İki saf olmadı

Atatürk’ün Kastamonu’ya Gelişi, Şapka ve Kıyafet Devrimi’nin 93’üncü yıldönümü kutlama programı 4 gün rötarla dün başladı, vatandaş katılımının nerdeyse sıfır olduğu, az sayıda kamu temsilcisiyle yapılan kortej yürüyüşü ve devamındaki çelenk sunma töreni resmen evlere şenlikti, Atatürk’ün kemiklerini sızlatmakta üstümüze yok…

Zararın neresinden dönersek kar, bırakalım artık şu kutlama müsameresini.

Vatandaşın umurunda değil…

Kamu gönülsüz.

Zerre abartmaksızın söylüyorum, zorunlu olmadan kortej yürüyüşüne katılanlardan takım kurulsa, ortaya futbol maçı çıkmıyor…

Tek kale basketbol maçı belki.

Emreylenen memurlar yürüyor, onlar da burunlarından soluyarak…

Kurtuluş Savaşı nasıl kazanıldı, Cumhuriyeti kim kurdu, hangi okullarda okudular, nasıl meslek sahibi oldular zerre akıllarının işi değil.

Vatandaş atletle balkona çıkmış…

El sallıyor.

Daha ilginci, sanki her kamu işinde pek dakik bir milletmişiz gibi, tam saatinde kortej yürüyüşü başlatıldı…

Bırak millet toplansın biraz.

“Bitse de gitsek”…

Ruh hali bu.

Çelenk sunma töreni ayrı “komedi”…

2 saf dolmadı inanın.

Polis tedbir almış, alanı çepeçevre kuşatmış bariyerle güvenlik gerekçesiyle, ola ki teröristin biri gelir de tören dolayısıyla toplanan kalabalığa bomba sallar diye…

Normal günler alan daha kalabalık oysa.

İstiklal Marşı okudu topluluk güya, 10 metre öteden duyulmadı yeminle, dudak oynatıldı besbelli…

Mırıl mırıl.

Bando fecaat…

Hakkını veremiyorsan çalma.

Biri iktidar, diğeri muhalefet vekili…

Boyunlarında kravat yok.

Saygı duruşunda kadın…

Elinde Atatürk posteri, ağzında çiklet.

Darbuka başladı sonra…

“Gıydıvanın kızları”.

Folklor  çılgınlığından ne zaman vazgeçeceğiz acaba?…

Sahneye konulacağı yer var, konulmayacağı yer var; kimin umurunda, varsın program dolsun.

Bu son kutlama programı olsun…

Lütfen, lütfen, lütfen.

 

  • ••

Not:

Cumhuriyet Meydanı’na tüm umutlarımı dökmüş çıkıyordum ki tam, bir dede ve iki torunu ile karşılaştım…

Başlarda şapka, elde bayrak.

Emekli öğretmen Hüseyin Kardaş ve torunları Poyraz ile Barlas…

İlaç oldular.

Atatürk anılacaksa böyle anılır işte…

Aile boyu.

Gönülden…

Efil efil.