Gök mavi, dere mavi

mafacanVali Günaydın ve Belediye Başkanı Babaş, Cuma namazının ardından Gökdere’de mahalleli ile uzun bir yürüyüş yaptılar sokağın bir ucundan bitimindeki diğer ucuna kadar…

Devlet ile vatandaş kol kola yürürken atılan her adımda güneşin sıcaklığı daha bir vurdu sokağa, gök ve dere masmavi kesildi.

Kastamonu şehrinin kadim yerleşim bölgelerinden biri Honsalar mahallesi ve Gökdere muhiti…

Atalarından beri çeşitli zanaatlarda meslek sahibi olan ve alınlarının teri ile nafakalarını kazanan Gökdere sakinleri, yerleşiklik namına kuvvetle ihtimal belki de şehrimizin en eski müdavimlerinden.

Ahşap sütunları asırlara meydan okuyan Honsalar Camisi’nden tutun da, restorasyon namına el atılmayı bekleyen kaç tane muhteşem konaklarına kadar…

Mimariye bakılırsa Gökdere, bir zamanlar varsıl ile yoksulun yan yana yaşadığı kadim bir yerleşim alanı.

Sokağın Akmescit yönündeki sırt, muhafaza ettiği kültürel doku ile acilen sokak sağlıklaştırmasından geçirilmesi ve konaklarının tek tek ele alınması gereken “tarihi” bir bölge özelliğinde…

Sokağın karşı cephesinde uzanan kısım ise ev sahipliği yaptığı konaklar yanı sıra bir an önce konut sağlıklaştırmasını gerektiren bir alan. Vali Günaydın ve Belediye Başkanı Babaş, uzun yürüyüşleri esnasında bizzat yerinde gördükleri ve inceledikleri bazı konutlarla ilgili acil müdahale için harekete geçtiler zaten.

Gülen gözleri ile çocuklar, çocuklar, çocuklar illa ki…

Okula giderken karşıladıkları çocukları sevgiye ve hediyelere boğan vali amcaları ve belediye başkanı amcaları kafalarından kim bilir onlarla ilgili daha ne projeler geçiriyorlardır?

Ve kadınlar…

Vali Günaydın ve Belediye Başkanı Babaş’ın bölgeyi mimarisi, sosyolojisi ve ekonomisi ile bir bütün ele alan projeleri sayesinde turizm sektöründe birer üretici ve esnaf olacaklar ileride.

Evlerinde veya atölyelerinde ürettikleri turistik ürünleri…

Sokağı istila edecek turistlere sunacaklar.

Dün Gökdere’de gök mavi, dere maviydi…

Vali Günaydın ve Belediye Başkanı Babaş sayesinde de öyle kalacak.

••

Not: Şehrimizde “peri bacası” var desem…

Güler geçersiniz değil mi?

Gökdere’yi Açıkmaslak’a bağlanacağı muhite kadar geçmemiş ve başınızı sağa çevirmemişseniz bilemezsiniz haliyle, tıpkı benim gibi…

Birbirine kavuşamayan iki sevgilinin, aşklarının ateşiyle taşa dönmüş hallerini.

“Allah’ım beni taş et” der çaresizlikten…

Kalbindeki ateş soğur, soğur, soğur.

Ne kadar soğusa da…

Hicran yarasının rengi kıpkırmızı kalır, kayalıkların kederli yüzünde.

“Gelin Kayası” demiş mahalleli…

Saygı duymuşlar zamanın birinde yaşanan bu aşk hikayesine ve dilden dile günümüze kadar da taşımışlar.

Tüm dünya duysun diye “Gelin Kayası”nı…

Vali Günaydın attı ilk adımı.

Peri bacamız varmış…

Yıllar sonra ortaya çıkmış.

 

mustafa-afacan-bant