Erbilgin’den sert cevaplı değerlendirme

CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, gündemi değerlendirdiği basın toplantısında iktidar kanadının kendilerine yönelik eleştirilerini cevaplarken sert ifadeler kullandı.

  •  Şerife Bacı yürüyüşünün ertelenmesinden şehir logosuna, İGM Başkanı Parçal’ın sözlerinden Ünlü’nün sorularına ve Boğaziçi yaklaşımına, Çınar’ın tutumuna, Pınarbaşı tartışmasından Belediye’ye yönelik eleştirilere, Hakkı Köylü’nün durumundan sahildeki elektrik kesintilerine uzanan yelpazede görüş ve cevaplarını dile getiren Erbilgin, Ünlü ve Parçal için “Bu ikili Kastamonu’yu da AKP’yi de çok yoruyor” diye konuştu.
  • “Bu iktidarın utanma duygusunu da yeniden inşa etmesi gerekiyor” diyen ve terör örgütlerine yaklaşım konusunda geçmişte yaşananları ve iktidar mensuplarının sözlerini hatırlatan Erbilgin, öğrencilerin terörist olarak nitelendirilmesine, o öğrenciler arasında AK Partili MHP’li yöneticilerin çocukları da bulunduğuna işaret edip, “Siz hangi ara bu kadar zalim oldunuz? Siz hangi ara bu kadar insanlıktan uzaklaştınız? Siz hangi ara bu kadar gaddarlaştınız? Anlaşılır değil” dedi.

CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, dün düzenlediği basın toplantısında gündemi değerlendirdi, kendilerine yönelik eleştirileri cevapladı.

Partisin İl binası salonunda yaptığı basın toplantısında sözlerine Gara’da şehit düşen güvenlik güçlerine Allah’tan rahmet dileyerek başlayan CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, “Şehit Şerife Bacı’nın şehit oluşunun 100’üncü yıldönümü nedeniyle planlanmış olan 100’ün yıl yürüyüşünün iptal edildiğini Valimiz kanalıyla öğrendik. Bizim İstiklal Yolumuz gibi, Şehit Şerife Bacımız gibi, yine bu ülke için önemli olan ve Sarıkamış Şehitleri için yapılan yürüyüşlerini hepimiz biliyoruz. Biz bu tür yürüyüşlerin iptal edildiğini duymadık. Hem Şehit Şerife Bacı’nın yaşadığı duyguları anlamak için bir yürüyüş düzenliyoruz, hem de hava muhalefeti nedeniyle -katılıyorum ağır hava şartları var- bu yürüyüşü iptal ediyoruz. Bu noktada toplumla doğru bir bağlantı kuramadığımızı düşünüyorum” dedi.

LOGO

Logo konusuna da değinen Erbilgin; “Öte yandan kısa bir süre önce şehir logosu için,aslında tanıtımında bile Türkçe ifadeler kullanmaktan uzak olduğumuz ‘lansman’ dediğimiz, ‘logo’ dediğimiz kavramlarla; bir Anadolu şehrinin armasını tartışmaya açtık. Hemen ardından, birkaç gün sonra; ‘Biz aslında bunu kastetmedik’ diyerek geri adım attık. Kıymetli Kastamonulular, Kastamonu tarihi ile zengin, Cumhuriyetiyle, Osmanlı şehri olmasıyla, Candaroğulları’na uzanan tarihiyle zengin bir il. Bu il 81 il içerisinde kimlikli bir il. Değerleri olan bir il. O nedenle bir şehrin bir arma bulma konusunda herhangi bir sıkıntısı yok. O kadar çok değeri var ki, her biri de olabilir. Kastamonu’nun içine sinmeyen bir logo ile karşı karşıya geldik ve hemen geri adım attılar. Öte yandan uzun zamandır tartışılan ayı meselesini de Kastamonuluların daha sağduyulu tartışması gerekiyor. Biz bu kadar zengin bir şehirde logo olarak ayı figürünü önerecek değiliz. Çok zengin bir kültürümüz var. Kastamonu’yu anlatacak birçok değerimiz var. Ayı meselesinde de kendimizi bu kadar hırpalanmış hissetmemize gerek yok. Eğer biz Ilgaz Dağı ile övünüyorsak orada yaşayan ayılar var. Eğer biz bütün dünyanın, UNESCO’nun tanıdığı, bildiği Küre Dağları ile övünüyorsak orada ayı yaşıyor. Eğer biz müthiş bir coğrafya, orman şehriyiz diyorsak, ayı da bizim hayatımızın bir parçası. Dünyada kendisini hayvan simgeleri tarif eden devletler var. Bizim memleketimizde kendisini horoz ile ilişkilendirmiş Denizli, kedi ile ilişkilendirmiş Van var. Bazen futbol takımlarımızın kendini bir hayvan figürü ile tanımladığını hepimiz biliyoruz. Türkiye siyasetine damga vurmuş partilerden Demokrat Parti’nin kıratını biliyoruz. Rahmetli Özal’ın arı figürünü biliyoruz. Dolayısıyla bir şehrin hayvan figürü ile ilişkilendirilmesi olsa olsa zenginliğimiz olur, üzülecek bir şeyimiz olmaz. Bu konuda çok fevri tartışmanın bize getireceği bir şey yok” diye konuştu.

PARÇAL’IN SÖZLERİ

İl Genel Meclisi’nde (İGM) yaşanan son tartışmaya değinen Hikmet Erbilgin, bu konuda da şunları söyledi:

“Geçtiğimiz günlerde yerelde Cumhur İttifakı’nın yaşamış olduğu sancılar nedeniyle İGM’de bu şehri temsil etmekle mükellef İGM’ninBaşkanı, İGM’ninMHP’liHanönü üyesine cevap vermek adına ‘Erkeklik yapma’ diye bir kavram kullandı. Geçtiğimiz toplantılarda da defaten belirttim. Bu iktidarın bu ülkeye uğrattığı bütün yıkımlardan kalkabiliriz. Ekonomik yıkımların altında kalkabiliriz, hukukta ortaya koyduğu yıkımdan kalkabiliriz ama bu iktidarın kaybettiği esas şey utanma duygusu. Bu iktidar utanma duygusunu kaybetmiştir. Bu şehrin temsil edileceği İGM’de birbirleri ile polemiklerini bir erkeklik kavramı üzerinden yapanlar, 2 gün sonra hiç utanmadan Şehit Şerife Bacı üzerinden Kastamonu kadının ne kadar yiğit olduğunu vurgulayacaklar. Bu şehrin İGM’sinde Cumhur İttifakı ile yaşadıkları sıkıntıları bir erkeklik kavramı ile açıklamaya çalışanlar, ‘Sırtına sardığı çocuğuyla yollara düşen Kastamonu kadını’ diye hiç utanmadan Şehit Şerife Bacı üzerinden kavramlar kullanacaklar. Kaldı ki bunu sosyal mesafeyi yok saydıkları kadın kolları kongresinde de aslında kadınlara ne kadar değer verdiklerini gördük. Dolasıyla burada AK Parti İl Başkanı’nın kankası İGM Başkanı Güray Parçal’ın bu şehri doğru temsil etmediğini bir kez daha görmüş olduk. Herkesin siyaset yapacaksa, ağzından çıkanı kulağının duyması gerekiyor. Bu iktidarın utanma duygusunu da yeninde inşa etmesi gerekiyor. AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü ile İGM Başkanı Güray Parçal sanmayın ki sadece Kastamonu’yu yoruyor. Bu ikili kendi partilerini çok yoruyor. Eski il başkanlarını, milletvekillerini, yönetici arkadaşlarını bezdirmişler. Bu şehri çok yorduklarını AKP’ye emek vermiş birçok arkadaş bizlere aktarıyor. Çünkü sevgi, saygı kalmamış. Böyle bir tablo ile karşı karşıyayız.”

PINARBAŞI

Erbilgin sözlerinin devamında Pınarbaşı’nda yaşanan bildiri olayına şu sözlerle değindi:

“Geçtiğimiz günlerde Pınarbaşı’nda İYİ Parti, CHP ve MHP’nin mührü ile birlikte ortak imzasıyla bir yerel sorunlar üzerine bir bildiri yayınlandı. ‘Önce milletim, sonra partim’ diyenler buradaki 3 partinin Pınarbaşı’nın sorunları ile ilgili açıklamasını görünce, 3 tane açıklamayı art arda yaptılar. Bu tıpkı Azdavay’daki kaymakam meselesi gibi birbirleriyle tutmayan açıklamalardı. Önce, ‘Aslında biz bunu iyi niyetle yaptık. Pınarbaşı’nın sorunları var’ dediler. Olmadı Pınarbaşı İlçe Başkanı’na açıklama yaptırdılar; ‘Biz aslında bunu kastetmemiştik’ dediler. En son Emin Çınar, ‘Bu imza, ilçe başkanımızın değil’ diye açıklama yaptı. Bu ili milletvekili sıfatıyla temsil etmiş, mecliste görevler almış, şimdi de MHP’nin İl Başkanlığı görevini yapan mevkidaşım Emin Çınar’ın düştüğü duruma hakikaten üzüldüm. Ben o zaman Emin Çınar’a şunu tavsiye ederim. Partinin mührünü sokaklardan topla. Kimin elindiyse, bildirinin altına o mührü kim basıyorsa, partinin mührüne sahip çıkmak senin işin. Partinin mührüne sahip çıkamadığını anlıyorum buradan; eğer ‘Bu imza ilçe başkanının değil’ diyorsanız.”

BELEDİYE’YE YAPILAN ELEŞTİRİLER

Kar yağışından dolayı belediyeye yönelik yapılan eleştirilere değinen Erbilgin, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu kar yağışı nedeniyle elbette bir belediyeye eleştiriler olacak. Sanki pusuya yatmışçasına AKP’li birçok yöneticinin sosyal medya üzerinden MHP Belediye Başkanı Sayın Vidinlioğlu’nu eleştirdiğini hep birlikte gördük. Fakat ne hazin ki, bir partinin il başkanı süreci toparlayabilmek adına sosyal medya üzerinden AKP ilçe yöneticilerine cevap vermek zorunda kalmıştır. Bir il başkanına yakışan tavırlar değildir. Baktığımız zaman Murat Karakaş’ın paylaşımlarının altına ‘Hayırdır Murat ne oluyor? Nereye gelmedi?’ diyen bir MHP İl Başkanı, geldiği yer açısından şapkasını önüne koyup düşünmek zorundadır. Bir il başkanının görevi toplumla ilişki kurmaktır. Kendi tabanına, kendi yöneticilerine sahip çıkamayan bir Doğan Ünlü’nün ortaya koyduğu çatlağı ve boşluğu MHP cevap vererek gidermeye çalışmaktadır. Dolayısıyla Cumhur İttifakı’nın Kastamonu’daki temsilcilerinden bu şehre hayır gelme imkanı yoktur. Cumhur İttifakı bu şehirde taş taş üstüne koyma kabiliyetini kaybetmiştir. Dolayısıyla bu şehrin hayrına olan her şeyin yanında olacağımızı defalarca söylemimize rağmen, bu tablonun görülmesi onlar açısından düşündürücü olması gerekiyor.”

ÜNLÜ’YE CEVAP

AK Parti İl Başkanı Doğan Ünlü’nün, CHP Milletvekili Hasan Baltacı’ya yönelttiği sorulara değinen Erbilgin, şöyle konuştu:

“AKP’nin İl Başkanı Doğan Ünlü yaptığı toplantılar ve kongrelerde Parti Meclis Üyemiz ve bu şehrin ‘Bizim Hasan’ dediği Milletvekilimiz Hasan Baltacı’ya hem eleştiriler hem sorular yönelttiğini belirtiyor. Tekrar belirtiyorum, bu iktidarın kaybettiği en önemli şey utanma duygusudur. AKP’nin İl Başkanı utanma duygusunu kaybedeli çok olmuştur. Neden böyle söylüyorum?Şimdi Doğan Ünlü ‘Muharrem İnce ile beraber istifa edecek misiniz’ diye soruyor. Kim Doğan Ünlü? Kendi partisinin Başbakanı ve Cumhurbaşkanı partisinden istifa etmiş adam Abdullah Gül. Kim Doğan Ünlü? Kendi genel başkanının ve partisinin başbakanı partisinden istifa etmiş adam Ahmet Davutoğlu, ayrılmış parti kurmuş. Kendi bakanının istifa ettiği Ali Babacan’ın ayrıldığı ayrı parti kurduğu adam. Cumhurbaşkanı’nın damadı ortalıkta yok, damat nerde olduğunu bilen yok. Bilen var mı?Bakanlıktan istifa etmiş, ayrılmış, gitmiş nerde olduğunu hiç birimiz bilmiyoruz. Bunlarla ilgili bir partinin Cumhurbaşkanı, başbakanı, bakanı, damat herkes istifa etmiş. Bunlara dönüp bakmamış utanmamış, bu şehrin milletvekiline diyor ki, ‘Siz partinizden istifa edecek misiniz?’ Ben cevap vereyim. Sizin bu ülkeye uğrattığınız ve bu Kastamonu’ya uğrattığınız yıkımı yeniden inşa etmek ayağa kaldırmak için var gücümüzle çalışıyoruz. Ta ki o güne kadar mücadeleden bir adım geriye atmayacağız. Bu ülkeyi yeniden tam bağımsız ülke, ekonomik bağımsızlığını sağlamış ülke, üretim yapan bir ülke olasıya kadar milletvekilimiz ile beraber çalışmaya devam edeceğiz.”

BOĞAZİÇİ

Ünlü’nünBoğaziçi Üniversitesi’yla ilgili sözlerine de değinen Erbilgin, “Onun ötesinde Boğaziçi’ne bu ülkenin en zeki çocuklarından ilk 100’deki, ilk 500’deki, ilk bindeki çocuklarının okuduğu Boğaziçi Üniversitesi ile ilgili eylemler nedeniyle sayın vekilimizin yaptığı açıklama üzerine hiç utanmadan ‘Siz teröre destek veren çocukları destekliyorsunuz’ diyor. Adamın kendinden haberi yok. O gençlerden birisi Sarıyer Adalet ve Kalkınma Partisi Kadın Kolları Başkanı’nın çocuğu. Kadın istifa etmek zorunda kaldı. Dedi ki, ‘benim çocuğum ile ilgili bunlar yaşanıyor’ AKP Kadın Kolları Başkanı üyesi istifa etti. Yine bir çocuk Boğaziçi Üniversitesi’ndeki eylemlere katılan çocuklarımızdan bir tanesi, ‘Benim ailem Milliyetçi Hareket Partili’ dedi. ‘Eleştirilerim olduğu için kendimi İYİ Parti’ye daha yakın hissediyorum’ dedi. Orada bu ülkenin geleceği olan çocuklara yönelik bu kadar acımasız ifadeler kurmak hakikaten akıllara durgunluk veren bir şey. Artık şu soruyu sormaktan vazgeçtim:Siz hangi ara bu kadar zalim oldunuz? Siz hangi ara bu kadar insanlıktan uzaklaştınız? Siz hangi ara bu kadar gaddarlaştınız? Anlaşılır değil” dedi.

“Bu ülke büyük acılar yaşıyor, bu yaraları hep birlikte sarmamız gerekiyor. Bu şehirde yaşayan AKP’lisi, MHP’lisi, CHP’lisi, İYİ Parti’lisinin, bu şehri oluşturan bütün yurttaşların bu ülkenin yaralarının sarılmasına katkı sunması gerekiyor” diyen Erbilgin, açıklamalarına, Ünlü’nün sahibi olduğu gazetede ara sayfalarda yer verildiğini belirtti ve sözlerinin basın emekçisi olarak çalışanlara olmadığını belirterek şöyle dedi:

“İktidarın basını olmak çok zor. İktidarın İl Başkanının gazetesi olmak hakikaten çok zor. Şimdi soruyor, ‘Terör örgütünün uzantısı HDP ile ortak mısınız, değil misiniz?’ Buna cevap ver diye soruyor. Şimdi el insaf… Sözcü gazetesinin verdiğimiz cevabı aynı yerden aynı büyüklükte basmasını da bekliyorum. Tarih tarih bir şeyleri de söylemek istiyorum. AKP Milletvekili, terörist Öcalan’ın mektubunu savundu! Hakkı Köylü…Tarih 21 Ekim 2019… Hakkı Köylü Öcalan’ın mektubunun TRT’de okutulabileceğini savundu. Sözcü Gazetesi bunu aynı yerden verebilecek mi bakalım, göreceğiz. AKP Kastamonu Milletvekili Hakkı Köylü’nün ‘Şu anda PKK’nın elebaşı hükümlüdür. İmralı’da yatmaktadır. Fiilen, hukuken de bu örgütün başı olmaktan da çıkmıştır’ diyen açıklamaları var. Doğan Ünlü merak ediyorsa sosyal medyada halen olan bu habere bakabilir.

HAKKI KÖYLÜ

Öte yandan Sayın Köylü ile ilgili konu açılmış iken bizim bu ilin üç milletvekilinden birisi olan ‘Baltacı istifa edecek mi?’ diye soran Doğan Ünlü; aylardır Hakkı Köylü ortalarda yok. Sayın vekilimiz bu devletin maaşını alıyor milletvekili olması hasebi ile. Günlerdir, aylardır ortalarda yok. Nezaketen kamuoyuna bir tek kelime açıklamada yok. ‘Milletvekilimiz hastadır, milletvekilimiz yurt dışındadır, milletvekilimiz şu nedenlerle kamuoyunun önünde değildir’ diyen nezaketen bir açıklama bile yok. Bu milletin oylarıyla seçildiniz, aylardır ortalıkta yoksunuz. Önce Doğan Ünlü kendi milletvekilini halkın önüne çıkarmalıdır. İl Başkanı olarak görevidir. İl Başkanı olarak bu şehrin sorunlarıyla ilgilenmek Doğan Ünlü’nün görevidir. Yine ‘HDP ile ortak mısınız?’ diyenlere, Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan; ‘PKK ile görüşen adamı ben gönderdim, sıkıntısı olan varsa bana söylesin.’ Sözcü Gazetesi bunu aynı yerden bassın, Sayın Arınç; ‘Sayın Öcalan demeyi ve PKK bayrağını suç olmaktan biz çıkardık’ dedi. AKP Milletvekili Orhan Miroğlu; ‘PKK terör örgütü değildir, Apo Türkiye için fırsattır. Yeniden devreye girilmelidir’ dedi. Hiç mi vicdanınız yok, hiç mi utanmanız yok? Şimdi bu neye benziyor, önce FETÖ ile kol kola giriyorsun, ‘Hocaefendi’ diyorsun, başka bir şey oluyor FETÖ terörist. Önce kol kola giriyorsun başka bir şey oluyor; ‘Siz HDP ile beraber misiniz?’ el vicdan el insaf, utanmanız gerekiyor.

Biz bu ülkede birlik ve beraberlik kardeşliği savunuyoruz. Biz bu ülkenin kalkınmasını savunuyoruz. Bunlar çokça da kıymetli. Yine 2014 yılında Metin Çelik demiş ki kısaca ‘Çözüm süreci ile kardeşliğimizi birlik ve beraberliğimizi perçinledik.’ Şimdi aynı Çelik nerede ise her toplantıda aynı konuşmaları yapıyor. Bunu birkaç basın açıklamasında da söylemiştim. Sayın Çelik Pancar Kooperatifi’ne gidiyor aynı konuşmayı yapıyor, Ziraat Odası’na gidiyor aynı konuşmayı yapıyor. Sendikayı ziyaret ediyor aynı konuşmayı yapıyor. Hemen hemen her yerde aynı konuşmayı yapıyor. Bende sanmıştım ki, Metin Çelik’in elinde bir metin var, bütün aynı konuşmaları yapıyor. Hâlbuki öyle değilmiş. AKP’nin ülkeye söyleyeceği sözü tükendiği için herkes aynı konuşmayı yapıyormuş. 2017 yılında Binali Yıldırım’ın yaptığı aynı konuşmayı dün Sayın Recep Tayyip Erdoğan yaptı.Bu ne demektir? iktidarın artık söyleyecek sözü bitmiştir demektir.

İkincisi, aslında bize aynı aynı şeyleri toplumu bölüp parçalamak adına aynı cümleleri parti hiyerarşisinde söyleniyor anlamına gelir. Doğan Ünlü bizlere soru sorarken önce aklı süzgecinden sonra vicdan süzgecinden geçirsin. Sorularını da ona göre yöneltsin diye kendisine tavsiye ediyorum. Kastamonu sahipsiz değil. Kastamonu Doğan Ünlü’nün kanatları altında sürekli palazlanan 3-5 kişinin değil. Kastamonu Kastamonuluların. Öncelikle bunu böyle bileceğiz. 380 bin kişinin bu Kastamonu. Bu şehrin dışında yaşayan İstanbul’da Anadolu’nun dört bir köşesinde yaşayan insanların şehri Kastamonu. Doğan Ünlü 4-5 tane arkadaşını palazlandırmak için buralardan bize sallamasına biz müsaade etmeyiz. Sayın Doğan Ünlü’ye, utanma duygusunu yeniden takınmasını rica ediyorum.”

CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin son olarak şunları söyledi:

“Benim ve milletvekilimizin telefonları susmuyor. O da şu:Önemli bir kar yağışı yaşanıyor, sahilde özellikle Doğanyurt’ta, Çatalzeytin’de birçok yerde elektrik kesintileri var, şimdi biz, yurttaşlar bir gün elektrik faturasını geciktirse hemen gecikme zammını işleten bir sistem var. Öyleyse kaliteli ve nitelikli hizmet almak da hepimizin hakkı. Bir an önce bölgedeki elektrik kesintilerinin çocuğu olan var, hastası olan var, yaşlısı olan var giderilmesi gerekiyor. Doğan Ünlü bunlarla uğraşacağına herkesi zerk etsin bunları çözsün. Yine geçen yaptığı açıklamada 197 sayfalık hizmet açıklamasında evet bir iktidarın il başkanı bu tür açıklamalar yapmalı ama daha çok devletin yapması gereken şeyleri AKP’nin icraatıymış gibi sunması manidar. Sanırım böyle giderse bir süre sonraki toplantılarını bürokratlarla başarabilirlerse de mülki amirlerle yapmaya başlayacak diye kaygılanmaya başladım. Bırak devlet çalışsın, devletin organları çalışsın. Açıklama yapması gerekenler yapsın, siz daha çok bu memleketle ilgili iş aş derdiyle uğraşın diye de buradan tavsiyede bulunuyorum” dedi.

Cengiz MUHZİROĞLU