“Dün sen… Bugün ben!..”

Şu bizim siyasetçiler var ya, vallahi bi alem… Biliyorum “- Neden?..” diye soruyorsunuz hemen…

Açıklayayım…

Bizde kimi  siyasetçiler  nedense  olaylara “tek gözle” ya da  gözleri bozuksa “tek gözlükle” bakmayı alışkanlık edindiler de ondan.

Çünkü, başka türlü yapsalar  -ki yapamazlar- o zaman olayı nasıl kendi lehine yorumlasınlar?

Yani bizde  -çoğu- siyasetçiler objektif olamaz.

Hep kendi lehine yontmayı hüner sayar kendine.

Bilirsiniz, devlet kuruluş yasası gereği illerde valiler, ilçelerde kaymakamlar  Devleti, Cumhurbaşkanı’nı temsil ederler.

Bu, Cumhuriyet’in kuruluşundan buyana böyle gelmiş, böyle gidiyor.

Bilmeyenler hep eleştirirler; “- Efendim, ‘Tek Parti Dönemi’nde valiler iktidarın yani CeHaPe’nin Valisi idiler.”

Neyi inkar edilecek bunun?

Başka parti mi vardı o zaman be adam? Azıcık kafanı yorsana!.. Zaten o tarihten nice yıl sonra doğmuşsun, o dönemi yorumlamak için biraz okuyup o yılları  yorumlasan olmaz mı?

Hayır, öyle yapılmaz… Açılan siyaset cephesinin “cehalet” cenahından veryansın edilir.

Sanki çok parti varmış, demokrasi varmış, Türkiye dirlik-düzen içindeymiş gibi, bilgi desteksiz, gerçekle ilgisi olmayan, mayası tutmamış yoğurdu servis eder durur böyleleri…

Böyleleri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün demokrasiye, yani çok partili döneme geçiş için iki kez başlangıç/deneme  yaptığını her seferinde de demokrasi düşmanlarının/gericilerin bunu engelleyen olaylar çıkardıklarını -bildikleri halde- o vadiye, o yöne hiç bakmazlar, oradaki gerçeği görmek, yorumlamak istemezler. İllerine gelmez çünkü…

Ne yaparlar?

“- Ah şu Tek Parti Dönemi dönemi…  Ah şu CeHaPe Dönemi… Valilerin astığı astıktı… Valiler CeHaPe’nin valisiydi…”

“- Peki, nasıl olması gerekti?..”

Türkiye bütün sorunlarını aşmış, mutlu insanlar işlerinde-güçlerinde, ekonomi rayında, hiç bir sorun yok, dünyada kriz yoktu. Öyle mi?

Böyle bir yoruma kendilerini kaptıran kimileri; o günlerin/o dönemin koşullarını araştırmaz-soruşturmaz; aksine  bizdeki siyasetin aldatma/yanıltma ve gerçeği söylememe -kendine yontma- yalancılığını tercih ettiler hep.

Tamam, “- Öyle oldu!..” Gerçek(!) bu…

Peki, böyle olmasına(!)  karşın Batı’nın demokrasi önerisini bu ülkeye getirenler de “Tek Parti Dönemi”nin yöneticileri değil mi?

Şimdi insanın aklına, siyaseten yapılan eleştiriler gelince “- Bu ne perhiz?” diyesi geliyor.

Bunlar mazide kalan konular… Demokrasiye ulaşmamızdaki renkler bizce…

Bugün devlet yönetiminde anayasal yoldan yaşanan değişiklikle Cumhurbaşkanı artık “Parti genel başkanı” da olabiliyor, oldu bile…

Suç değil, eleştirilecek yanı kalmadı.

Çünkü, yasal… Eleştirilecek yanı, bu sonuca ulaşmadan önceki dönemdi. Bunu yapmazsanız, -halk deyimiyle- şimdi kumda top oynama zamanı.

Dün gazetelerde okudum, “Vali ve kaymakamlar Erdoğan’ı temsil edecek” diye bir haber vardı.

Güldüm içimden… Peki, valiler, kaymakamlar önceden kimi temsil ediyordu şaşkın meslektaşım?

Her zaman Cumhurbaşkanını… Devleti değil mi?

Haa!.. Cumhurbaşkanı şimdi “partili” olduu!

***

Nereden nereye geldik?