“Elimizden tutulsa dünya bize gelir”

 

“Bu zamana kadar hiçbir şeyi lafta bırakmadık”

  • “Bir başka mücadelemiz tabiî ki kanserle olmaktadır. Kanserle de mücadelemiz devam etmektedir. Kanser hızla artmaktadır, günde 500 vatandaşımız kanserden ölmektedir. Bu çok ciddi bir rakamdır. O nedenle kanserle savaşmalıyız. Kanserin nedenleri ile ilgilenmeliyiz. Kanserojenleri bu ülkede yok etmeliyiz. Lösemi ile mücadele ederken bir yandan da LÖSEV’in Kanser Araştırma Enstitüsü’nde kanserin mekanizmasıyla ve kanserin aşısı ile ilgili çalışmaları başlattık.”
  • “Keşke elimizden tutulsa, önümüz açılsa… 25 yıldır sadece kanserle, lösemi ile uğraşan bir kuruluş olarak çok daha büyük başarılara imza atarız, çok daha büyük projelerle belki bilimsel çalışmalarla bütün dünyaya önder olabiliriz. O milyar dolarlar ülkemizde kalır ve bütün dünya bize gelir. İnanın LÖSEV’in altyapısı ve kadrosu buna müsaittir. Yakın zamanda da büyük müjdeler vereceğimizi de buradan paylaşabilirim. Biz bu zamana kadar hiçbir şeyi lafta bırakmadık. Adını söylediğimiz her şeyi hayata geçirdik. Bunlar da kısa zamanda hayata geçecektir.”

 

 

 

Lösemili Çocuklar Vakfı’nın (LÖSEV) kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün Ezer, Kent Konseyi Başkanı Dr. Ahmet Zafer Ergün ve Av. Rıdvan Ergün ile birlikte ziyaret ettiği gazetemize önemli açıklamalarda bulundu.

LÖSEV Kastamonu Temsilciliği’nin düzenlediği iftar programına katılmak için geçen hafta içinde kentimize gelen Dr. Üstün Ezer, mesleğe başladığı Kastamonu için “ikinci memleketim” ifadesini kullanırken şunları söyledi:

“Kastamonu’da bulunduğum için çok mutluyum. Bir mübarek ramazan ayında iftar yemeği için ailelerimizle LÖSEV’li çocuklarla buluşmak üzere geldik. Çok da güzel oldu. Çünkü Kastamonu benim ikinci memleketim gibi. 1981’le -1983 yılları arasında doktorluğuma, hekimlik hayatıma ilk defa Küre’de başladım. Bu da hayatımın en güzel yıllarıdır. Bir hekim olarak LÖSEV’in kurucusu, başkanı olarak baktığım zaman, buradaki ailelere, çocuklara gerçekten sahip çıkıldığını ve iyileştiklerini görüyorum. Hatta birçoğu da Ankara’da hastanemizde tedavi olmuş çocuklarımızın aileleri ile birlikte kucaklaştığımız zaman başka bir duygu yaşadık.

“YOKSULLUĞUN KADER

OLMADIĞINI GÖSTERDİK”

“Şunu gördüm; ne hastalık ne de fakirlik demeyeceğim… Yoksulluk kalıcı, alın yazısı ve kaderleri değildir. Hastalığı bir şekilde yendik. LÖSEV olarak yüzde 94 başarıya ulaştık. Kastamonu’da çok güzel bir mekânda iftarımızı açtık. Padişahlar sofrasında bulunduk. Demek ki yoksulluk da kaderimiz değil. O zaman şunu gösterdik ailelerimize yaptığımız yardımlarla. LÖSEV yanlarında, LÖSEV baba olarak onları her zaman destekliyor. Yakın zamanda onları 5 yıldızlı otellerde ağırladık. 5 yıldızlı tatil köylerine getirdik. İnşallah kısa süre sonra o yoksulluklarını tamamen bitirip hak ettikleri yaşam standartlarına kavuşturma için çalışacağız.

“SENEDE 180 BİN YURTTAŞIMIZI

YOK YERE KAYBEDİYORUZ”

“Bir başka mücadelemiz tabiî ki kanserle olmaktadır. Kanser hızla artmaktadır. Günde 500 vatandaşımız kanserden ölmektedir. Bu çok ciddi bir rakamdır. Senede 180 bin kişiye yakın yurttaşımızı yok yere kaybediyoruz. O nedenle kanserle savaşmalıyız. Kanserin nedenleri ile ilgilenmeliyiz. Kanserojenleri bu ülkede yok etmeliyiz. Ama bir yandan da LÖSEV’in Kanser Araştırma Enstitüsü’nde kanserin mekanizmasıyla ve kanserin aşısı ile ilgili çalışmaları başlattık. Bu Covid-19aşısının mekanizmasında mRNA’ya karşı antikor oluşturmak yatıyor.  Kanserde de mekanizma aynı. Kanser hücresine karşı oluşturulacak bir aşı vücutta bir antikor oluşturarak o kanser hücresinin gelmesini veya çoğalmasını engelleyecek. Bu da tedavi aşamasında değil önleme aşamasında olacak. Bu çalışmaları biz de başlattık.

Almanya’daki Biontech firması da aslında bir onkoloji araştırma merkezidir. Onlar da bu mekanizmayı kullandılar. Yani çok yakın zamanda eğer destek de alabilirsek -Biontech firması ile organik bir bağımız da var- tabii onlar aşıya yoğunlaştıkları için henüz ortak bir çalışmaya başlamadık. Ama iyi niyet ifadeleri karşılıklı sunuldu. Bunun yanı sıra Amerika’daki başka merkezlerle, onkoloji merkezleri ile de ortak çalışmalara başlıyoruz. Harika moleküller olarak adlandırılan ve kansere iyi gelebilecek bir takım moleküller, ilaçlar da çalışmalarımız içinde yer alıyor.

“TEK DEZAVANTAJIMIZ

ELİMİZDEN TUTULMUYOR OLMASI”

“Yalnız tabii ki bizim ülkemizdeki tek dezavantajımız elimizden tutulmuyor olması ve sürekli engelleniyor olmamızıdır. Sağlık Bakanlığı’nı artık bir çözüm ortağımız olarak görmüyoruz. Maalesef Sağlık Bakanlığı’nı sadece engel olan bir mekanizma olarak görüyoruz. Devletimize karşı herhangi bir küskünlüğümüz asla yok. Ama keşke elimizden tutulsa, önümüz açılsa… 25 yıldır sadece kanserle, lösemi ile uğraşan bir kuruluş olarak çok daha büyük başarılara imza atarız, çok daha büyük projelerle belki bilimsel çalışmalarla bütün dünyaya önder olabiliriz. O milyar dolarlar ülkemizde kalır ve bütün dünya bize gelir. İnanın LÖSEV’in altyapısı ve kadrosu buna müsaittir. Her şeye rağmen, tüm engellere rağmen ödediğimiz tüm bedellere rağmen küsmedik, çalışıyoruz ve yakın zamanda büyük müjdeler vereceğimizi de buradan paylaşabilirim.

“LÖSEV KENT ÜNİVERSİTESİ”

Ankara’da LÖSEV’in Sağlık Bilimleri Üniversitesi, LÖSEV Kent Üniversitesi adıyla açılacak. Dosyamız son imza aşamasında, Yükseköğretim Kurulu Başkanlığı’ndan 5 aydır onay bekliyoruz. İnşallah yakın ve kısa zamanda onun da müjdesini paylaşırız. Üniversitemizde şimdilik Tıp, Hemşirelik, Diyetisyenlik, Psikoloji gibi dallarda başlayacağız. Hemen arkasından Eczacılık ve Diş Hekimliğini de ekleyeceğiz. Tıp’ın tüm alanlarında hem tıp yöneticileri yani hastane yöneticileri yetiştirmek, hem sosyal hizmetler bakımından işte bu hastaların sadece ilaçla çözülmediğini sosyal desteklerin, beslenmenin hijyenin daha da önemlisi hayata bağlanmanın psikolojik desteklerin geleceğe ait umutları yeşertmenin çok önemli olduğunu gördük. O nedenlerle üniversitemizde o dallarda bölümler açacağız. Ülkemize çok değişik hizmetler vermek istiyoruz. Biz bu zamana kadar hiçbir şeyi lafta bırakmadık. Adını söylediğimiz her şeyi hayata geçirdik. Bunlar da kısa zamanda hayata geçecektir.”

Cengiz MUHZİROĞLU