayvanlarımızı da aç bırakmayacağız. Kışla parkı ile Sinanbey arasında ücretsiz ulaşım sözü verdik. İnanç turizmini yeniden yapılandıracağız. Kimseyle kol kola değiliz. Mütevazi bir bütçeyle seçim propagandası yaptık. Halktan ve haktan başka kimseye verilmiş sözümüz yoktur. Betona ranta hayır diyoruz. Onlar yine kazanır algısını yenelim ve sandığa gidelim.”

HASAN BALTACI

“Sandığı kararlılıkla ve heyecanla kim bekliyorsa akşam o kazanır. Kim disiplinli bir şekilde sandığı beklerse o kazanır. Gücünü iktidardan alan değil, halktan alan bir yerel yönetim anlayışını nasıl kuracağız, Türkiye’yi böyle bir yerel yönetim anlayışıyla nasıl aydınlığa taşıyacağız, sözde beka sorununu Türkiye’de kimin çözeceğini 31 Mart akşamı göstereceğiz. Sandıktaki arkadaşlarımızın yükü çok ağır. Bu 6 gün boyunca da ısrarla eşimize dostumuza elimizi uzatacağız. 31 Mart akşamı da ıslak imzalı tutanakları partimize ulaştıracağız ve hep birlikte partideki coşkuya ortak olacağız. Ben sandık görevlilerimize güveniyorum. İster beka sorunu desinler, ister kendilerine oy vermeyenlere terörist desinler, ne derlerse desinler. Bu ülkeyi yeniden biz haline getirebilecek irade ve kararlılık bugün burada bulunuyor. Bu bilinçle herkesin hareket edeceğine inanıyorum.”

ALİ ŞEKER

“Sandık görevlilerimizin yaptığı işin ne kadar önemli olduğunu biliyorum. Eğer ıslak imzalı tutanakları alırsak bizim bir oyumuzu dahi çalamazlar. Biz sandığa sahip çıkarak ülkeye sahip çıkacağız. Seçmenlerimizin mutlaka sandığa gitmesini sağlamamız lazım. Martın sonu bahar diyoruz ama sandıktaki arkadaşlarımız sandıklarını öğleden sonra bırakıp gitmesinler. Uzun süreli bir kış yaşamamak için bir günümüzü mutlaka bu seçime harcamamız gerekiyor.”

SELİN SAYEK BÖKE

“Sandıkları güvenli kılmak, sandıklara giren oyun sandıktan çıkmasını sağlamak, sandıktaki sesi toplumun sesi olarak duyurmak sandık görevlilerimizin elinde. Biliyoruz ki demokrasiler sandıklarla sınırlı değildir. Demokrasiler halkın içinde olduğu anlayıştır. 1 Nisan sabahından itibaren hayalini kurduğumuz halkçı, katılımcı bir yönetim anlayışını var etmek için hepimize görev düşüyor. 6 gün sonra yerel yönetime dair bir oy kullanacağız. Kullanacağımız oy sadece Kastamonu’ya dair olmayacak, Türkiye’ye dair olacak. Çünkü Kastamonu’da kurduğumuz hayali gerçekleştirmek için ses verdiğimizde, Türkiye’de ortak kuracağımız hayale de nefes vermiş olacağız.

Çok ağır bir krizden geçiyoruz. Bu krizlerden birisi de demokrasi krizidir. Halkın sorumluluk verdiği biz milletvekillerinin sesinin kesildiği, TBMM’nin kıymetinin tamamen yok edildiği, bütün yetkilerin tek adamda toplandığı bir düzende, bu demokrasi krizine cevap vermek için fırsat var karşımızda.

Sadece demokrasi krizi yaşamıyoruz. Aynı zamanda bu toplumu toplum yapan, bizi bir arada tutan bütün değerlerimize açık bir saldırıyla, Cumhuriyetle kavga eden ve toplumu toplum yapmaktan çıkartarak, vatandaşı birbirine düşüren, ayrıştıran bir zihniyetle de karşı karşıyayız. Etnik kimliğimizi, yaşımızı, cinsiyetimizi, inancımızı ele alarak, alternatif olan seslerin hepsini hain ve terörist ilan eden, Türkiye’yi bölüp parçalayan bir iktidar anlayışı var karşımızda. Bu ağır bir adalet krizi ve ağır bir toplumsal kriz ortaya çıkarıyor. Bu yüzden sandıktan hepimiz farklıyız ama hepimiz eşitiz diyen, etnik kimliklerdeki farklılıkları gözetmeyen, inancı siyasete malzeme etmeyen, toplumsal cinsiyet eşitliğini yerelden büyüten, yani bu toplumu toplum yapan bu Cumhuriyeti, Atatürk devrimleriyle var etmiş olan bir aydınlığı kurmak için fırsat var karşımızda.

Tüm bunlar ağır bir ekonomik kriz çıkartıyor karşımıza. Öyle bir kriz ki; enflasyon resmi rakamlarda yüzde 20’lere ulaşmış, gıda enflasyonu yüzde 50’lere çıkmış, asgari ücret 2020 lira ama açlık sınırı bu rakamdan yüksek ve 7 milyon kişi işsiz. Bu krizi doğurmuş olan dış güçler değil, bu krizi doğurmuş olan bir kader de değil. Bunun sorumlusu bugünkü iktidar anlayışının ta kendisidir. Bu iktidarın kurduğu rantçı, talancı, üretimi yok sayan, halk yerine yani yüzde 99 yerine yandaşı büyütmeyi seçmiş olan ekonomik anlayışın ta kendisidir. Bugünkü ekonomik krize çare olmak için, kooperatiflerle büyüyen, çağı yakalayan bir üretimi ve halktan yana bir düzeni, bu rantçı düzenin yerine kurmaya hazırız.”