Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi

Kastamonu Vilayet matbaasının kurulmasında emeği geçen Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi’nin isminden geçen hafta söz etmiştik. İlimiz açısından örnek bir kişi. İlk eğitimini burada yapmış, sonra İstanbul’a gitmiş. Önemli şahsiyetlerden ders almış, babasının ölümü üzerine Kastamonu’ya dönmüş. Kırk yıllık hizmet hayatında Vilayet matbaasını, İstanbul’dakiler gibi modern hâle getirmiş. Aynı zamanda dokumacılık ve halıcığın gelişmesi için çalışmış, kurslar açmış. Bu sahada çok insan yetiştirmiş, onları meslek sahibi yapmış.

Dokumacılığın gelişmesi için 1884 yılında Şirket-i İbtidâiye’yi kurmuş. Şirketin ürettiği kumaşlar, yurt içinde olduğu kadar, Amerika’daki sergide de çok beğenilmiş. Vali Abdurrahman Paşa şirket ürünlerinin memurlar tarafından kullanılmasını önermiş.

1888 yılındaki bir gazetede; bu tarihten 4 yıl önce, bu şirketin Hüsnü Efendi tarafından kurulduğuna dair bir haber okumuştum. Diğer kurucuların kim olduğu orada yazılmamış.  İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın, Hüsnü Efendi hakkında 1922 yılında yazdığı bir makaleyi gördüm. Makalede şirketin diğer kurucularını dayazmış; bizim için önemli bir bilgi. Zira bu şirket, Kastamonu’da kurulan ilk şirket özelliğini taşıyor.

Hüsnü Efendi, dokuduğu halılardan birini padişaha göndermiş; muhtemeldir ki bir madalya beklemiş. Ama saray görevlileri halıyı padişaha ulaştırmamış. Bu nedenle ödülden yoksun bırakılmış. Kendisi bunu önemsememiş; daha sonra dokuduğu üç halıyı Bursa sergisine göndermiş ve ikincilik ödülü almış. Unutmayalım, gerçek sanatkâr, emeğin karşılığı olarak önce takdir bekler. Meslekî okullar ve diğer kuruluşlar dâhil, böyle kıymetli bir kişinin varlığından haberiniz var mı?

Lisemizin tarih öğretmeni İsmail Hakkı Uzunçarşılı’nın ruhu şâd olsun. Kastamonulu bilim, sanat, kültür ve devlet adamı meşhur kişileri yüz yıl önce araştırmış; Açıksöz gazetesinde “Kastamonu Meşâhiri” başlığı altında yayımlamış. Bunlardan birisi Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi. Sözü uzatmayalım,  Uzunçarşılı’nın kaleminden bu değerli sanatkârımızı tanıyalım:

“Kastamonu’da dokumacılık sanatının revâcına sebep olan Hüseyin Hüsnü Efendi, Molla Ahmet oğlu Hâfız Mehmet Efendi’nin mahdumu olup 1251 sene-i hicriyesinde Kastamonu’da tevellüd etti.

On sekiz yaşına kadar memleketi olan Kastamonu’da ibtidaî tahsilini görüp dokuz yaşında hıfz-ı Kur’ân-ı Kerîm’e muvaffak olduktan sonra, ikmâl-i tahsil için İstanbul’a giderek Fâtih Câmi-i şerîfinde ders gördü.

Hüseyin Hüsnü Efendi bir müddet sonra Boğaziçi’nde Garipçe karyesi imam ve mektep hocalığına bilâimtihantâyin edildi. Sâhib-i terceme daha memleketinde iken hattât Hacı Es’atzâde’denhüsn-i hatt meşk ettiği gibi, İstanbul’da da Hasekili Mehmet Hulûsi Efendi’den sülüs ve nesih yazdı.

Hüseyin Hüsnü Efendi yazısının şâyân-ı takdir olmasına mebni,  litografya matbaalarında hattatlık etmekte iken, 1284 senesinde pederinin vefatı üzerine Kastamonu’ya avdet etti. Mûmâileyhin,maskat-ı re’sine vürûdu matbaa teşkilâtı zamanına musâdif olup Kastamonu’da teşkil edilen vilâyet matbaasına hattatlık ile intisâb etti.

1285 senesinde matbaa, Islahhânenâmıylakûşâd edilen Mekteb-i Sanayi, yani şimdiki atîk kışlaya nakl edilerek litografya tezgâhına şâkird yetiştirildi.

Matbaa, salnâme ve devâirin evrak ve levâzımâtına müteallik mevâddıtab’ ediyordu. Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi’nin pederi dokumacı, bezci olduğundan bez, alaca ve kumaşlar dokutmağa merak etti. 1286 ve 87 tarihlerinde hakk-ı nezâret kendisine ait olmak üzere Islahhâne’deki yetim çocuklarına dokuma ve kumaşçılık sanatını öğretmeye teşebbüs ederek bir kısım evlâd-ı vatanın bu sanattan istifâdesine sebep oldu.

Mûmâileyhin sanattaki mahâret ve ihtisâsı artmış olduğundan Abdurrahman Paşa’nın valiliği esnasında Şikago sergisine gönderilen Kastamonu kumaşları takdir ve rağbete mazhar olarak, Hüseyin Hüsnü Efendi sanayi madalyası ile taltif edildi.

1289 senesinde Kastamonu ismi altında neşrine başlanan ve elyevm devam etmekte bulunan haftalık mecmua dolayısıyla matbaa müdürlüğü uhdesine verildi. Hüseyin Hüsnü Efendi dokumacılık işleriyle iştigal edip matbaa işine birâderi Ahmet Efendi bakıyordu.

Mûmâileyh aynı sene içinde Islahhâne müdür vekilliğinde de bulunarak 1295 senesinde Islahhâne’nin lağvı üzerine matbaa hükûmete nakledildi. Hüseyin Hüsnü Efendi, bundan sonra bir taraftan matbaa işleriyle ve bir taraftan da kendi hesabına olarak dokumacılık ile meşgul iken işi daha ziyade tevsi etmek arzusuyla merhum Hacı Evliyâ, Ballıkzâde Nuri, Bahriye havale memurlarından o zaman kolağası bulunan Hacı Behçet ve Tavukcuzâde Ahmet Efendilerden mürekkeb olarak beş hisseli mensucat şirketi te’sisine gayret edilerek hayli emtia çıkardılar. Çıkan kumaşların zerâfet ve metâneti her tarafta mazhar-ı rağbet oldu.

Vali Abdurrahman Paşa merhum, bu millî müessesenin ihyâsı maksadıyla elbise ve levâzımâtını millî dokumalardan tedârik etmek suretiyle şirketin idâmesine çalıştı, memurîni teşvik etti. Dokumacılığın revâcına rağbet gösterdi. Bu şirket 1313 senesine kadar devam etti. Avrupa kumaşlarına rekabet edememesi ve bazı hasûdlarınte’siri neticesi olarak şirket idare etmediğinden bilmecburiyyeta’til etti.

Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi şirketin dağılmasına rağmen münferîden çalışmaktan geri durmadı. Bu müteşebbis ve faal zat, kız çocuklarına varıncaya kadar sanatı tâmime gayret eyledi.

Hâfız Efendi halıcılık sanatına dahi merak ettiğinden onu da ilerletti. Halı üzerine Kastamonu vilâyetinin haritasını yaparak mâbeyne takdim etti ise de bu sanatkârâne halı, saray mensubundan birisinin eline geçerek pâdişâha verilmemiş olduğundan hizmetinin mükâfatını göremedi. Mûmâileyh taltif göremediğinden dolayı müteessir olmadı. Zaten önüne çıkan bütün mevâni’yi çiğneyerek azmini teşdîd etmek haslet-i mümtâzesi bu zâtın en büyük mezâyâsından idi. Bu defa aynı haritayı ve bir de Kızkulesi ve Boğaziçi resmini halılara yaptırıp Bursa’da küşâd edilen sergiye gönderip ikinciliği kazandı.

Hâfız Hüseyin Hüsnü Efendi, vefatı tarihi olan 1338 senesi Şevvâl’ine kadar mütemâdiyen çalıştı; durmadı, oturmadı. Bugün Kastamonu’da memnuniyetle gördüğümüz dokumacılık sanatının terakkisine sebep olan işte bu zattır. Eğer bu zat o zaman teşvik edilse ve millî şirket himâye görse idi şimdi müteaddit fabrika ve tezgâhlar mümkün olduğu kadar levâzımâtımızıihzâr eder ve paralarımız memleketimizden çıkıp gitmezdi. Bu muhitte dokumacılık bakî kaldıkça ismi rahmetle yâd edilecek olan Hüseyin Hüsnü Efendi’nin medfeni İsmail Bey Câmi-i şerîfi civarındadır. Allah rahmet eyleye.”

————-

Mûmâileyh: adı geçen kişi. Maskat-ı re’s: doğum yeri. Mâbeyn: padişah sarayı. Mensucat: dokumalar. Teşdit: şiddetlendirme. Bilâimtihan: sınavsız. Hasûd: kıskanç. Emtia: satılacak şey.Mezâyâ:meziyet.

MUSTAFA ESKİ