Gün yüzüne çıkarılan tarih…

Senelerden beri sayısız defa bu konağın önünden geçmişliğim vardır ve hep upuzun bir bina olarak gözüme çarpmıştır.

Atabeygazi Mahallesi Atabey Sokakta, Atabey Camii’ne (Kırkdirekli Cami)50 mt mesafedeki bu konağın, Hepkebirler Mahallesi Kınalı Sokaktaki diğer yüzü ortaya çıkınca yaptıranın, yapanın konağı bu derece gün yüzüne çıkartanların emeklerine gönüllerine sağlık demekten kendimi alamadım.

Şimdiye kadar fazla dikkat çekmeyen bir yapının önünün açılıp bahçesinin restore edilerek Kastamonu Turizmine kazandırılması oldukça mutluluk verici.

Muhteşem bu yapı gün yüzüne çıkartılarak işlevsel bir hale getiriliyor.

Vali Enis Paşa tarafından 1901 yılında yaptırılan ve son olarak Kastamonu Belediyesi tarafından satın alınan Şeyhoğlu Konağı Kastamonu’nun en büyük ve çeşitli özelliklere sahip konağı.

Konakta haremlik ve selamlık bölümlerinin yanısıra zikir odası, zamanın haremlik ve selamlık usulüne uygun olarak mahremiyetin korunması adına aradaki bağlantıyı sağlayan dönerli dolap gibi birçok detaylar mevcut.

Restore edilen bina, çevre düzenlemesi de tamamen bittiğinde bulunduğu yere de hareket getireceğe benziyor.

Aslında konaklama tesisi olarak düşünülen bina Türk Dünyası Kültür Başkenti Koordinasyon Merkezi olarak kullanılmaya başlandı.

Bu koruma adımlarının yıllar önce atılması gerekiyordu,korunabilseydi Kastamonu Konakları, eski evleri, hanları, hamamları ve tarihi değerleri ile turizm adına şimdiye kadar ulaşılamaz bir noktaya gelirdi.

Hisarardı, Hepkebirler, Atabeygazi ve Akmescit Mahalleleri şehrin Kale civarında bulunan en eski yerleşim yerleri bu güne kadar korunamadığından birçok tarihi değerimiz ya yıkılmış ya yakılmış veya başka nedenlerle yok olup gitmişler.

En azından artık bu değerlere gerekli önem verilerek restorasyonları ile Turizme kazandırılmaya çalışılıyor.

Dışarıda yaşayan Kastamonulu iş adamlarımızdan bu konakların en azından bir tanesine sahip çıkıp kullanılabilir hale getirilmesi bekliyoruz.

Tarihimize ışık tutan turistik kıymete sahip bu konakların bundan böyle yitip gitmesi şehrimiz için kazanım yerine daha büyük kayıplara yol açacaktır.

Bu şehirde yaşayan bizlere miras kalan bu değerlere sahip çıkarak, onları yaşatmak gelecek kuşaklara yansıtılacak bir hazine olsa gerek.

 

Bülend Çadırcıoğlu