İl kalkınma anayasası “lazım, lazım, lazım”

Tiyatro oyuncusu Tülay Günal Göncü söyleşisi

MUSTAFA AFACAN

Necmettin Erbakan’ın “başbakan yardımcılığı” döneminde Kastamonu için planladığı ve kimisini gerçekleştirdiği “yerel kalkınma” hamlesini okuyorum vakit vakit, bugünkü yoksunluğumuzun bir sebebi de o hamleye sahip çıkmamaktan geçiyor, “keşke” diye diye ömrü geçiyor ilimizin…

Bari bu saatten sonrasını plana programa bağlayalım.

(Necmettin Erbakan’ın 1970’lerin ikinci yarısındaki “Milliyetçi Cephe” hükümetleri dönemindeki Kastamonu çabası “keşke” daha ayrıntılı anlatılabilseydi evvel zamanda…

Ne “hayaller”.)

Şu hatta bakar mısınız, tarım ve hayvancılık namına yerel potansiyelin gelecek vaat ettiği Devrekani’de yem fabrikası kurulacak, bu sayede hayvancılığın “girdi” sorunu büyük oranda çözülecek, yetiştirilen hayvanlar Merkez ilçede kurulan Kastamonu Et Kombinası’nda kesilecek, katma değeri yüksek ürünlere dönüştürülecek, et ve sakatat sofraların yolunu tutarken deri ise Daday’da kurulacak deri ve kundura fabrikasında işlenecek…

“Entegre”.

Kastamonu’da toplumun büyük kesimini kucaklayan böylesi bir “zincir” bugün dahi yok…

“Bütüncül bakış” bu.

Necmettin Erbakan’ın bu hayalinin kaç vatandaşa dokunacağının hesabını “keşke” yapabilsek…
Kaç ilçeyi ayağa kaldıracak bir “kaldıraç”.

Siyasetçinin işi “tohum” atmak…
Halkın işi “sahip çıkmak”.

“Devrekani Yem Fabrikası” ve “Kastamonu Et Kombinası” hayata geçirildi ve üretim yaptılar…
“Daday Deri ve Kundura Fabrikası” ise kurulamadı.

İddia odur ki…
Samsun’da hayata geçirilmiş.

Daday neden sahip çıkmadı?…
Kastamonu “il” olarak nasıl bu fırsatı kaçırdı?

(Necmettin Erbakan ‘ın Taşköprü SEKA’sı ayrı bir keder…
Taşköprü neden sahip çıkmadı?)

Tüm bu “keşke” kelimelerini Kastamonu’nun hayatından çıkaracak olan yegane çözüm “il kalkınma anayasası”…
En az yarım asrı “güvence” altına alacak yol haritası.

“Gelen ağam, giden paşam” anlayışının ortadan kaldırılması…
Kastamonu’nun geleceğini kişilerden bağımsız olarak “güvence” altına almak.

 

Not: “Açık lise” tehlikesi her geçen büyüyor…
“Örgün eğitim” yerini hızla açık liseye bırakıyor.

Yurt genelindeki artışın rakamları ulusal basında yer bulmaya başladı…
Öğrenciler gerek üniversite sınavı gerek örgün eğitim maliyetlerinin yüksekliği gerekse pandeminin getirdiği alışkanlıklar nedeniyle tercihlerini “okula gitmemekten” yana kullanıyorlar.

“Açık lise” eğiliminin artış göstermesinin sebepleri ve açacağı sonuç milli eğitim sistemimizin hem handikaplarını göstermesi hem de gelecekte daha da dezavantajlı bir hale evrilebileceğinin ipuçlarını bünyesinde barındırması dolayısıyla dikkate değer…
Acil “farkına varılması” elzem.

İlimizdeki rakamlardan kamuoyu bihaber…
Çocukların ayaklarının altından “eğitim” zemini kayıyor.

 

MUSTAFA AFACAN