Hazin bir son “Kastamonu Et Kombinası”

Kendir fabrikası kapandı, SEKA kapandı, Süt Fabrikası kapandı, Et ve Balık Kombinası kapandı, kapandı oğlu kapandı, Kastamonu Şeker Fabrikası sırada…

Kafamıza vurdular ekmeğimizi alıp gittiler.

Hangisine sahip çıktık da Şeker Fabrikası’na sahip çıkacağız şaşarım…

Ağlatmayın beni allaseniz.

Bir hazin hikaye daha paylaşayım bugün…

Yaz yaz bitmiyor gerçi.

Et ve Balık Kurumu 40 milyon TL sermaye ile 1952’de kuruldu…

Amaç özel sektörün gelişmediği hayvancılık ve et sektöründe gelişme sağlamak, istihdamı artırmak vesaire idi.

Vatan aşkıyla vatan faydasına kuruldu…

Mukaddesti.

1992’de özelleştirme kapsamına alındı…

18 işletmesi satıldı, 5’i bedelsiz olarak resmi kurumlara verildi, 3’ü kapatıldı.

Kastamonu Et Kombinası misal…

23 Nisan 1995 tarihinde satıldı.

(Bayram günü…

Devlet malını sattılar.)

Daha sonraki bir tarihte özelleştirmeden çıkarıldı kalan işletmeler…

Adana, Ağrı, Bingöl, Diyarbakır, Denizli, Erzurum, Erzincan, Sakarya, Sincan, Sivas, Van, Yozgat et kombinaları faaliyette.

Lafa gelince “E Kastamonu’da hayvancılık ve et sektörü gelişmiyor”…

Amiral gemisini satmışsın birader, nesi gelişecek?

Kastamonu Et Kombinası satışa çıktığında kamuoyu Kastamonu Belediyesi liderliğinde bir araya geldi, HAK-İŞ sendikası üreticiler namına ihaleye girdi ve satın aldı, çok geçmedi ihale kurumu iptal etti satışı, yenilenen ihale ile kombina farklı bir alıcıya satıldı…

Ardından hikayeyi biliyorsunuz, İstanbul’daki Kastamonulu müteşebbislere geçen tesis, daha sonra askeriyeye devredildi.

Kastamonu Et Kombinası’nın soğuk hava depolarından vaktinde faydalanmış olmanın tanıklığı ile söylüyorum…

Yapılan satış Kastamonu’yu hesap edilemeyecek zarara uğrattı.

(Lafa gelince “E soğuk hava deposu yok memlekette”…

Ova büyüklüğündeki depoları satarken aklın nerdeydi?)

Nasıl kıydık Kastamonu Et Kombinası’na?…

Üreticinin hali kimsenin aklına gelmedi mi?

Hal böyleyken…

Kastamonu Şeker Fabrikası’nın satılması ha bir eksik ha bir fazla.

  • ••

Not:

Tosya’nın has Sarıkılçık pirinci Coğrafi İşaret alarak tescil edildi…

Ankara’da düzenlenen belge töreninin fotoğrafına baktım, Kastamonu namına herkes orada.

İyi de…

Sarıkılçık pirincinin geleceği yok ki!

Tosyalı yetkililer, iş dünyası ve siyasiler pirinç ekim alanlarının daraltılmasını, tarım alanlarının sanayi ve inşaat alanı olarak değiştirilmesini istiyorlar çünkü…

Sarıkılçık kimin umurunda?

Elli kere yazdım…

Tarım alanları daraltılsın istiyorlar.

İş şova gelince herkes fotoğrafta ama…

Pirinci düşünen yok, varsa yoksa inşaat.

Keza…

Tosya’da Sarıkılçık nerde, Osmancık Baldo’su denen icat pirinç nerde?

Sarıkılçık kalmadı ki…

Neyin tescili?

  • ••

Not 2:

Süt hikayemiz var bir de…

Hazin mi hazin.

Kastamonu’da ineklerden sütü sağıyoruz, soğutuculu kamyonlar geliyor, tonlarca sütü yüklüyoruz, ver elini Türkiye’nin bir ucu, kilometrelerce yol…

Markete gidiyoruz, bizden giden süt işlemden geçmiş, kilometrelerce yol yapıp Türkiye’nin bir ucundan gelmiş satışa sunulmuş, kaç kat para ödeyip satın alıyoruz.

Avrupalı sektör temsilcileri bu duruma güldüler, bizzat şahidim, bense utandım…

Avrupa’da böyle bir döngü yok çünkü, süt çıktığı yörede işleniyor.

Afiyet olsun Kastamonu…