Dr. Fahri Maden’in araştırmaları: “Sıradışı bir muhalif Rıza Nur”

 

“İnebolu-Ankara İstiklal Yolu’nda Yürüyenler” yazı dizimizin 27’ncisinde İstiklal Harbi’mizin önemli şahsiyetlerinden Dr. Rıza Nur’la ilgili özet bilgi vermiş, Kastamonu Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Fahri Maden’in kitabından da söz edeceğimizi son bölümde belirtmiştik.

Dr. Maden’in kitabı 2012 yılında İstanbul’da yayımlandı: Sıradışı Bir Muhalif Rıza Nur, İstanbul 2012, 111s., Roza Yayınevi.

Kitapta Sıradışı Bir Muhalif adı yerinde bir niteleme. Çünkü, Dr. Rıza Nur Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde bulunduğu her siyasi ortama muhalif kaldı, bizzat kendisi muhalif grubu oluşturdu.

Dr. Rıza Nur’un maceralı hayatını, kitaptan ve ansiklopedilerden kısaca hatırlayalım. 1878 yılında Sinop’ta doğdu. Kunduracı Mahmut Zeki Efendi ile Hacele Hanım’ın dört çocuğundan ilkidir. Sinop’ta Mahalle Mektebi ve Rüştiyeyi okudu. 14 yaşında İstanbul’a gidip Mekteb-i Tıbbiye-yi Şâhâneyi bitirip Dr. Yzb. olarak İstanbul Gülhane Askerî Hastanesinde göreve başladı. 1907 yılında Cerrahî Profesörlüğüne terfi etti. II. Meşrutiyet’in ilanından sonra (1908) İttihat ve Terakki Partisi listesinden Sinop milletvekili seçildi. Kısa bir süre sonra partisine muhalif olan Osmanlı Ahrar Partisine/Fırkasına katılıp ilk muhalefetini gösterdi. 31 Mart 1909 Olayı’nda suçlu görülüp birçok defa tutuklandı. 1910 yılında askerlikten istifa etti. Ertesi yıl Hürriyet ve İtilaf Fırkasının kurucuları arasında yer aldı. 1912’de milletvekilliği sona erince Beyoğlu’nda doktorluğa başladı. Balkan Savaşı’nda İhtiyat Zabiti olarak görev yaptı. İttihat Terakkinin 1913 Bâbıâli Baskını sonrasında yurt dışına sürüldü. Cenevre, Nis, Paris ve Kahire’de yaşadı. Mondros Mütarekesi’nden (1918) sonra İstanbul’a döndü. İzmir’in işgalini protesto eden Sultanahmet Mitingi’nde bir konuşma yaptı. 1920 yılı başında toplanan son Osmanlı Meclisine Sinop Milletvekili olarak katıldı. TBMM’de 1920-1927 yılları arasında iki dönem Sinop Milletvekilliği yaptı. 1920-1923 döneminde Maarif ve Sıhhiye Bakanlıkları görevlerinde bulundu, Hariciye Bakanlığına vekâlet etti. Moskova Anlaşması (1921) ve Lozan Barış Anlaşması’nı (1923) imzalayan TBMM heyetinde yer aldı. Cumhuriyet ilan edilince Büyükelçilik görevlerini kabul etmedi, muhalefete başladı. Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasını destekledi. Aleyhine oluşan siyasi havadan endişe duyarak 1926 yılında Paris’e yerleşip Türk Tarihi kitabını tamamlamaya yöneldi. 1927’de milletvekilliği sona erdi. Türkiye’ye dönmesi tekliflerini geri çevirdi. 1931 yılında Paris’te Fransızca La Revue de Turcologie dergisini çıkarmaya başladı. 1931-1935 yılları arasında dergiyi 7 sayı yayımlandı. Paris’te yedi, İskenderiye’de beş yıl yaşadıktan sonra 1939 yılında İstanbul’a döndü. Muhalif yazılarını sürdürdü. Türkçülüğe önem verdi. 1942 yılında Tanrıdağ adlı Türkçü dergiyi yayımlamaya başladı. 18 sayı yayımlayabildi. Bir kalp krizi sonucu 8 Eylül 1942 tarihinde İstanbul’da öldü. Cenazesi ertesi gün 51 kişiyle Merkez Efendi Mezarlığı’nda toprağa verildi. Mezar taşında şu yazı vardır: “Dr. Rıza Nur 1879-1942. Türklük için yaşadı ve öldü.” Cenazesine düşük katılımın olmasında, hayatı boyunca muhalefette yer almasıyla başta Mustafa Kemal Atatürk olmak üzere T.C.’nin kurucularına karşı takındığı olumsuz davranışların rolü büyüktür. Hayat ve Hatıratım adlı ölümünden 25 yıl sonra yayımlanmasını vasiyet ettiği kitabında (4 Cilt, 1967-68) bu tutumu açıkça görülmektedir. Dr. Fahri Maden, Rıza Nur’u tarafsız bir gözle ancak hizmet ağırlıklı olarak incelemiş, eserlerini, Türkçü görüşlerini ön planda tutmuştur. Nitekim 53-71. sayfalar arasında basılmış eserleri bölümü incelendiğinde başta 14 ciltlik Türk Tarihi olmak üzere arkasında pek çok değerli eser ve Sinop’ta Rıza Nur Kütüphanesini bıraktığı anlaşılıyor.

Dr. Rıza Nur’un, bence ileri derecede muhalif ve huzursuz bir insan olmasında talihsiz evliliğinin büyük payı vardır. Dr. Maden’in kitabından Evliliği (s. 38-42) bölümünü okuduğumuzda bu kanımızı güçlendirecek bilgiyle karşılaşmaktayız. Harbiye Nazırı / Bakanı Serasker Rıza Paşa’nın oğlu Şükrü Bey’in 18 yaşındaki kızı İffet Hanım’la 1913 yılında Nice’de evlenmişti. Kıskanç, kültürsüz, çocuğu olmayan bu hanım Dr. Rıza Nur’un meslekî çalışmalarını, kitap yazmasını da engellemeye başlamıştı. Sonunda uyuşturucu ve kumar bağımlısı olmuş, kocasını aldatmış, intihara da teşebbüs etmişti. Dr. Rıza Nur, yıllarca tedavisiyle uğraşmış, boşanmaya çalışmış ama gerçekleştirememişti. Boşanma ancak 19 yıl sonra 1932’de mümkün olmuştur.

Kitap, Rıza Nur’un Ardından Söylenenler (s. 101-104), Sonuç (s.105-106) ve Kaynakça (s. 107-111) bölümleriyle sona ermektedir.

Yazımızı Dr. Maden’in Sonuç bölümündeki şu cümleleriyle bitirmek istiyoruz: “Onun eserleri, Türkiye’de birtakım konuların açıktan tartışılır duruma gelmesinde önemli etkiye sahip olmuştur. Ancak, daha çok her insanda görülebilen kişisel zaafları ile özellikleri tartışıldığından ve önemsendiğinden bir türlü şahsiyeti ve fikirleri tam olarak ortaya konulamamıştır. Biz bu çalışmamızla bunu bir nebze de olsa dile getirmeye çalıştık.”

Dr. Maden’e, İstiklal Savaşı’mızın önemli şahsiyetlerinden, Kastamonu’ya da beş defa gelen Dr. Rıza Nur’u daha yakından tanımamıza yardımcı olduğu için teşekkür borçluyuz…