Kastamonu’ya Gelmeyin…

Şehirler vardır tarihi ve kültürü olan, şehirler vardır binaları ve içinde yaşayan insanları ile sizi kucaklayan, şehirler vardır dingin, durgun ama bir o kadar da tarihi yaşatan.

Can Yücel’in dediği gibi “Hani bazı şehirler vardır ya; saat 10’dan sonra kimsecikler olmaz, işte senden sonrası ondan sonrası”

Bu şehri görün ancakkk.

Trafik çilesini çekmekten hoşlanıyorsanız,

Yüksek apartmanların üzerinize gelmesinden bıkmadıysanız

İnsanların suratlarının hep somurtmasından usanmadıysanız,

Koşuşturmaktan hoşlanıyorsanız,

Temiz hava da yürümek sizi yoruyorsa,

Kekik kokulu yaylalarda dolaşmaktansa internet başında vakit geçiriyorsanız,

Efsaneleri ile meşhur Saat kulesi ve şehre hakim kalesi ilginiz dışında ise,

Şarkılara konu olmuş Ilgaz Dağı, oksijen deposu Ballıdağ, Küre dağlarını gezmek istemiyorsanız,

Dini ve kültürel yerleri gezmekten,

Müze ve ören yerlerini görmekten,

Milli parklarda dolaşmaktan,

Buz gibi akan şelalelerden,

Ucu bucağı olmayan kanyonlardan hoşlanmıyorsanız,

Pastırma, sarımsak, çekme helva ve yöresel yemekleri tatmaktan,

Hanları, hamamları, konaklarıgezmekten,

Yazma eser kütüphanesigörmekten,

Silah, dantel, şapka müzelerini gezmekten,

Dünya ve yöresel el yapımı bebekleri görmekten,

Arkeoloji ve Etnografya müzelerinden haz almıyorsanız,

Camiler, türbeler, külliyeler, şadırvanlar ilgi alanlarınız dışında ise,

Asa suyundan tatmak umurunuzda değilse,

Mehmet Akif Ersoy’un milli mücadeleyi ateşlediği meşhur vaazını verdiği 1506’da yapılan Nasrullah Camii ve birçok tarihi camileri gezmekten,

Tamamen ahşap ve Unesco Dünya Mirasına aday tarihi Mahmut Bey camiini görmek sizi heyecanlandırmayacaksa,

Çiftlik yaşamı ve atlar sizi korkutuyorsa,

Tarihe ilginiz yok ise,

Pompeipolis Antik Kenti gibi arkeolojik bulgular sizin ilgi alanınız değilse,

Denizin yeşil ile buluştuğu Karadeniz in en uzun sahil şeridine sahip ilinde akşam güneşinin batışını seyrederek kumlarda yürümek için yeterince romantik değilseniz,

Konaklamalarınızda standartların üstünde kalite, servis, temizlik, hizmet ve konsept benim için önemli değil diyorsanız,

Kışın kayak yapmaktan,

Yazın denize girmekten.

İlkbaharda yeni açan çiçeklerin ve uyanan doğanın enfes görüntüsünden,

Sonbaharda sararan yaprakların renk cümbüşüne dönüştüğü tabiat olaylarını fotoğraflamaktan zevk almıyorsanız,

Hayatınızı monotonluğun akışında geçirmeyi kendinize yaptığınız bir haksızlık olarak görmüyorsanız,

Ve bunların hiç birinden hoşlanmıyor benim ilgi alanım değil diyorsanız KASTAMONU’ya gelmeyin.

Tarih, kültür, doğa vb. hiç bir şey ilginizi çekmiyorsa KASTAMONU’ya gelmeyin.

Abartılı eğlenceler için gelmeyi düşünüyorsanız hemen vazgeçin, zira burası kafanızı dinlemek, ruhunuzu dinlendirmek, doğayla baş başa kalmak isteyenlerin yeri.

Bu saydıklarımız sayamadıklarımızın yanında çok az kalır ancak biri dahi sizi ilgilendiriyorsa KASTAMONU’ya mutlaka gelmeli, görmeli ve gezmelisiniz.

Kültürel dokunun bozulmadığı, insan ilişkilerinin hala samimi, sıcak olduğu bir turizm şehri ve doğası ile bir cennettir KASTAMONU.

BÜLEND ÇADIRCIOĞLU