Çölyak Hastalığı Nedir? Nasıl Oluşur? Hangi Tedavi Yöntemleri Mevcut?

Samsun 19 Mayıs Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Gastroenteroloji Bölümü’nden Asistan Doktor Mustafa Enes Yılmaz’la çölyak hastalığını konuştuk. Yılmaz, bu hastalıkla ilgili önemli bilgiler verdi.

Hastalığın gelişim evrelerini anlatan Yılmaz, ‘çölyak’ın bağışıklık (immunite) sisteminin bir hastalığı olduğunu, bağışıklık sisteminin kendi organizmalarına ait olmayan organik yapılara karşı salgıladığı antikorların besinlerde bulunabilen glutene karşı savaş açtığını, bu savaşın harabiyete sebebiyet verdiğini ve bu harabiyet sonucunda hastalarda “ishal, karın ağrısı” gibi çeşitli semptomlar oluştuğunu söyledi.

Hastanın bağırsaklarındaki harabiyetten dolayı çeşitli besinlerden faydalanamadığını belirten Yılmaz,bu harabiyet sonucunda ortaya çıkan ‘çölyak’ta hastaların demir, magnezyum, protein, amino asit eksikliği, büyüme gelişme geriliği, kilo kaybı, kansızlık gibi şikayetlerle geldiğini ifade etti.

“Genetik olmak zorunda değil”

Yılmaz, hastalıkla ilgili bilgilendirmede bulunurken şunları söyledi:

“Çölyak, genetik yönü ağır basan bir hastalıktır, ancak her çölyakvakası genetik olmak zorunda değildir. Hastalık çevresel etkilerle de ortaya çıkabilir. Örneğin, fastfood türü yiyeceklerde çölyak hastalığına sebebiyet verebilir.Bildiğimiz gibi her hastalığın bir etyolojsiyani nedeni var. Çölyak hastalığında da genetik faktörler suçlanmıştır. HLA(hücrelerimize yapışan yabancı proteinler) denilen bir gen vardır. Çölyakta da HLADQ geninin bu hastalıkla ilişkisi olduğu gösterilmiştir.HLADQ geni pozitif olanlardaçölyakgörülmektedir. Genel bir tıbbi yaklaşım olarak,uygun genetik zeminde çevresel faktörlerinde etkisiyle hastalık gelişebilmektedir.”

3 yıldır doktorluk yaptığını belirten Yılmaz, şöyle devam etti:

“Çölyak hastalığında çocuklarbüyüme, gelişme geriliğiyle gelir. Çocuğun bir problemi yoktur.ishali, karın ağrısı yoktur, ama yaşıtlarına göre gelişme geriliği vardır. Bu tip vakalarda ema, doku transferi glutaminasıtetikleri sonucunda pozitiflik saptanırsa çölyak düşünülür. Saptanmazsa tekrar endoskopi,kolonoskopiuygulanır. Büyüme geriliği sadece çölyaka da bağlı olmayabilir. Bunun yanı sıra birçok besin emilme sorunu da söz konusu olabilir.

Yetişkinlerde ise ishal, karın ağrısı, kan değerlerinde anormallik olması durumunda endoskopi, kolonoskopi alınması ardındanbiyopsi uygulanır veçölyakvar mı diye bakılır, kesin teş buna göre konulur.”

“Tek tedavisi diyet”

Yılmaz, çölyakhastalığının şu an için tek tedavisinin ömür boyu süren diyet olduğunu belirtti ve bu konuda yapılan çalışmalarla ilgili şunları söyledi:

“Çölyak hastası, alerjen (gluten) madde ile karşılaşınca tüm bağışıklık sistemi çöker, vücut aşırı tepki verir.Bu tepki bazen bölgesel, bazentüm vücut ölçeğinde olur.Alerjik maddeye vücudu duygusallaştırma yönteminde, hastaya alerjik madde uzun dönemlerde çok az miktarda küçük küçük verilir ve vücut alerjen maddeler kendisindenmişgibi algılayacakhale getirilir.”

Çölyakhastalığının artmasının sebebi

Yılmaz, çölyak vakalarındaki artışla ilgili olarak da şunları söyledi:

“Çölyakhastalığının tarihine baktığımızda 1953’lere dayanıyor. Hastalığın yaygınlığı geçmiş yıllara oranla artmış durumda.Artık bugün her 10 kişiden 3’ü çölyak.Bunda en önemli etken fastfood üzerinden besleniyor olmamız. Hazır gıdalar…Aslında yediklerimiz bize ne kadar tat verse de gerçekte olan bizi hastalığa sürüklüyor. Bu yiyeceklerin nasıl ve ne şekilde yapıldığını bilmiyoruz; bilmediğimiz için de böyle amansız hastalıklarla karşılaşıyoruz. Bugün en basitinden marketlerdeki hazır yoğurtlar bağırsak florasınıbozuyor, başka bağırsak hastalıklarına da yol açabiliyor.”

“Para Tuzağı”

Tedavi için diyet uygulamak zorunda olan çölyak hastalarının mecburentüketmesi gereken yiyeceklerin çok üretilmediği için yüksek fiyattan satıldığını, hastaların bir para tuzağı ile karşı karşıya kaldıklarını belirten Yılmaz,“Devletin, çölyak raporu olan her hastaya bu yiyecekleri ücretsiz alma fırsatı vermesi lazım” dedi ve kendisinin de sağlık açısından çölyak hastasıymış gibi beslendiğini vurguladı.

 

 

Seda YÜKSEL 
Kastamonu Üniversitesi İletişim Fakültesi
Gazetecilik Bölümü 4. Sınıf Öğrencisi