Erbilgin’den “ince” kontralar

CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, TV366’da katıldığı “Gündem Özel” programında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Eleştiri oklarının önünde ise Doğan Ünlü ve Yüksel Aydın vardı.

Doğan Ünlü’yü, toplantılarını yeniden basına açtığı için kutladığını söyleyen Erbilgin, “Çünkü, Adalet ve Kalkınma Partisi bir süredir içe kapanmıştı. Toplumdan kopmuştu. Yeniden, şehirle ilgili, ülkeyle ilgili fikirlerini basın önünde tartışıyor olması önemli bir adım” dedi. 

Yüksel Aydın’ın kendisine yönelik geçmişini ‘Google’dan sildirdi şeklindeki iddiası için ise Erbilgin, “Bu konuyla ilgili kesinlikle bir girişim olmadığı gibi, bizim geçmişimizden utanacak bir halimiz de yok. Bir geçmiş sildirilecekse, Sayın Yüksel Aydın kendisinin kasetlerle ilgili meseleye bakıp o geçmişini sildirmeli. Bizim alnımız ak” diye konuştu.

Cumhuriyet Halk Partisi İl Başkanı Hikmet Erbilgin, önceki akşam TV 366’ya konuk oldu ve gündemle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

Açıklamalarında ilk olarak Daday Belediyesi’nde yaşanan olaya değinen Hikmet Erbilgin, “Saldırı esnasında belediye çalışanlarımızın çok yiğitçe tutumları var, olayı engelleyen tutumları var. Onları kutluyor ve belediye başkanımıza da geçmiş olsun diliyorum. Milletin yerleri olan belediyelere herhangi bir saldırıyı hoş görmek mümkün değil. Buralarla ilgili yargı gerekeni yapacaktır. Bizler de sürecin takipçisi olacağız. Sayın Valimizin, belediye başkanımızı aradığını ve gerekli desteği verdiğini biliyorum, buradan da kendisine teşekkür ediyorum” dedi.

Kastamonu Belediyesi’nde geçtiğimiz günlerde benzer olayla ilgili ise Erbilgin, “Kastamonu Belediyesi’nde gerçekleşen silahlı saldırı nedeniyle yaralanan güvenlik görevlimize de geçmiş olsun diyorum. Bu tür olayların yaşanmamasını temenni ediyorum” diye konuştu.

AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü’yü, yeniden toplantılarını basına açtığı için tebrik ettiğini de söyleyen Hikmet Erbilgin, “Doğan Bey, uzun süredir toplantılarını basına kapalı yaparken, yeniden basına açma cesareti gösterdiği için kutluyorum. Çünkü, Adalet ve Kalkınma Partisi bir süredir içe kapanmıştı. Toplumdan kopmuştu. Yeniden, şehirle ilgili, ülkeyle ilgili fikirlerini basın önünde tartışıyor olması önemli bir adım” dedi.

Siyasetin bir tutarlılık ve kararlılık işi olduğunu da söyleyen Erbilgin, “Doğan Ünlü ve Yüksel Aydın, İYİ Parti İl Başkanı Ahmet Katar’ın KASİAD Başkanlığı üzerinden bir eleştiri yöneltmeye çalıştılar. Burayı bırakması gerektiğini söylediler. Bu meselede tutarlı olmaları gerekir diye düşünüyorum. 5-10 yerden maaş alanların bu konuda samimi bir tutum sergilemesini de çok ummuyor ve beklemiyorum. Eğer öyle olsaydı; Kızılay Başkanı’nın ilçe başkanı ve ilçe yöneticisi yapmazlardı. Eğer STK’yla siyasette yönetici olma arasında bir tutarsızlık görselerdi, Yeşilay başkanından Belediye Meclis üyesi yapmazlardı. Hala bu böyle devam ediyor. Sayın Ünlü hakikaten tutarlı olsaydı; İl Genel Meclisi üyesinden Ziraat Odası Başkanı yapmazlardı. TAŞIKO ve Şoförler Odası başkanından il başkan yardımcısı ya da il yöneticisi yapmazlardı. Daday MHP İlçe Başkanı, aynı zamanda da Daday Ziraat Odası başkanı. Yani, siyasi bir şapkayla bir sivil toplum kuruluşunda oda, dernek, sendikadaki şapkanın bir sorun teşkil edeceğini düşünüyor olsalardı, bu konuda samimi olurlardı. Ben buradan Sayın Doğan Ünlü ve Emin Çınar’a bir çağrı yapmış olayım, KASİAD  başkanlığına yönelik eleştiriyi, aynı şekilde kendi yönetim kurulu üyeleri, başkanları, il genel meclisi üyeleri ve belediye meclis üyelerinde de bu samimi tavrı görmek isteriz. Bu tutumun uzun süredir şehrin önünü tıkayan bir işleve dönüştüğünü izah ediyoruz. İktidar partisi ile başkanı söyledikleri konusunda ciddi olmalı. Yoksa gündemi değiştirmeye yönelik bir çaba olarak algılanacaktır” diye konuştu.

Memleketinin Denizli olmasından dolayı Doğan Ünlü tarafından kendisine yöneltilen eleştirilere de yanıt veren Hikmet Erbilgin, “Sayın Doğan Ünlü yine hemşerilik üzerinden bize bir göndermede bulunmuş. Üzülerek söylüyorum ki; bizi uzun süredir Kastamonulu olmamakla atıf yapan bir Doğan Ünlü, bu konuda ısrarcı olacağa benziyor. Ama sayın Doğan Ünlü’nün Kastamonu tarihini hiç bilmediğini çok iyi anlıyorum. Eğer bilmiş olsaydı böyle bir eleştiriyi yersiz bulurdu. Defalarca da söyledim.  Cumhuriyet kurulduğundan bu yana Kastamonu, 109 milletvekiliyle temsil edilmiş. Kastamonu’nun 109 milletvekili ile temsil edildiğini Doğan Ünlü muhtemelen bilmiyor. Bunun 35’i Doğan Ünlü’nün ifadesiyle Kastamonulu değil. Yani her üç milletvekilinden bir tanesi başka kütüklerle Kastamonu’yu temsil etmişler. Siyaseti bu kadar darlaştıran, ufuksuzlaştıran, sen şuralıydın buralıydın ifadesine getirmeye çalışan bir yaklaşım, Kastamonu’nun hayrına değildir. Bu çok doğru bir yaklaşım değildir. Böyle dediğimiz zaman Türkiye’nin dört bir yanında siyaset yapmaya çalışan Kastamonululara ve başka illerden Kastamonu’ya gelip mücadele veren insanlara haksızlık etmiş oluruz” dedi.

Bozkurt’ta yaşanan sel felaketinin ardından bakanlara verilen hemşerilik beratı üzerinden açıklamalarına devam eden Hikmet Erbilgin, “Biz ‘bu karar doğru bir yaklaşım değil’ dedik. Bakanlıkların, devletin yapması gereken şeylerin hemşerilik beratı üzerinden sunulması doğru değil dedik. Yine Türkiye’nin dört bir yanından AKP, CHP, İYİ Parti yani bütün Türkiye’nin el birliği ile Bozkurt’a çare oluşmaya çalıştığı bir ortamda böyle bir girişimin doğru olmadığını ifade ettik. Bunun üzerine 3 bakan için hemşerilik beratı verme kararı aldılar. Sayın Bekir Pakdemirli’ye hemşerilik beratı verilmesinin üzerinden bir gece kararnamesi ile görevden alınmasını beklemiyorlardı. Şimdi il Genel Meclisi aldığı bu karar doğru ise bakanlara hemşerilik beratını iletmeliler. Yok oraya kadar gidip bu beratı veremiyorlarsa, bunu toplumun önünde açıklasınlar. Ondan sonra sayın Doğan Ünlü çıkıp ‘onlara da hemşerilik beratı verecektik ama uygun görmedik’ diyor. Bu millet sayın Baltacı’ya mazbata vermiş ‘beni temsil et’ demiş. Hemşerilik beratı olsa ne olur, olmasa ne olur? Bu çiğlik siyasetin çiğliği, iş bilmezlik” dedi.

MHP MYK üyesi Yüksel Aydın’ın eleştirilerine de yanıt veren Hikmet Erbilgin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Ben isterim ki; muhatap, mevkidaşım Emin Çınar olsun. Emin Çınar, uzun süredir Kastamonu’nun meselelerini basın önünden konuşmaktan geri duruyor. Parti içerisinde bir rahatsızlık olmalı ki boşluğu doldurma gayreti içerisinde olan Milliyetçi Hareket Partisi Yedek MYK Üyesi var. Her Kastamonulu’nun her siyasi partide üst organlarda, devletin çeşitli kademelerinde yer almasından mutlu oluruz. Ancak kamuoyunun yanıltılması doğru bulmayız. MHP’nin sitesine girdiğimizde, Merkez Yönetim Kurulu’nun 75 kişiden oluşuyor. Ve 25 kişilik yedek yönetim kurulu vardır. Sayın Yüksel Aydın, öncelikle kamuoyuna yedek yönetim kurulu üyesi olduğunu açık seçik ifade etmesi lazım. Bu parti kültürüdür. Milliyetçi Hareket Partisi’nin parti kültürünü tartışmak bizim üzerimize düşmez. Ama protokollerde bunun lanse edilmesi doğru bir zemine oturtulmalıdır ki; muhataplık seviyemizi doğru belirleyelim. Sayın Yüksel Aydın, Kastamonu siyaseti açısından meşru bir muhatap değildir. Milliyetçi Hareket Partisi’nin kurgusu içerisinde. Meşru muhatabımız değerli Emin Çınar’dır. Biz bu meselelerin Emin Çınar’la konuşulmasının daha doğru olacağını düşünüyoruz.  Ama maalesef Emin Çınar bu konulara girmeye, parti içerisinde bir bilek güreşi olduğunu, belediye başkan yardımcıları değişikliğinden, tasarruflardan, parti içerisindeki açıklamalardan biliyoruz, duyuyoruz, anlıyoruz. Siyaset belge ister, sayın Yüksel Aydın; bizim Google’da bizim geçmişimizi sildirdiğimizi iddia ediyor. Bu konuyla ilgili kesinlikle bir girişim olmadığı gibi, bizim geçmişimizden utanacak bir halimiz yok. Bir geçmiş sildirilecekse,  Sayın Yüksel Aydın; kendisiyle kasetlerle ilgili meseleye bakıp o geçmişini sildirmeli.Bizim alnımız ak. Kastamonu’dan önce siyasetle uğraştım. Çünkü biz bu memleketi seviyoruz. Tam bağımsız Türkiye iddiamızı, parasız eğitimi, eşit sağlık sistemini hep istedik. Amerikan emperyalizmine karşı tavrımızı gençlik yıllarımızda aldık. ‘Bağımsızlık benim karakterimdir diyen’ Mustafa Kemal Atatürk’ün partisinde görev yapmak bizim için onurdur. Bu konuda Yüksel Aydın’ın payına bir şey düşmez.”

Şerife Bacı üzerinden sürdürülen tartışmalara da değinen Hikmet Erbilgin, sözlerine şöyle devam etti:

“Şehirlerin simgeleri vardır. Gaziantep’in, Şanlıurfa’nın simgeleri olduğu gibi Kastamonu’nun da simge isimleri var. Kastamonu’yla özdeşleşmiş Şerife Bacı kimliğini bir genel başkanın ifadeleri üzerinden tartışmayı doğru bulmuyorum. Ancak buradan bir vatanseverlik öyküsü çıkarmayı da yersiz bulurum. Her birimiz ifadede eksiklikte bulunduğumuz olabilir. Bunun üzerinden bir yarışa girmenin manası yok. Ama bunu söyleyenlere şunu hatırlatabilirim. Adalet ve Kalkınma Partisi Merkez İlçe Başkanı Akif Güzel, Erzurumlu Nezahat Onbaşı’yı, bizim Duruçay’lı Halime Çavuş diye sosyal medyasında paylaştı. Ben buradan Akif Güzel’in memleket sevgisini ölçebilir miyim? Kastamonu Belediyesi, Gaziantepli Yirik Fatma’yı, Hafız Selman İzbeli diye billboardlara resimlerini astı. Kastamonu bir cumhuriyet şehri, Şerife Bacı’da bir Cumhuriyet kadını. Cumhuriyetin bağımsızlığı için şehit düşen bir kahraman. Cumhuriyetin değerleriyle sürekli mücadele edenlerin Şerife Bacı’yı hakkıyla anlama imkânları yok. Yaratılan tartışma siyasi bir enstrüman olarak kullanma arzusudur. Eğer olmasaydı 2019 yılında İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile Samsun Atakum Belediyesi işbirliğinde yapılan Yüzyılın Rotası projesine teklif etmemize rağmen katılmayan İnebolu Belediyesi katılırdı. İnebolu Belediye Başkanı Mustafa Huner Özay bu projede yer almak istemedi. O döneme ait fotoğraflar talep edildi, belediye başkanı Mustafa Huner Özay vermedi, veremedi. İstiklal Yolu Milli Parklar Şefliği açtık dediler, şef bile atayamadılar. Bu konuda samimi değiller, bu yönde tutumları yok. İstiyorlar ki buradan tartışma çıkaralım, Kastamonu çiftçisinin gübreyle ilgili, mazotla ilgili feryadını bastıralım. Servisçilerin, toplu taşımacıların akaryakıttan kaynaklı çığlığının üzerini örtelim istiyorlar. Evlerinde şuanda doğalgaz yakamayıp soba kuran ailelerin sesleri duyulmasın istiyorlar. Elektrik faturasını ödeyeceğiz diye çocuğunun harçlığından fedakârlık eden ailelerin çığlıkları duyulmasın isteniyor. Bu tartışmayı bir gündem değiştirme olarak ele alıyorlar. Bu ahlaki değildir. Toplumsal bir duyarlılık oluşmuşsa, Adalet ve Kalkınma Partisi Milletvekili Metin Çelik İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’i ziyaret edip bunu kendisine iletebilir.”