Hastanemizin yüzde 35 yatak kapasitesi boş

İddia odur ki Kastamonu Devlet Hastanesi’nin bu yıl ki dolu yatak ortalaması 300, toplam 450 yatak kapasitesi olduğuna göre, 150 yatak boş, demek oluyor ki hastanemizde yüzde 35 yatak kapasitesi kullanılamıyor…

Hastalık nesli kesilmediğine göre bu hal neye delalet?

İddia odur ki, 300 ortalama yatak doluluk oranı yine iyi, üç beş ay önceye kadar 150 rakamı bile zor yakalanamıyordu, hastanenin yataklı servisleri yarı yarıya boştu…

Futbol maçı yapılsa yeriymiş koridorlarda.

Koskoca Kastamonu’da bir kamu ve bir özel hastane olduğu halde bu yatak kapasitesi boşluğunun sebebi ne acep?..

Yeterli oranda doktor yoksa hastanede, hasta kendi kafasına göre mi yatsın yatağa?

Doktor eksiği sadece tanı koymada eksik bırakmıyor ilimizi, yataklı hastalarımız kendilerine şehir dışı hastanelerde tedavi aramak zorunda kalıyorlar?…

Mağduriyetin katmerlisi bu.

Tekrarlıyorum, altını çiziyorum, iddia odur ki başhekimsiz dönemler başta olmak üzere, üç beş ay öncesine kadar ortalama 150 yatak doluluk oranı ile çalışıyordu hastanemiz…

3’te bir kapasiteyle.

Devletin kör kuruşuna mı acırsın?…

Vatandaşın el kapılarında derman aramasına mı?

Toparlanma yolunda önemli adımların atıldığını hissediyorum Allahvere…

Kenetlenme var hastane çalışanlarında.

Uçağın burnu kalktı çok şükür…

Daha fazla destek.

  • ••

Not:

Kastamonu’da bir resim kursu…

Vakti sorarsanız, “maarif” takvimine göre “fi zaman”.

1930’lar, 40’lar, hadi bilemedin 1950…

Kadın resim öğretmeni istihdam ediyor Kastamonu, Cumhuriyet ve Atatürk devrimleri sayesinde dünyaya örnek olan kadınlarımızdan sadece biri.

Şövale, tual, kara tahta, yağlı boya, kara kalem…

Tabure, üzerinde şık bir kumaş, vazo.

Kentli, kasabalı, köylü kız öğrenciler…

Ne sınıf, ne kültür, ne imtiyaz farkı.

Aynı yaştaki kız öğrenciler bugün ise okulu bırakıp “açık lise” kapısındalar…

O tarihte resim kursundalar.

Tarihte Kastamonu buydu…

Sanat için çarpan kalpler şehriydi.

Bu fotoğrafı zihnimize asalım…

Hedefimiz olsun.

Not 2: Mutfak kültürü bana sorarsanız “varsıl mutfağı” ve “yoksul mutfağı” diye sınıflandırılmalı asıl olarak…

“Türk”, “Fransız”, “Arap” mutfağı kategorileri kafi değil çeşitliliği yeterince anlatmaya.

Fotoğrafta gördüğünüz “Kuzu kulağı” mantarı…

Beyaz et bulamayan garip gürebanın tavuk eti, hindi eti, ördek eti.

Kastamonu’nun kült yemeği “Banduma” misal…

Varsıl ibi eti yapar, yoksul kuzu kulağı mantarı ile.

Kuzu kulağı mantarı pişirilir, yufka parçaları üzerine dikey parçalanarak yerleştirilir…

Alın size “Banduma”.