Erbilgin’den sert eleştiri

“BELEDİYE ŞATAFAT VE DEBDEBENİN İÇERİSİNDE”

  • CHP İl Başkanı Hikmet Erbilgin, BR TV’ye yaptığı açıklamada gündemi ve yerel seçimleri değerlendirdi. Kastamonu halkını Sayıştay raporlarına bakmaya davet eden Hikmet Erbilgin, “Özellikle merkez belediyesi bir şatafat ve debdebenin içerisinde. Bir avuç yandaşı zengin eden belediye ile karşı karşıyayız. Türk Dünyası Kültür Başkenti olduğu için övündüğümüz Kastamonu, bir betonlaşmanın içerisinde. AKP belediyeciliğinin ancak birilerinin cebini doldurduğunu, bir kesimi mutlu ettiğini, esasen Kastamonu’yu mutlu etmediğini söyleyebilirim” dedi.

“ASLOLAN MEVCUDA SAHİP ÇIKMAK”

  • Kastamonu’nun öncelikle mevcut yatırımlarına sahip çıkması gerektiğini de söyleyen Hikmet Erbilgin, “SEKA’yı, Et Balık’ı kaybettik. Şeker Fabrikası ise verimli görülmediği için satılmadı. Son günlerde Küre madeni ile ilgili bir gelişme var. Küre’den Mardin Mazıdağı’na bir yatırım taşınıyor. Bu yatırım doğrudan bin 200 kişiyi, dolaylı olarak da 5 bin kişiyi etkileyecek bir yatırım. Esasen Kastamonu kamuoyuna düşen görev bir iş adamımıza gel buraya yatırım yap demek yerine mevcut olanaklara sahip çıkmaktı. Eğer biz o pirite ve kobalta sahip çıkabilseydik sahil ilçelerimizin önemli bir bölümünü işsizlik belasından kurtarmış olacaktık” diye konuştu.

 

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Kastamonu İl Başkanı Hikmet Erbilgin, Karabük merkezli yayın yapan ve Batı Karadeniz Bölgesi’ne hitap eden BR TV’ye yaklaşan yerel seçimler ve Kastamonu’nun sorunları ile ilgili açıklamalarda bulundu.

BR TV Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Osman Çetinkaya’nın sorularını yanıtlayan CHP Kastamonu İl Başkanı Hikmet Erbilgin, 31 Mart’ta sadece CHP’nin değil, Kastamonu’nun adayını çıkarmak için çalıştıklarını söyledi.

Kastamonu’nun AK Parti iktidarında değersizleştirildiğini ve yeniden itibar kazanacak bir çıkış yakalaması gerektiğini belirten Hikmet Erbilgin, açıklamasında turizmden sağlığa, eğitimden sanayiye kadar birçok konuya değindi.

CHP İl Başkanı Erbilgin’in açıklamaları şu şekilde:

“BELEDİYE ŞATAFAT VE DEBDEBENİN İÇERİSİNDE”

“Parti olarak belediye başkan adaylarını belirlemek için yoğun bir çalışma içerisindeyiz. CHP Parti Meclisitarafından adaylığı kesinleşen 7 belediyemiz kamuoyuna duyuruldu. Kastamonu halkı özellikle merkez ilçe adayımızı duymak için can kulağıyla bizi bekliyor.İlçe başkanları toplantımızı her ay bir ilçemizde gerçekleştiriyoruz. En son Cide’de toplantımızı yaptık. Devamında da halk toplantısı düzenledik. Halkın gözünün Cumhuriyet Halk Partisi’nde olduğunu söyleyebilirim. Çok uzun yıllar sonra Kastamonu’da, ilçelerimizde Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayları üzerinde büyük bir beklenti var. Ancak biz sadece Cumhuriyet Halk Partisi’nin adayını değil tüm Kastamonu’nun adayını ortaya çıkarmak adına İYİ Parti ile iyi niyet çerçevesinde görüşmeler yapıyoruz. Çok yapıcı bir yaklaşım içerisinde olan İYİ Parti İl Başkanı Özcan Büyükşen’e teşekkür ediyorum.  Genel merkezler arasındaki süreç tamamlandıktan sonra kamuoyuna iyi bir haber vermek için gayret ediyoruz. Biz kent sözleşmesini tartışmaya açtık ve çok iyi geri dönüşler alıyoruz. Herkes durduğu yerden çok iyi işler yaptığını söyleyecektir. Sayıştay raporlarına herkesin bakmasını rica ediyorum. Özellikle merkez belediyesi bir şatafat ve debdebenin içerisinde. Bir avuç yandaşı zengin eden belediye ile karşı karşıyayız. Eğer bir belediye tarifi yapmam gerekiyorsa bence Birleşmiş Milletler iyi bir ölçek. Birleşmiş Milletler yayınladığı son raporda Türkiye’de yaşanabilir en iyi 10 kentin belediyelerinin Cumhuriyet Halk Partisi tarafından yönetildiğini açıkladı. Biz bununla hem gurur duyduk, hem de üzüldük. Çünkü Kastamonu’da Cumhuriyet Halk Partisi belediyeciliği ile halkımızı buluşturup, yaşanabilir kentin nasıl olduğunu anlatamadığımız için üzüldük. Kastamonu’da sadece Daday Belediyesi Cumhuriyet Halk Partisi tarafından temsil ediliyor. Kastamonulular nefes almak, haftanın bütün yorgunluğunu atmak için aileleri ile birlikte Daday’a giderler. Türk Dünyası Kültür Başkenti olduğu için övündüğümüz Kastamonu ise bir betonlaşmanın içerisinde. AKP belediyeciliğinin ancak birilerinin cebini doldurduğunu, bir kesimi mutlu ettiğini, esasen Kastamonu’yu mutlu etmediğini söyleyebilirim. Seçmen belediyenin bir avuç rantçı tarafından yönetilmesinden bunalmış durumda. O nedenle birçok yurttaşımız “adayınız kim, açıklayın etrafında kenetlenelim” çağrısı yapıyor. Biz 31 Mart’ta yaşanabilir bir kent sunmak için elimizden geleni yapıyoruz.”

“KASTAMONU YENİDEN İTİBAR KAZANACAK”

“Kastamonu bu yıl Türk Dünyası Kültür Başkenti seçildi. Bu şu anlama geliyor; Tarihiyle, kültürüyle Kastamonu kadim bir şehir. Devlet geleneklerine de sıkı sıkı bağlı bir şehir, devletine güvenen bir şehir. Bu güvenin karşılığını Kastamonu hiçbir zaman alamamış. Yerelde birçok kamu kurumu özelleştirilmiş. Onunla birlikte yeterli yatırım alamamış. Bu nedenle biz mevcut iktidar tarafından Kastamonu’nun değersizleştirildiğini düşünüyoruz. Kastamonu’ya yeniden itibar kazandıracak bir çıkış yakalamamız gerektiğine inanıyoruz. Hal böyle olunca AKP, MHP, CHP ve İYİ Parti meselesini aşan bir Kastamonululuk üzerinden süreci tarif eden bir yaklaşım içerisindeyiz. Kastamonu değerlidir diyoruz.Vekilimize bir teşekkür borçluyum. Uzun yıllar sonra Kastamonu için canı gönülden gayret ediyor, sorunları anlatmaya çalışıyor.”

“İŞ ADAMINA GEL YATIRIM YAP DEMEK KOLAYCI VE POPÜLİST BİR SÖYLEM”

“İş dünyası feodal bir ilişki üzerinden tarif edildiğinde hep İstanbul’daki iş adamlarımızdan Kastamonu’ya dönüp yatırım yapmasını bekliyoruz. Ancak bir işletmenin varlığını devam ettirmesi ve büyümesi; lojistik, iş gücü, nitelikli elemanla doğrudan bağlantılıdır. Bu nedenle İstanbul’daki iş adamlarımıza gelin Kastamonu’ya yatırım yapın demek kolaycı ve popülist bir söylem. Devletin bu bölgede ciddi teşvikler sunması gerekiyor. Öncelikle kendi yatırımlarına sahip çıkması gerekiyor. Biz Taşköprü SEKA’yı kaybettik. Et Balık Kurumu’nu kaybettik. Şeker Fabrikası bugün verimli görülmediği için satılmadı. Konu açılmışken Kastamonu Gazetesi’nden Mehmet Yücel’e teşekkür ediyorum. Küre Etibakır bugün Cengiz Holding’e ait bir işletmedir. Küre madeni ile ilgili bir gelişme var. Bu çalışma öylesi üstün körü geçiştirilebilecek bir çalışma değil. Küre’den Mardin Mazıdağı’na bir yatırım taşınıyor. Bu yatırım doğrudan bin 200 kişi iş sahibi yapacak. Dolaylı olarak 5 bin kişiyi etkileyecek bir yatırım. Esasen Kastamonu kamuoyuna düşen görev bir iş adamımıza gel buraya yatırı  yap demek yerine mevcut olanaklara sahip çıkmaktı. Eğer biz o pirite, kobalta sahip çıkabilseydik sahil ilçelerimizin önemli bir bölümünün işsizlik belasından kurtarmış olacaktık. Cide’deki halk toplantısında vekilimiz Hasan Baltacı şunu söyledi; nüfusumuzun iki katı başta İstanbul olmak üzere göç etmiş durumda. Ve nitelikli beyin göçü de gerçekleşiyor Kastamonu’da. Eğitimli gençlerimiz büyük şehirlere gidiyor, burada tutamıyoruz. Bence ilk aşama iş adamlarımıza gel yatırım yap demek değil, gerçekçi bir Kastamonu dayanışmasını önce ortaya çıkarmaktır. Ülkemizin diğer şehirlerinde olduğu gibi Kastamonu’yu yatırım yapılabilir bir şehir haline getirmemiz gerek diye düşünüyorum. Kastamonu orman varlığı açısında Türkiye’nin en büyük illerinden birisi. O nedenle sunta fabrikalarımız dünya çapında üretim yapıyor. Esasen İnegöl ve Kayseri’yi aşan mobilya sektörü burada tesis edilebilir. Bununla ilgili iyi niyetli Ahşap Fuarı yapılıyor ama yetmez. İş adamları en çok para kazanabileceği alanlara yatırım yapar. Elbette memleketleriyle bir gönül bağı vardır. Ancak iş adamı yatırım yapacağı alanda karlılık görmezse gelmez. Bu gerçeği kabul etmek gerekir. Eğer iş adamlarımıza bir eleştiri yönelteceksem eğitim alanına yatırım yapmadıkları için yöneltebilirim. Kayseri’ye gittiğimize Kadir Has’ı, Bolu’ya gittiğimizde İzzet Baysal’ı görürüz. Bu isimler eğitim alanına verdikleri destekle illeriyle bütünleşmişlerdir. Nitelikli gençler yetiştirdiğimizde Kastamonu yolunu bulacaktır. Bu da emek ve sabır istemektedir. Diğerleri havanda su övmek anlamına gelir. Bizlerde iş adamlarımız üzerinden çok popülist ifadeler kullanabiliriz ama halkı kandırmış oluruz.”

“KASTAMONU, ANKARA’DAN ZENGİNDİR”

“Biz Kastamonu Ankara’dan zengindir diyoruz. Biz bunu söylediğimizde insanlarımız nasıl Kastamonu Ankara’dan zengin olabilir diye düşünebilir. Yıllarca Ankara’dan gelecek yatırımların yolunu gözleyen Kastamonu’da büyük bir tarihi zenginlik var. Turizm zenginliği var. Karadeniz’in en uzun sahil şeridine sahibiz. Ancak hak ettiği oranda değerlendirilmiyor. Ginolu, Gideros her biri bizim markamız. Buralarda yeterince üzerine düşemediğimizi düşünüyorum. Devlet eski bakanımız Murat Başesgioğlu bir toplantıda söylemişti. İnebolu’dan başlayan İstiklal yolumuz ve Hanönüde Şeyh Şaban-ı Veli’yle ilişkilendirilen bir yolumuz var. Bu iki anlayışı Kastamonu’da gerçek manada temellendirmek gerekiyor. Eğer tarihe mal edeceksek İstiklal Yolu’nun hakkını vermek gerekiyor. Bu nedenle Kastamonuluların el ele vermesi gerekiyor. Safranbolu turizmde hep örnek verilir. Kastamonu’da daha fazla konak var ama hak ettiği oranda değerlendirilmiyor. Kültür başkenti olmamız anlamında çok net konuşmak istiyorum. İsmailbey Mahallesi, Hisarardı Mahallesi, Hepkebirler Mahallesi sayesinde Kültür başkenti seçildik. Ancak bu mahallelerdeki vatandaşlarımız en az yatırım alan mahallelerimiz olarak göze çarpıyor.”

“YÜZÜMÜZÜ KESİNLİKLE BATIYA DÖNMEMİZ GEREKİYOR”

“Kastamonu Üniversitesi dediğimizde konuya Tıp Fakültesi’nden başlamamız gerekiyor. Bugün Tıp Fakültesi öğrencileri başka illerde eğitim görüyor. Bunun yanına Özel Uğurlu Hastanesi’ni Ballıdağ Hastanesini eklediğimizde bu kurumlar ciddi sağlık hizmeti sunabilir. Bu üçlüye Kastamonu Devlet Hastanesi’ni de eklediğiniz de Kastamonu bölgesinin sağlık merkezi de olabilir. Kastamonu Üniversitesi bu yönüyle görevini yapmamıştır. Üzülerek görüyorum Rektörümüz ısrarla yüzünü Doğu’ya dönmekten bahsediyor. Burada kastettiği bir kültürel ilişki ise buna itiraz yok. Ama bilim arayışı ise yüzümüzü kesinlikle batıya dönmemiz gerekiyor. Bu nedenle Kastamonu Üniversitesi akademik anlamda hak ettiği yerde değildir. Çoğu zaman polemiklerin içerisinde kalmıştır. Şehri ile yeteri kadar özdeşleşmemiştir.”