İNEBOLU GİBİ BİR İLÇEMİZ VARKEN…

Değerini gereği gibi biliyor muyuz? Öneminin bilincinde miyiz? Evet, evet diye bürokrasiden, KUZKA’danve siyasilerimizden sesler yükseldiğini duyuyor gibiyim. İnebolu-Ankara İstiklal Yolu Millî Parkı Cumhurbaşkanlığı kararı çıkartılmadı mı? Karayolu iyileştirilmedi mi? Yolu kısaltacaktünel inşaatı devam etmiyor mu? Türkocağı binasının yeniden restorasyonu yapılmıyor mu? Liman ihracat yapacak duruma getirilmedi mi? Biz de bu sorulara evet cevabını veriyor ve emeği geçenlere teşekkür ediyoruz ama “Yine de yetmez” demeyi sürdürüyoruz. Çünkü İnebolu, birçok ile nasip olmayan bir tarihî, ekonomik, kültürel değerdir. Parlamento dergisinin Ağustos 2020 tarihli 72. sayısında İnebolu’dan Diş Hekimi Mustafa Sıtkı Fakazlı’nın ve 16-20. Dönem Milletvekili Fethi Acar’ın İnebolu’yla ilgili düşüncelerini okuyunca gene kalemi elimize almaya ihtiyaç duyduk. Diğer yandan İnebolu sevdalısı E. Alb. Atakan Köksal, yüreği daraldıkça yanımıza gelip içini boşaltıp kalemimize mürekkep dolduruyor durmaksızın.

İnebolu’yla ilgili acilen yapılması gereken birkaç konuya biz de kısaca değinmek istiyoruz.

  1. İstiklal Yolu Müzesi:

İstiklal Yolu kitapları epeyce çoğaldı. Paneller düzenlendi. Güzergâhta anma yürüyüşleri yapılıyor. Güzel. Yolda yaşananları, görev alanları, taşınan malzemeyi sergileyen müzeniz nerede? Belgeler, hatıralar nerede? Filmler, fotoğraflar nerede? Müzecilik teknolojisi o kadar ilerledi ki! Yolda yaşananları üç boyutlu olarak bir salonda veya deniz üzerinde canlandırmak mümkün. Türkocağı binasının üst katındaki cılız malzemeyi sakın müzemiz var diye söylemeyiniz. Olayı küçültürsünüz. İnebolu’da İstiklal Yolu’nun başında silah ve mühimmatın saklandığı, depolandığı Askerlik Şubesi/Cezaevi binası harap dursun ve bu müze eksik kalsın!..Olacak şey değil.Bu binanın bir hatırası daha var. Ünlü hikâyeci Ömer Seyfettin’in subay babası bu binada 5-6 ay şube başkanlığı yapmış, ailesi ve oğlu bu süre zarfında İnebolu’da yaşamıştır(Prof.Dr. Nazım H. Polat’ın kitabına göre). M. Sıtkı Fakazlı, Ö. Seyfettin’in İnebolu’da doğduğunu yazıyor, söylüyor. Bu bina, restorasyondan sonra İnebolu Atatürk ve İstiklal Yolu Müzesi olarak acilen düzenlenmelidir. Bunu yapmadığımız takdirde, İstiklal Savaşı’nda şöyle oldu, böyle oldu diye övünür durursunuz. Lütfen Akşehir’e, Kars’a, Bursa’ya, Gaziantep’e kadar gidip oralarda nasıl müzeler kurulmuş görünüz.

  1. İnebolu Atatürk Evi:

Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu yüce Atatürk’ün İstiklal Savaşı’nda karargâh olarak kullandığı binalar, yurt gezileri sırasında misafir edildiği evler, konaklar, Selanik’te doğduğu ev, İstanbul’da bir süre oturduğu ev bilindiği gibi müze hâline getirilmiş, dönemin eşyalarıyla ziyarete açılmıştır. Eski Kültür ve Turizm Bakanlığı Müsteşarı Mehmet Önder’in Atatürk Evleri – Atatürk Müzeleriadlı  araştırma ürünü kitabında (Ankara 1970, 1988) bu evler, karargâhlar hakkında geniş bilgi vardır. Tabii içinde İnebolu’daki evle ilgili bilgi yoktur. Çünkü, müze yapılmamıştır.Bilay Vakfının 1998 baskılı Atatürk Evleri kitabında ise minyatürü yer almıştır.KTB’ce 1. derece eski eser olarak tescili yapılmıştır.

Atatürk, davet üzerine 23 Ağustos 1925 tarihinde Kastamonu’ya gelmiş, 31 Ağustos 1925 tarihine kadar uzunca bir süre ilimizde kalmış; şapka, kılık kıyafet konularında önemli konuşmalar yapmış, Ankara’ya dönüşünde de TBMM’de 25 Kasım 1925 tarihinde şapka giyilmesi hakkında kanun kabul edilmiştir. Şapka konusundaki en önemli konuşmasını 27 Ağustos 1925 tarihinde İnebolu’da Türkocağı binası salonunda yapmıştır: “Bunu açıkça söylemek isterim. Bu serpuşun ismine şapka denir.”Atatürk İnebolu’da 25 Ağustos-28 Ağustos 1925 tarihleri arasında üç gece Belediye Başkanı Hüseyin Kâşif Karagülle’nin evinde misafir edilmiştir. İnebolulu Mustafa Selim İmece’nin 1959 yılında ilk baskısı yapılan Atatürk’ün Şapka Devriminde Kastamonu ve İnebolu Seyahatleri (Ankara 1959, 70 s., T. İş Bankası Kültür Yayınları) kitabında İnebolu’daki hayatı ayrıntılı bir şekilde anlatılmıştır. Çok şükür ki, bu seyahate ait çok sayıda fotoğraf da bulunmaktadır.

Alb. Atakan Köksal, İnebolu’da yemeklerin İstanbul’daki İnebolulu Abdullah Efendi Lokantası aşçılarının yaptığını söyledi (15.9.2020).

Gazi’nin İnebolu’da üç gece misafir edildiği ev, Belediye Başkanı Hüseyin Kâşif (Karagülleoğlu) Bey’in konağı çok şükür ayaktadır. Kastamonu’da misafir edildiği Terzi Mehmet Emin Ağa Konağı gibi yanıp yok olmamıştır. Bu binanın kamulaştırılıp İnebolu tarihindeki yerini almasının zamanı gelmiştir. 1925 yılının yaklaşık eşyalarıyla birlikte müze olarak düzenlenmesi, İnebolu seyahati hatıralarıyla donatılması İstiklal Madalyalı ilçeye çok yakışır.

Eylül ayı başında gazetelerde bir haber yayımlandı. Malatya BB Başkanlığı ilde “Gramafon ve Radyo Müzesi” kurmuş. Malatya’yla ilgisi sondan üç. İlgili olanlar yapılmış ki sıra ilgisizlere gelmiş.

  1. Türkocağı/Halkevi:

1919 yılında İzmir’in işgalinden sonra kurulan İnebolu Gençler Mahfeli 1923 Mayısında  İnebolu Türk Ocağı adını almıştır.Bu tarihî bina J. Genel Komutanı Org. Fevzi Türkeri  ve E.Alb. Atakan Köksal gibi memleketsever İneboluluların gayretiyle yıkılmaktan kurtarılmıştı. Vali Mustafa Kara’yı da unutmadık. Çok kimse Org. Aytaç Yalman parayı gönderdi sanıyor. Allah’ın rahmeti üzerine olsun. Duyduk ki, gene restore ediliyormuş. Şu restorasyon denilen olayı Türkiye’deki mimar, mühendis ve müteahhitler bir türlü öğrenemedi. Restorasyon bittiğinde içinin düzeni gene eskisi gibi mi olacaktır? Bu takdirde Yiğitinebolu’yu ne kadar yansıtacaktır? İlk iki teklifimiz uygulanabilirse bu bina sadece Atatürk ve Şapka Devrimi Müzesi şeklinde değerlendirilebilir. Başta M. Sıtkı Fakazlı, M. Reis ve çok sayıdaki İnebolulu akademisyenin, STK’lerin görüşleri bizimkinden önce gelir. İnebolulara saygımız sonsuzdur. Onlar ilçeleri için neler yapılması gerektiğini elbet iyi bilirler ama sonuç ortada. İnebolulu olmak, bilenler için büyük bir onurdur. Keşke İnebolulu olsaydım!

NAİL TAN