Diplomasi rafa kaldırılınca

Avrupa’nın eli mahkum olduğu 1960’lı yıllarda kendi insanına layık görmediği hizmetleri için dışarıdan, çöpçü, tuvalet temizleyicisi, sıradan insanların bile görmeyeceği işler için Türkiye’nin kapısını çaldığında koşarak/sevinçle bu ülkelere giden bizler değil mi idik?
Yeter ki; döviz gelsin anlayışıyla ‘ne iş olsa  yapar’ diyerek Avrupa’ya gönderilen işçiler Almanların, Felemenkerin/Hollandalıların sömürgeci zihniyetlerine/ellerine, insafına  teslim edilmediler mi?
Adamların eli mahkumdu o zamanlar…
Biz ise, mal bulmuş mağribi gibi dağdan/bayırdan kopup gelen, hiç bir ön eğitimden geçmeden işçilerimizi Avrupa’ya göndermedik mi?
Onlara Türklük kimliği/kişiliği, sosyal yaşam, davranış ve uyum konularında yeterli  bilgiyi maalesef vermedik.
Döviz gelsin yeter ki…
Bu yurttaşlarımızla çok yakından arkadaşlıklarım olduğu için o dönem neler yaşadıklarını iyi biliyorum.
Dil bilmediklerinden yaşadıkları zorlukları…
Barınma sorunlarını…
Beslenme sorunlarını…
En önemlisi  de. -sonraları- Türk oluşlarından ötürü aşağılanışlarını…
•••
Avrupa; ekonomik alandaki “büyüme” sorununun bugünkü noktaya ulaşmışlığı; yani “geldiği noktadaki tıkanıklığı” nedeniyle nice yıldır kimi sıkıntıları yaşayarak ayakta durmaya çalışıyor.
Böyle bir dönemde ise; çıkış yolu olarak “Haçlı zihniyeti”neden kaynaklanan bir anlayışla bugünkü ekonomisine alın terini, hatta kanını akıtan, canını veren işçilerimize  ” ülkenize gidin” diyecek denli nankörleştiklerini görüyoruz Almanların, Felemenlerin, Avusturyalıların vb…
Ama diş sağlam… Öyle sökülüp atılması kolay değil…
Bugün Avrupa ülkeleri ekonomilerinde artık az-çok Türklerin de söz hakkı olduğunu kimse inkar edemiyor.
Bu gerçeği bilen Alman, Avusturya, Felemenk/Hollanda yönetimleri en küçük fırsatta problemler yaratmanın yollarını arıyorlar.
Bu onların sorunu…
Sağlam diş yerinden sökülmez, tedavisi de gerekmez.
Avrupa ülkeleri bu gerçeği hiç görmezden gelemez.
•••
Felemenk/Hollanda polisi  kendi ülke yurttaşlarına reva görmediği/yapmadığı zulmü, adiliği demokratik haklarını kullanan Türklere yapması yukarıda sözünü ettiğimiz “Haçlı zihniyeti”nin bir tezahürü olarak görüyor ve değerlendiriyoruz.
Felemenk polisinin elindeki köpeği bir Türk’ün üzerine salıp;  baldırından ısırtmasını ve bunu bir kaç kez tekrar ettirmesini tüm dünya gördü.
Böyle bir aşağılık başka bir ülkede bugüne değin yaşandı mı?
Felemenk/Hollanda polisi nasıl bir kafaya sahipmiş gördük!
Yuh diyoruz bu anlayışa…
•••
Gelelim olayın arka planına…
Nicedir kimi konularda yangına körükle gider bir anlayışı yaşıyor kimi insanlar.
Karşılıklı oturup uzlaşılması  gereken konuların üzerine  “zota zot bir tutum”la gidildiğinde sonuç baştan belli oluyor: Anarşi…
Karşılıklı diplomasi görüşmeleri dönemi sona mı erdi, yoksa?..