Güvercin hüznü

mafacan

Dünyanın en nadide çiçeğine rast gelsek gözümüzde hükmü yok, hayat envai mucizeyi önümüze serse hayatın paylaşmaktan geçtiğine kanaat getirmemiz olası değil, bir gönül yıkanın tüm gönülleri yerle bir ettiğini umursamıyoruz hiç…
Ürkek güvercinlere kıyıyoruz, günahını ve vebalini umursamazcasına.

İnsanoğluna yüz çevirircesine bulutların arkasındaydı dün sabah güneş yine…
O bile umudu kesti anlaşılan insandan.

Nasrullah Meydanı’nda kamyon ve iş makinelerin homurtusu, sabah mahmurluğu yüzlerinden okunan işçilerin emeklerinden dökülen ter, etrafa birikmiş meraklı ama suskun gözler…
Şadırvan çatısında ürkek güvercinler.

Doğan yeni günle birlikte rızk peşindeler…
Vicdanlı insanların ellerinden dökülecek buğday taneleri hani neredeler?

Meydanda poşet içinde buğday satan seyyar satıcılar da yok aksi gibi…
Uyanmadılar mı ne?

500 yıllık caminin iki adım ötesindeki şadırvanın önü ve kenarları jilet gibi asfalt…
Henüz kurumamış asfalt taneleriyle leziz mi leziz kakaolu pasta görüntüsünde üstelik, ağız sulandıran cinsten.

Bir de geceden yağmur yağmış ki sormayın gitsin…
Terazisi tam alınmamış asfalt zemini yer yer göle çevirmiş.

Güvercinler için bulunmaz fırsat…
Asfaltlı gölden ister doya doya su iç, ister sere serpe banyo yap, beyzadelerin keyfine kalmış artık.

Dün sabah meydanda beliren yer yer asfalt göletleri güvercinleri çok mutlu etti…
Yürüyüşleri değişti.

Duruşlarına kurban olayım…
Kafaları güzelleşti!

O sıra hain bir kedi, çarpık adımlar atan bir güvercini kaptı…
İlk hamlede nefesi kesilen güvercini kedinin ağzından almak için başka bir kedi hücum etti, güvercinin cansız bedeni ortada kaldı, tüyleri havaya uçuştu, diğer güvercinler soluğu şadırvan çatısında aldı.

Meydan asfalt oldu…
Güvercinler bayram etti.

Benim içime kan oturdu…
Gözyaşlarım asfalt gölüne döküldü.

Göl taştı…
Hayat insanlar için devam etti.

•••

Not: Cumhuriyet Meydanı’nın iki köşesine yerleştirilmiş ulusal kurtuluş savaşımızı resmeden iki rölyefin de hali içler acısı…
Tıpkı Kışla parkındaki Atatürk anıtı ve Kuzeykent’teki Atatürk heykeli gibi.

Kabartmalar ayrı harap…
Kitabeler ayrı.

Adeta yılın her günü çelenk koyma töreni düzenleniyor o rölyeflerin önünde…
Bir Allah’ın kulunun dikkatini çekmiyor mu, yüreğini kanatmıyor mu?

Madem kadir kıymet bilmiyoruz…
Depoya kaldıralım.

mustafa-afacan-bant