“Hayvanların sesi tabiatın sesidir”

Kastamonu Üniversitesi Doğa ve Hayvanları Koruma Öğrenci Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Özlem  Kutkan, etkinliğin açılışında yaptığı konuşmada, “Halkımızdan köpek gördüklerinde hijyen, gürültü veya korktukları gerekçesi ile derhal telefona sarılıp bakımevini aramak yerine daha yapıcı olmalarını bekliyoruz. Hayvanların sesi tabiatın sesidir. Dolayısıyla sevgi ve merhamet kavramları sadece dilimizden değil, elimizden de gelmelidir” dedi.

 

4 Ekim Dünya Hayvanları Koruma Günü kapsamında dün Belediye Başkanlığı Geçici Bakımevi’nde program düzenlendi.

Programa Belediye Başkanı Op. Dr. R. Galip Vidinlioğlu, Belediye Başkan Vekili Mehmet Yurt ve belediye Başkan Yardımcıları, İl Müftüsü Ahmet Süzen, Kastamonu Üniversitesi Doğa ve Hayvanları Koruma Öğrenci Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Özlem Kutkan, Bazı okul öğretmen ve öğrencileri ile vatandaşlar katıldı.

Dr. Özlem Kutkan

Etkinliğin açılış konuşmasını yapan Kastamonu Üniversitesi Doğa ve Hayvanları Koruma Öğrenci Topluluğu Akademik Danışmanı Dr. Özlem  Kutkan şunları söyledi,

“Bugün burada olan insanlar, pek çok zorluk ve olanaksızlıklara ilaveten, dünyada bazı kesimlerce acı çekmediği, duygu sahibi olmadığı ve düşünmediği gibi değerler biçtiği canlar için neler yapabileceklerini düşünen, öngörü sahibi, entelektüel, hümanist kişilerdir ve işleri zordur.

Çünkü insan sayısının hızla arttığı ve doğal kaynakların bu oran karşısında nasıl yeterli hale getireceğinin, ulusal politika ve bilim dünyasında temel sorunlardan bir hale dönüştüğü ve hayvanların giderek köşeye sıkıştığı bu evrede onlar, kendilerini savunmayan bu canlıların dili ve eli olmaya çalışmaktadırlar.

Nitekim  artan insan sayısının doyması için, gün yüzü göremeden ölen hayvanlardan, otlakları hiç göremeyen büyükbaş ve küçükbaş canlılardan, spor olsun diye öldürülen hayvanlardan, kozmetiklerde işkencelere maruz kalan canlılara, dişi olduğu için istenmeyen kedi ve köpeklere, korkulduğu için sosyal ortamlardan atılan ve işkencelerine maruz kalan sokak hayvanlarına kadar uzanan bir dizi sıkıcı ve üzücü gelişmelere maruz kalmaktadır bu canlılar.

Bugün onların günüdür.

Odağımızda ilkçağlardan beri insanlarla yaşayan kedi ve köpekler yer alıyor. Yeri geldiğinde bir doğumda 12 yavruya sahip olabilen bu canlılar için Kastamonu’da neler yapabiliriz? Nitekim sayıları hızla arttığında istenmemektedirler, ayrıca beslenmeleri güçleşmektedir. Şüphesiz bu konuda kusursuz bir çözüm üretme iddiasında değiliz. Ancak temel, mevcut şartlarda uygulanılabilir adımların atılmasını öneriyor ve çalışmaya başlamak istiyoruz.

Nitekim 5199 sayılı yasanın iyileştirme çalışmaları devam etmektedir. Yani mevcut yasada neler yapabileceğimize döndüğümüzde öncelikle bu meselenin toplumsal mutabakata ihtiyaç duyduğu bilinmelidir. Dolayısıyla halkımız Türkiye’de Sokak hayvanlarını kapsayacak ölçüde bakım evlerinin olmadığını öğrenmelidirler.

Zaten bir hayvanın ömrü boyunca kısıtlı bir ortamda kalması sağlıklı değildir. Dolayısıyla bu hayvanlar kısırlaştırılma, çiplenme işlemlerinden sonra hayatlarımıza eklenmeleri hukuki ve tıbbi bir gerekliliktir.

En nihayetinde taş atmadığınız, dövmediğiniz hayvanlar sizlerle birlikte sosyalleşecek ve huzurlu davranışlar sergileyeceklerdir.

Dolayısıyla halk belediye üzerinde hukuka aykırı davranması için baskı uygulamamalı ve konuyu bilinç, kültür ve adalet ilkeleri temelinde tartmalılar.

Yani halkımızdan köpek gördüklerinde hijyen, gürültü veya korktukları gerekçeleri ile derhal telefona sarılıp bakımevini aramak yerine daha yapıcı olmalarını bekliyoruz. Hayvanların sesi tabiatın sesidir. Dolayısıyla sevgi ve merhamet kavramları sadece dilimizden değil, elimizden de gelmelidir.

Ayrıca cins hayvan hevesiyle hayvanlar hakir görülmemelidir. Özellikle bürokratların, Sayın Milli Eğitim Bakanımızın bu konuda tarihi olan çabasını güçleri ve olanakları ölçüsünde devam ettirmelerini bekliyoruz. Ayrıca din adamlarımızdan İslamiyet’in hoşgörü, vefa ve merhamet ilkelerinden uzaklaşılmasının yüreğe ve topluma kaybettirecekleri üzerinde durmalarını istiyoruz. Belediyelerimizden ise, trafikte hız kesicilerin stratejik noktalarda yapılmasını en kısa sürede bekliyoruz”

Galip Vidinlioğlu

Belediye Başkanı R. Galip Vidinlioğlu da yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Canlı dediğimiz zaman sadece insanlar ve hayvanlar değil bitkilerde önemlidir. Özellikle Kastamonumuzda hem endemik yapı olarak çok ciddi bir zenginliğe ve popülasyona sahibiz hem de bugün gelemeden önce gördüm bir avukatımız engerek yılanı görüntülemiş. Kastamonumuz aynı zamanda içinde Milli Parkları bulunduran bir il olduğu için çok ciddi sayıda türe ev sahipliği yapıyor. Her canlının yaşama hakkı var. Bizde bunu olabildiğinde kolaylaştırmalıyız. Hayvan popülasyonu arttıkça bir takım problemler de beraberinde geliyor. Yeterince beslenemeyen hayvanların dağdan şehir merkezine doğru gelmesi söz konusu. Şehir merkezinde evcil olanların üremesi söz konusu. O yüzden bu barınak var. Burada kısırlaştırmaları ve gerekli bakımları yapıldıktan sonra tekrardan doğal ortamlarına bırakılıyorlar. İnşallah bu tarz günler, bu tarz etkinlikler gelecek nesiller için örnek teşkil eder. Çocuklarımızda zaten büyüklerinden daha fazla bilince sahipler. Ben tekrardan bu konuda öğretmelerimize büyük bir iş düştüğünü söylemek istiyorum. Hayvan severler olarak bu tür etkinlikleri arttırmak ve onların yaşam hakkına saygı duymak zorundayız.”

Ahmet Süzen

Son konuşmayı yapan İl Müftüsü Ahmet Süzen ise, “Bugün canlıya duyarlılığı arttıracağını düşündüğüm böyle bir organizasyonda bulunduğum için büyük mutluluk duyuyorum. Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’inde ‘Bismillahirrahmanirrahim’ ile başlar. Rahman kelimesi dünyadaki büyün varlıklara, bütün canlılara hayat veren rahmet sahibi anlamına gelir. Bu anlamda her besmele çekişimizde Cenab-ı Allah’ın o nimetini o rahmetini hatırlamış oluyoruz. Peygamber efendimiz; ‘Her canlıya yapılan iyilikte Cenab-ı Allah’ın sevabı vardır’ buyurmuşlardır” diye konuştu.

Programda Kastamonu Üniversitesi Doğa ve Hayvanları Koruma Öğrenci Topluluğu da seslerini duyuramayan sokak hayvanlarının sesi olacak ve onların neler hissettiklerini anlatacak konuşma yaptı.

Programın sonunda da Kastamonu Üniversitesi Doğa ve Hayvanları Koruma Öğrenci Topluluğunun hazırlamış olduğu “Ben bir sokak kedisiyim” adlı tiyatro gösterimi yapıldı. Katılımcılara belediye başkanlığı tarafından ikramda bulunuldu.

 

Cengiz MUHZİROĞLU