Diken üstünde yürümeyin

  • Topuk dikeninin yaygın görülen ortopedik bir sağlık sorunu olduğunu belirten Özel Anadolu Hastanesi Fizyoterapist Hümeyra Kırgeç, şiddetli bir ağrı oluşturarak yaşam kalitesini bozan topuk dikeni rahatsızlığının şok dalga yöntemi (ESWT) ile tedavi edilebildiğini ve bu tür rahatsızlığı olan kişilerin artık diken üstünde yürümelerine gerek kalmadığını belirtti.

 

Topuğunuzun altında can sıkıcı bir ağrı mı var? Yürümek sizin için bir işkence mi? Sabah kalktığınızda topuğunuzun üzerine basamıyor musunuz? O zaman büyük ihtimalle sizde topuk dikeni var demektir.

Topuk dikeninin yaygın görülen ortopedik bir sağlık sorunu olduğunu belirten Kastamonu Özel Anadolu Hastanesi Fizyoterapist Hümeyra Kırgeç, “Topuk kemiğine tendonların yapışma yerinde kalsiyum birikmesi sonucu topuk dikeni oluşur. Sert yüzeylerde yürümek, koşmak veya zıplamaktan kaynaklanan tekrarlayıcı baskı ve uygunsuz ayakkabı topuk dikeninin yaygın nedenleri olarak karşımıza çıkıyor. Şiddetli bir ağrı oluşturarak yaşam kalitesini bozan topuk dikeni rahatsızlığı şok dalga yöntemi (ESWT) ile tedavi edilebilmektedir. Bu tür rahatsızlığı olan kişilerin artık diken üstünde yürümelerine gerek yok” dedi.

Topuk dikeni tedavisinin büyük şehirlerin yanı sıra bölgemizde Özel Anadolu Hastanesi’nde de yapıldığına dikkat çeken Kırgeç, “5 ila 7 gün arasında toplamda 5 seans uygulanan tedavi sayesinde olumlu sonuçlar elde edilmektedir. ESWT tedavisinin en çok kullanıldığı alan topuk dikeni olmakla beraber, bunun yanı sıra tenisçi ve golfçü dirseği olarak bilinen dirsek ve kol ağrılarında da kullanılmaktadır” ifadelerini kullandı.

Topuk dikeni rahatsızlığı geçiren bireylerin bu tedaviyi yeterince bilmediğini ve şiddetli ağrılara maruz kaldıklarına dikkat çeken Fizyoterapist Hümeyra Kırgeç, “Topuk dikeni, topuk kemiği ile ayak parmaklarını birbirine bağlayan bir şerit olan plantar fasyanın esnekliğini kaybedip topuk kemiğine yapıştığı yerin iltihaplanması sonucu gelişir. Bu bölgede diken şeklinde bir kemik çıkıntısı oluşur. Aşırı kilo, yanlış ayakkabı kullanımı, sert zeminde sürekli ayakta kalma topuk dikeni riskini artırıyor. Bu sağlık sorununa kadınlarda, koşucularda, düztaban gibi ayağında anatomik bozukluk olanlarda sık rastlanıyor. Ayak tabanında taş veya çivi olduğu hissi veren topuk dikeninin en tipik belirtisi sabahları yere basarken oluşan ağrıdır. Ağrılar genellikle biraz yürüyünce azalır ama uzun süre ayakta kalınca yeniden şiddetlenen bu ağrılara, böbrek taşlarının kırılmasında kullanılan yöntemin geliştirilmesiyle yapılan şok dalga (ESWT) tedavisi uygulanır” dedi.

Şok dalga (ESWT) tedavisi hakkında da detaylı bilgi veren Kırgeç, “ESWT, vücut dışından uygulanan ses dalga tedavisi veya kısaca şok dalga tedavisi, vücudun dışında oluşturulan yüksek frekanslı ve basınçlı ses dalgalarının, bir aplikatör yardımıyla hastalıklı bölgeye uygulanmasıdır. ESWT, kısaca çivi çiviyi söker mantığına benzer. Uygulanan bölgede inflamasyona neden olup kan akışını hızlandırarak, vücudun kendini onarma mekanizmalarını uyarır. Kısa sürede (yaklaşık 10ms) ses dalgalarından, hızlı enerji dalgaları üreterek ses duvarını aşıp güçlü şok dalgaları oluşturur. Oluşan bu şok dalgaları çarptığı ortamda yüksek basınç yaratır ve bir vibrasyon etkisi oluşturur. Oluşan bu şok dalgası çarptığı ortamda bir çukurlaşma sağlar ve negatif basınçlı vibrasyon baloncukları oluşturur. Kronik kas ve tendon hastalıklarında iyileştirici etki sağlar” şeklinde konuştu.

ESWT tedavisinin; Topuk dikeni, tenisçi ve golfçü dirseği, kalsifik omuz ve aşil tendiniti gibi durumlarda sıklıkla kullanıldığını, bunların dışında kronik tendon zorlanmaları ve kaslardaki ağrılı tetik noktaların tedavisinde de kullanıldığına dikkat çeken Kırgeç, “ESWT tedavisinin avantajları hakkında bilgi vermek gerekirse; Hastaya cerrahi olmayan, kortizonsuz bir tedavi imkanı sunar. Anestezi ve ön hazırlık gerektirmez. Tedavi sonrasında istirahat gerektirmez. Ciltte oluşan hafif kızarıklık ve şişlik dışında önemli bir yan etkisi yoktur. ESWT, 5-7 gün ara ile uygulanan 5 seans halinde yapılan bir tedavidir. Bu sebeple hasta tedaviye rahatlıkla uyum sağlar. İlk seans sonrasında bile etkinliği hissedilir. 4-6 hafta içerisinde ağrı ve diğer yakınmalarda yüksek oranda düzelme gözlemlenir” dedi.