Ferah olun göktaşına terfi ettik        

mafacanBaşı ne büyük memleketmişiz biliyor musunuz, ne etsek ne eylesek kurtuluş yok, inanmazsınız taa Bingöl’e Adana’ya gökten düşen meteor parçaları bile dönüp dolaşıp Kastamonu’nun başına patlıyor…

Neymiş efendim, “Dikkat etmek lazım, göktaşı düşebilir, ayı çıkabilir”miş.

 

Dün sabah kuşağında Kanal D ekranında İrfan Değirmenci’nin sunduğu haber programında denk geldim…

Mevzu her ne kadar önce Adana’ya ardından Bingöl’e düştüğü ve meteor parçası olduğu iddia edilen esrarengiz taşlar olsa da, laf en son döndü dolaştı, duyanların aklına o saniye Kastamonu’yu getiren meşhur “Ayı çıkabilir” sözüyle bağlandı iyi mi?

 

Gerçi kendi namıma hiç asabiyet göstermedim hatta ilimizin geliştiğine dair bir emare olarak algıladım Değirmenci’nin haberi bağlarken sarf ettiği sözleri yalan yok…

Evvel vakit Ilgaz’dan geçerken taş düşerdi, kaya düşerdi, bakın şimdi ne güzel göktaşı düşme olasılığı ile burun burunayız, uzay çağını yakalamışız fena mı?

 

Milim kaçışımız yok anlaşılan…

Hükümet tuttu Ilgaz Dağı’na Türkiye’yi geçtim dünyanın en büyük tünellerinden birini yapıyor malumunuz. Tek ihale kesmedi duble ihale, son icat teknolojiyle üstelik, çift şerit, geliş ayrı gidiş ayrı, her ne kadar üstü kapalı olsa da havadar, püfür püfür. Mars’a uzay üssü yapılsa ancak Ilgaz Tüneli kadar olur o derece. Hal böyleyken değil yamaçtan kopan yumruk büyüklüğünde iki taç parçası, meteor yağmuruna yakalansak ne yazar?

 

İşin “Ayı çıkabilir” kısmıma gelirsek…

Sağ olsun Orman ve Su İşleri Bakanlığı katlini vacip kıla kıla memlekette ayı mı bıraktı da, Ilgaz ormanlarında yolun ortasına fırlayacak ayı ile karşılaşacak millet? Karayoluna çıkıp efelenmeyi bırak, arkadaşlara su yok su, karizma hepten yerlerde, toplum önüne çıkacak yüzleri mi kaldı mezar soyguncularına döneliden beri.

 

Kanal D’nin sevilen habercisi Değirmenci başta olmak üzere tüm Türkiye müsterih olsun, Ilgaz Dağı’ndan geçerken bu saatten sonra ne yamaçtan kopan taş düşer tepelerine, ne de ayı çıkar karşılarına…

Kastamonu o ince esprilere konu olan evvel zamanın geri kalmış Kastamonu’su değil artık, acayip değişti ve gelişti.

 

Haa meteora kefil değilim ama…

Göktaşı bu belli mi olur, düşer mi düşer.

 

 

  • ••

 

Not: Hacettepe Üniversitesi’nden devir tıp fakültesi, üniversitemizin kurumsal internet sitesinde yerini alabildi nihayet…

Sitenin içeriği tam anlamıyla dört dörtlük doldurulamamış olsa da, “akademik” ve “idari” kadro tahtaya yazılmış durumda en azından.

 

Kastamonu Üniversitesi Tıp Fakültesi’nin akademik kadrosu 24 kişi…

Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü’nde 2 profesör, 2 doçent, 4 yardımcı doçent; Dahili Tıp Bilimleri Bölümü’nde 4 profesör, 1 doçent, 2 yardımcı doçent, 1 uzman; Temel Tı Bilimleri Bölümü’nde profesör yok, 2 doçent, 1 yardımcı doçent, 1 uzman, 4 araştırma görevlisi. İdari kadro ise 37 kişi, hastane baş müdürü, müdür, fakülte sekreteri, 2 fizyoterapist, 2 biyolog, 2 diyetisyen 4 hemşire, 6 memur, 3 bilgisayar işletmeni, kütüphaneci, 11 sağlık teknikeri, 3 teknisyen.

 

İlan edilen bu kadrolardan kaçta kaçının Hacettepe Üniversitesi’ni bırakıp ilimize gelecekleri ise şu an için meçhul…

İlişikleri kesilip Kastamonu Üniversitesi’ne geçirilen kadrolardan kimileri soluğu çoktan mahkemede almış durumda zaten. Hatta davayı kazandıkları ve Kastamonu’ya olan atamalarının durdurulduğu da iddia ediliyor. İstifa edeceklerden de söz ediliyor ayrıyeten.

 

Tıp fakültesinde üniversitemiz Hacettepe ekolüyle mi yola devam eder yoksa sıfırdan kuracağı takımla mı?…

Devir işlemlerinin tam anlamıyla tamamlanmasının ardından, akademik ve idari kadronun nasıl şekilleneceğini net olarak göreceğiz.

 

 

mustafa-afacan-bant