FETÖ”den aklandı, işine dönmek istiyor

İl Müftülüğü’nde uzman vaiz olarak görev yaparken 20 Temmuz 2016’da yayınlanan KHK ile açığa alınan,  ardından da önce memuriyetten ihraç edilip FETÖ/PDY kapsamında başlatılan soruşturma kapsamında da tutuklanarak  cezaevine konulan ve 99 gün hapis yattıktan sonra mahkemece beraatına karar verilen Zeynep Dalahmetoğlu, yeniden görevine dönemeyişinin mağduriyetini yaşıyor.

Yavuz Selim Mahallesi’ndeki evinde dün bu konuda bir basın açıklaması yapan Dalahmetoğlu, yaşadığı mağduriyetinin giderilmesini, işine geri dönmesinin sağlanmasını istedi.

8 Kasım 2016’da başlayan tutukluluğunun 30 Ocak 2018 tarihinde Kastamonu Ağır Ceza Mahkemesi’nce beraatine karar verilmesiyle sona erdiğini kaydeden Dalahmetoğlu, “Beraat  etmeme, masumiyet karinemin ortaya çıkmasına ve FETÖ mensubu olmadığım mahkemeler tarafından teyit edilmesine rağmen işimden edilmiş, çevresi tarafından habis bir ur gibi tecrit edilmiş durumdayım” dedi.

Açıklamasında, yaşadığı süreçte kendisine “iftira atan” ve hakkında “FETÖ’cüdür” diye rapor düzenleyenlerin, savcılığa verenlerin isim ve unvanlarını sıralayan,   ZeyrepDalahmetoğlu, “Acaba bunlar daha kaç mazlumun canını yakmış ve kaç insanın hayatını karartmıştır? Geçmişte Fetullahhainine ve avanesine kucak açanlar ve kucaklarında patlayan bomba ile birlikte ortaya çıkan faciada şeref yoksunları ile beraber mazlum ve masum insanların hayatlarının kararmasına, FETÖ denen alçak grubun şerefsizliğine eşdeğer hainliğine emsal teşkil edecek şekilde masumların ve mazlumların hayatlarının kararmasına sebep olmuşlardır” diye konuştu.

Dalahmetoğlu, Diyanet İşleri Başkanlığı’na verdiği göreve iade talebinin “Fetöcü olduğubeyan edilerek geri çevrilmesini“Aklımla ve mahkeme kararıyla dalga geçilmektedir” şeklinde değerlendirdikten sonra sözlerini şöyle noktaladı:

“Görevden alınmamdan bugüne kadar gelen süreçte ailemin yanında toplumdan tecrit edilmiş bir şekilde yaşamaktayım. Kısa bir süre sonra buyükü daha fazla kaldıramayarak ya hayatıma son verecek ya da sokaklara düşerek geleceğimden, onurumdan ve şerefinden vazgeçmek durumunda mı olacağım? Hakikat şudur ki şerefimden vazgeçmeyeceğimin bilinmesini istiyorum, ama çok uzak olmayan bir zamanda hayatıma son verdiğim haberleri sizlere ulaştığında, bana bu iftiraları atanların, hayatımı karartanların herhangi bir huzursuzluk yaşamayacaklarını ve aynı yüzsüzlükle kösele gibi suratlarıyla toplum içinde ahlak ve maneviyat havarisi kesilerek dini hassasiyetleri yüksek insanları kandırmaya devam edeceklerini ve dün itibari ile insanların hayatlarını kaydırmakta acele edenlerin bugün hatalarının telafisinde gevşeklik yaptıklarını da tüm herkese paylaşırım.”