Geçmişin Tanıkları

Sofalarında, odalarında sohbetler olur, candan dostluklar kurulurdu. Nenelerin, dedelerin torunları ile kapı önünde, evinin bahçesinde bir arada oynaması ise ayrı bir lezzetti.

Bir zamanlar içlerinde neşeli insanların koşuşturduğu, birkaç kuşağın birlikte yaşadığı dantel dantel işlenen duvarlarında çocuk seslerinin yankılandığı ahşap evler, zamanın acımasızlığına mı yoksa bizlerin bencilliği, umursamazlığına mı direniyorlar bilemiyorum yalnızlığa gömülmüş kendi kaderlerine terk edilmişler.

Yağmura, soğuğa, fırtınaya direnerek bu zamana kadar gelebilmiş, artık ayakta duracak dermanı kalmamış her an yüzüstü düşecek hasta gibiler.

İlgisizlik, sevgisizlik, vefasızlık ne dersen de hepsini yaşıyorlar. Kimsenin umurunda değil, kayboluyorlar.

Her geçen gün boyunlarını daha çok eğen bu değerlerimizi bir an önce ayağa kaldıramazsak, kaybolmalarına göz yumarsak, sahip çıkamazsak bu katliamın hep birlikte sorumlusu olacağız.

Kentsel dokunun korunarak gelecek kuşaklara aktarılması ve artık bu yapılardan bir tek kiremitin dahi kaybolmayacağı şekilde restorasyonları yapılarak işlevsel hale getirilmesi gerekir.

Ahşabımızla ve ahşap ustalarımızla övünüyoruz, ahşap üzerine fuarlar bile yapmaktayız! Bu mirasların korunması için atılan adımlar olmasına rağmen bir kaplumbağa hızında ilerliyoruz.

Bir sahip çıkma olgusu oluştu, yeterli değil, restorasyonlar zaten kolay değil, insanlarımızın da bu konuda çok duyarlı olması gerekiyor.

Yine kış mevsimi geldi ve biliyorum ki şu anda bu mevsimi atlatamayacak yine birkaç ahşap bina olacak ve zamana direnemeden yıkılacak.

Halbuki bunun için yapılacak olan projelerle, başka yerlerde olduğu gibi sırf bu restorasyonlarla ilgili ahşap atölyeleri açılabilir ve tarihi eserleri koruma bilinci ile onarılabilirler, geç kalıyoruz kaybediyoruz.

Restorasyon veya mimarlık okuyan öğrencilerin işin içinde olduğu restorasyon atölyesi, onarım projesi vb. yapılabilir

Üniversitemizde restorasyon bölümü yok. Zaten gerek de yok! Ahşap mı var ki ilimizde restorasyon bölümü olsun!

Turizmin geleceği ile ilgili biraz kaygımız var ise geçmişimizden vazgeçemeyiz, yıkılan, yanan tarihi mirasımız evlerin-konakların geri gelmesi mümkün değil.

Bazıları tarihi ve kültürel miras özelliği taşımayabilir, tescilli olmayabilir ancak kent dokusunu yaşatmak ve bunları gelecek kuşaklara aktarmak ve turizme açılmasını sağlamak önemlidir.

Kastamonu’yu turistlere kültür şehri olarak tanıtıyorsak bu değerleri de bir kültür şehrine yakışır hale getirmeliyiz.

Kastamonu’nun kültürünü yansıtan bu evlerin daha fazla harap olmadan, Valilik, Belediye gibi tüm kurumların ve vatandaşların birlik olma zamanıdır.

Geçmiş yıllarda değerini bilemedik, yeteri kadar katledildi hiç olmazsa kalanlara sahip çıkalım.

Restorasyonları yapılan ve ilgili kurumlarca kiraya verilen ahşap konaklarımızın ne kadar turizm adına işlevsel olarak kullanıldığı gözler önündedir.

Artık turist dediğimiz insanlar deniz, kum ve güneşe alternatif olan, tarihi ve kültürel alanlara yönelmektedir.

Kültür varlıklarımızın taşımış olduğu değer, sağlamış oldukları getiri ile alakalıdır.

Dünyada yaşanan gelişmeler bu eserlerin önemli miktarda gelir getiren birer meta haline dönüşmelerine sebep olmuş, kültür varlıklarının gerekliliği turizm adına sağlamış oldukları ekonomik katkı, istihdam alanlarının açılması açısından da çok önemlidir.

Ne olur sayın yetkililer Kastamonu’ya gelen ziyaretçilere konaklama, yeme-içme, alışveriş, ulaşım ve özellikle eğlence için neler yapılabilir, neler sunulabilir araştırılsın ve artık çok geç olmadan eldeki imkanların bir plan dahilinde hayata geçirilmesi sağlansın.

Onarılan bir ahşap bina en azından bir türkü evi, folklorik yöre oyunları, ahşap işi yapan zanaatkarlar evi, vb. (dışarıdan getirilen ürünleri satanları kastetmiyorum) olarak turizme kazandırılabilir.

Kültürel varlıkları bizdeki kadar olmayan turizm için bir şeyler yapmaya bizden çok sonra başlayan şehirler bile ilimize gelen turist sayısını katlamış durumdalar.

Bütün bu evler, konaklar geçmişin yorgun tanıkları, ayağa kaldırılırsa bugünün ve geleceğin turizmdeki en önemli değerleri olacaktır.

 

Bülend Çadırcıoğlu