İnşaat sektöründe çifte sıkıntı

  • Kastamonu Müteahhitler Birliği’nin yaptığı değerlendirme toplantısından sonra açıklamalarda bulunan Birlik Başkanı Salim Arpacıoğlu, sektörde iş oranının düştüğünü bunun yanı sıra çalışanların işten çıkışlarında hukuki hakların kötüye kullanımıyla yaşanan sıkıntıların çoğu firmayı olumsuz etkilediğini, iş yapma hevesini kırdığı, iş yapmak yerine elindeki malını satıp daha çok mevduat faizine yönelttiğini söyledi.
  • Bu durumun başta işçiler olmak üzere her kesimi olumsuz etkileyeceğini kaydeden Arpacıoğlu, bu konuda devletten ve ilgili kesimlerden destek ve ilgi beklediklerini belirtti, “Bu konu hakkında iyi niyet ve tarafları korumayı birinci plana alarak her iki tarafın da hukuki menfaatlerinin eşit gözetilmesi, daha bağlayıcı ve net hale getirilerek çalışanın çalıştığı sürede ne alacağını, işverenin çalıştırdığı sürede ne vereceğini işin başından açıkça bilmesi taraftarıyız” dedi.

 

 

Kastamonu Müteahhitler Birliği üyeleri, düzenlenen kahvaltı programında bir araya geldi. Kastamonu Müteahhitler Birliği Başkanı Salim Arpacıoğlu, yaptıkları toplantı hakkında bilgilendirmelerde bulundu.

Arpacıoğlu, Kastamonu Valiliği tarafından 2018 eylül ayında başlatılan sektörlerin değerlendirme toplantılarında inşaat sektörünü temsilen katıldıklarını ve tüm sektörlerin durumları konusunda edindikleri bilgiler hakkında üyeler ile değerlendirme yaptıklarını ve tespitleri neticesinde ilimizde iş yapan firmaların başlıca sıkıntılarını değerlendirdiklerini söyledi.

İlimizde yapım işlerine yönelik inşaat sektörü ve üretime dayalı iş yapan firmaların iş oranının düştüğünü söyleyen Arpacıoğlu; “2018-2019 yılında Türkiye genelinde olduğu gibi hatta ilimizde daha da yüksek olmak üzere inşaat sektörü ile üretime ve personel çalıştırmaya dayalı iş yapan firmaların iş oranlarının düştüğü görülmekte” dedi.

“PERSONELİN İŞTEN ÇIKIŞLARINDA ZAMAN ZAMAN SIKINTILAR YAŞANIYOR”
İşveren firmalarda çalışan işçilerin nedeni ne olursa olsun işten çıkması, çıkarılması sonucunda tazminat ve fazla mesai alacakları konusunda afaki taleplerde bulunulduğu ve bu yüzden arabuluculuk hizmetlerinden yeterli sonuç alınmadığını belirten Arpacıoğlu şunları söyledi:

“Özellikle kamu işi yapan ve tüm firmaları da etkileyen bir durum söz konusu. Personel çalıştırılmasına dayalı taahhüt altındaki işlerin bitmesi neticesinde veya başlanan inşaatların tamamlanması sonrasında personelin işten çıkışlarında zaman zaman ciddi sıkıntılar yaşanıyor. Firmalardan ayrılan personelin kıdem ve ihbar tazminatları, özellikle de belirsizlik yaşanan mesailer, tatil ücretleri gibi alacak taleplerinin afaki ve tamamen işçinin sözlü talebine göre yapılması nedeniyle arabuluculuk görüşmelerinde anlaşılamamasından ötürü firmalar sıkıntılar yaşamaktadır. Zira bazı işçiler kendilerine tanınan hukuki haklarını kötüye kullanarak, işverenden hak edilen miktarlardan daha fazla mesai ve tazminat talep ederek arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamamasına sebep olmaktadır. Bu durumların çoğu firmayı etkilediği ve iş yapma hevesini kırdığı, iş yapmak yerine elindeki malını satıp daha çok mevduat faizine yöneldiği görülmekte. Dolayısı ile bankalar arasındaki rekabetten dolayı mevduat faizlerinin yükselmekte olması kısmi olarak banka kredilerinin de yükselmesine neden olmakta. Bankalardan alacağı kredi desteğiyle iş yapmak isteyen firmalar ise yüksek faizin, yapacağı işten kazanacağı kar oranını kurtaramadığı için iş yapamaz hale gelmekte üretim ve istihdam düşmeye yönelmekte.”

“İSTİHDAM DÜŞMESİNDEN EN ÇOK ETKİLENECEK KESİM YİNE İŞÇİ KESİMİ OLACAKTIR”
Arpacıoğlu sözlerini şöyle sürdürdü:

“Yine istihdamın düşmesinden en çok olumsuz etkilenecek kesim ise çalışan işçi kesimidir. Yanı sıra işveren, arabuluculuk hizmeti verenler, avukatlar, memurlar yani tüm kesim olumsuz yönde etkilenecektir. Arabuluculuk hizmeti çıkartılmasına rağmen bu sorunların çözülmediğini ve bu sorunların ileride daha fazla istihdam kaybına, işsizliğe sebep olabileceğini söylemek istiyoruz. Çünkü bazı işçiler haklarından daha fazlasını alacağını düşünerek mahkemelere gitmek istemekte, mahkemelere gidildiğinde ise vekalet ücretleri, yargılama giderleri, harçlar gibi birçok ödeme daha işverenlere yüklenmektedir. Bu durumlar geliştikçe işverenlerin işçi çalıştırmaktan korkar olduğunu, işçi çalıştırmamak için farklı yöntemler düşündüğünü ya da iş alma taleplerinin düştüğünü görüyoruz.”

Arpacıoğlu, bu konuda yapılacak düzenlemenin işsizlik oranlarına olumlu yansıyacağını belirterek şunları söyledi:

“Devletimizin işveren ve işçi arasındaki probleme yol açacak durumları en kısa zamanda netleştirmesi gerekmekte. Bu süreçte ise tarafların karşılıklı hakkaniyet çerçevesinde anlaşmasının daha hayırlı olacağını düşünüyoruz. Çünkü çalışmış oldukları firmalardan bir sefere mahsus yüksek meblağ talep edeyim ne alabilirsem kârdır düşüncesi ile hareket eden bir işçinin aldığı ücretler ne kendilerine ne de geleceğimiz olan çocuklarımıza yararlı olacaktır.

Her işçinin, her avukatın, her memurun,bir gün kendi ya da gelecekleri olan aile mensuplarının işveren durumunda istihdam sağlayabilmeleri için bu sorunların çözülmesi gerekmektedir.

İşçi ve işveren olarak arabuluculuk nezdinde anlaşılamaması neticesinde mahkemeye gidilmesi durumlarında ise işveren firmalara karşı önyargılı davranılmaksızın en az işçi hakları kadar işveren haklarının da savunulması istihdamın düşmemesi, işsizliğin artmaması için alınacak önlemlerden bir tanesi olacaktır.”

“GEREKLİ İLGİ VE DESTEĞİ BEKLİYORUZ”
Arpacıoğlu sözlerini şöyle sonlandırdı:

“Türkiye genelinde iş yapan firmalarımızdan edindiğimiz bilgiye ve özellikle yapmış olduğumuz araştırmalarımız neticesinde işveren ile işçi arasındaki anlaşmazlıklardan ilimizde iş yapan firmalarımız daha çok olumsuz yönde etkilenmiş ve sıkıntıya düşmüştür. Biz buradan tüm ilgili ve yetkililerin, işverenin, işçinin, arabulucunun, avukatın, BARO başkanlığının, iş mahkemelerinin, iş mahkemelerinin atadığı bilirkişilerin, bürokratlarımızın ve siyasilerimizin, bu sorunların çözülmesi ve daha netleşmesi için gerekli ilgi ve destek vermelerini bekliyoruz. Bu konu hakkında iyi niyet ve tarafları korumayı birinci plana alarak her iki tarafın da hukuki menfaatlerinin eşit gözetilmesi, daha bağlayıcı ve net hale getirilerek çalışanın çalıştığı sürede ne alacağını, işverenin çalıştırdığı sürede ne vereceğini işin başından açıkça bilmesi taraftarıyız. Biz Müteahhitler Birliği olarak da kendi imkanlarımızı değerlendireceğiz. Bundan sonraki personel alımlarımızı tüm üyelerimiz ile diyalog içerisinde gerçekleştirmeyi hedefliyoruz. Böyle bir planlamanın daha yararlı olacağını düşünmekteyiz.”