Ezine’den eziyete

Ezine Çayı'ndaki yaban göçmen kuşlarına eziyet hatta yok oluş fermanları kapıya dayandı

Bizim bir ilçemiz var, Abana… Eskiden Ankara gibi metropol bir şehrin sayfiye yeri olmuş, Limasollu Naci gibi ülke çapındaki bir yabancı dil okulunun yaz kamplığını yapmış, şimdi ise Kastamonu’nun denize kaçış noktası olan ve yazın kalbinin attığı bir ilçemiz. Sahil kültürünün Kastamonu’daki ender görüldüğü bu ilçemiz, her ne kadar son yıllarda uğradığı yoğun inşaai faaliyete rağmen hala şirinliğini, doğallığını ve doğal zenginliklerini de korumakta.
Abana sadece bir sahil ilçesi olarak önemli değil, keza sahildeki tüm ilçelerimizde öyle. Kastamonu’da, Karadeniz bölgesine nazaran daha çok görülen kıyı ardından hızlıca yükselen yoğun ormanlık dağlar, hem muhteşem bakir bir doğayı hem de içinde oldukça zengin bir doğal yaşamı içinde saklar. Şimdi coğrafya böyle olunca, aslında sahildeki ilçelerimizin hiçbiri gibi Abana’da sadece deniziyle değil dağ-orman ve deniz birlikteliyle bir doğal güzelliğe sahip oluyor ki; bu da aslında asla gözden kaçırılmaması gereken bir durumdur.

***

Ezine Çayı, taa Yaralıgöz’den doğup, onlarca yerleşime olduğu gibi Bozkurt ve Abana’ya da binlerce yıldır can veren bir su sistemidir. Tabi yeryüzünde suyun varlık nedeni sadece insan değil. Ve nasıl insana can veriyorsa yaratılmış tüm canlıya kuşa, kurda, böceğe ve bitkiye de can veriyor. Ancak Ezine Çayı’nın herhangi bir su sisteminin hayata kattığından bambaşka bir katkısı daha var.
Ezine Çayı ilimiz sınırlarında pek nadir olan, deniz ile tatlı suyun birleştiği noktada, yani tam da Abana Harmasun mevkiinde kendine çok özel bir delta ve bu delta da ekosistem yaratmış. Çayın, deniz ağzında oluşturduğu açıklık ve çevresindeki maki ve sazlık alan, aynı zamanda göç yolu üzerinde olması nedeniyle de göçmen kuşlara yuva, üreme ve konaklama noktası olmuş durumda.

Şu ana kadar 200 çeşit çok nadir kuş türü burada gözlemlenmiş, belgelenmiş ve kayıtlara geçirilmiş. Bu kuşlar arasında Kastamonu adına tanımlanan kuşlar olduğu gibi, ülkemiz üzerinden kuzeye ya da güneye göç ettiği bilinen ancak gözlemlenemeyip tespit edilemeyen nice kuş çeşidi de yer almakta. Ve bu kuşların birçoğu başka kıtaların, başka iklimlerin türü olarak hem konaklamak hem de üremek için ilkbahar ve sonbahar aylarında Ezine Çayı’nın denizle birleştiği bu alandaki neredeyse bir avuç diye tabir edilebilecek bir alanı seçerek hem Abana’ya hem de Kastamonu’ya bambaşka bir ayrıcalık bahşediyorlar.
Ve daha ilginç bir bilgi olarak Roma Dönemindeki coğrafyacılardan Evliya Çelebi’ye kadar Karadeniz’in bu kesimindeki kuş göç yolu belgelere geçmiş durumda. Yani en az 2 bin yıldır bilinen bir doğal mucize, ki siz bunun milyon yıllarını düşünebilirsiniz…
Bu arada bölgenin zenginliğin farkında olan ornitologlar yani kuş gözlemcileri ve kuş bilimciler sessiz sedasız senelerdir Abana’ya gelmekte, orada konaklamakta ve ister bilimsel isterse popüler yayınlarda ve birçok sosyal medyada Abana’nın-Kastamonu’nun sessiz ama devasa adını duyurarak bölge turizmine katkı sağlamaktalar.
Böylesi ayrıcalıklı bir durumun yanında bölge de geçenler de artık nehirlerimizde neredeyse hiç kalmamış olan su samuru ailesi belgelenirken, coğrafyamızda yer alan birçok yabani türe de Ezine Çayı havzası ev sahipliği yapmakta.
Yani bahsettiğimiz alan bu kadar zengin, bu kadar yabanıl, bu kadar doğanın içinde, bu kadar bakir, bu kadar dağ ve bu kadar deniz… Ne büyük bir zenginlik ve farklılık değil mi hem Abana hem de Kastamonu için… Çok büyük bir şans… Ama bir dakika durun… Bu çok güzel tablonun bir de yok olma tehlikesi var…

***

Ezine Çayı üzerinde yapımına 2008 yılında başlanan ve geçen yıl da kısmen elektrik üretimine geçen bir HES, Bozkurt ilçesi sınırlarında yer almakta. HES deyince zaten bir kalem de geçiyorum… Bir de Ezine Çayı’nın ıslahı projesi devam etmekte. Proje kapsamında yapılan duvarlara ait taşların da bölgedeki Karabalçık Mağarasının tahrip edilmesiyle sağlandığı bile iddialar arasında.
Islah Projesi elbette gerekli çünkü dağlardan gelen bütün selin toplandığı yatak Ezine. Ancak Ezine’nin ülkemizdeki önemli bir kuş gözlem alanı olmasından dolayı projenin başlamasıyla bazı itirazlarda yükselmeye başlamış. Ancak bu itiraz, ıslaha karşı olmayıp, projenin Ezine Çayı Köprüsü’yle sonlandırılması adına olmuş. Keza, bu köprüden çayın denize ulaştığı yaklaşık 50 metrelik kısmı işte yukarıda bahsettiğimiz o kuş cennetinin var olduğu alan. İşte özellikle alanın zenginliği ve farklılığını gören doğa severler, köprüden öte gitmesin diye karşı çıkarken proje sahipleri ile doğa severler ilk başta anlaşmış.
Ancak bu antlaşma ne hikmetse kısa süre önce bozulmuş ve ıslah projesi tüm hızıyla kuş üreme, konaklama ve gözetleme alanı olan o delta kısmına doğru ilerlemeye başlamış durumda. Yani ıslah projesi kapsamında ilerleyen ve çayı zapturapt altına alan duvarlar zaten bir avuç kadar alanı ama içinde en az 200 türden kuşun 10 binlerce üyeden oluşan kolonisini, yavrularını, yavrularını ve geleceklerini yok etmek üzere. Keza, aynı zamanda projeye göre doğal hayatta deltalar denizler birleşirken oluşan genişlik de daraltılıp, doğaya aykırı bir uygulama da söz konusu.

Doğa severler ve aynı zamanda alanın zenginliğinin farkında olanlar ki bunun için de Milli Parklar, Abana Kaymakamlığı ve Belediyesi de var; proje sahiplerinden tek istekleri, eğer olabilecekse Ezine Köprüsünden ileriye istinat/taşkın duvarları gitmesin… hadi en son çare olarak makilik-sazlık delta, yani göçmen kuşların mekanı için daha geniş alan bırakılsın buradaki doğal dokuya dokunulmasın.
Şimdi gelelim özete… Yukarında yazdığımız gibi 2 bin yıldır belgelenen ama milyon yıldır var olan doğanın bir sürecine hunharca bir müdahale söz konusu. Ayrıca marka marka, turizm, eko turizm (keza eko turizmi sadece şelale ve mağara olarak algılayan) filan diye yırtınan bir Kastamonu var. Ama eko turizmin çok büyük çeşitlilik olduğunu göremeyen ve 200 çeşit göçmen kuşa ev sahipliği yapmanın ne büyük bir ayrıcalık olduğunu göremeyen bir Kastamonu’da var.
Bölge bu kadar değerliyken ve aynı zamanda tehlike altındayken zaten işin doğrusundan tarafa olan Milli Parklar Bölge Müdürlüğü tarafından ” Tabiat Koruma Alanı” olarak ilan edilmesi için sadece Abana Belediyesi’nin hızlı bir başvuru yapması yeterli.
Ve Kastamonu, ve Abana… Turizm diyorsun,eko turizm diyorsun, tanıtım diyorsun. Ama böylesi bir zenginliğin yok olmasına sadece “bakakalıyorsun”. Senin denizin var, sahilin, sahil kültürün var. Peki ya bir de kuş gözlem alanın, tabiat parkın, ekolojik farklılığın ve tüm zenginliklerine ekleyeceğin yeni bir şeyin olsun istemez misin? Gelmesin mi kuş gözlemcileri, duyulamasın mı adın, Anadolu’daki nadir kuş gözlem yerlerinden biri olarak? Belki şehrinde endemik, nadir, göçer kuşlar müzesi açılır da Anadolu’daki ilk açılmış müzelerden birine sahip olursun…
Sen Kastamonu ne olur benzeme başkalarına… Yeşilini koru, dereni koru, doğanı koru… Unutma her şey insan için değil, bizden başka can verilmişler de var bu dünyada…
Eğer proje bu şekilde devam ederse bilinsin ki göçmen kuşların esintisi serin olur; ve o esinti bir kez yel olarak vurdu mu sazlıklara insandan yana hatalarla, unutulmamalı, asla bir daha yeşermez asla bir daha cıvıldamaz o alan…

(Kuş ve Su Samuru fotoğrafları Yaban Yaşam Fotoğrafçısı Mehmet Şenol’a aittir)

MURAT KARASALİHOĞLU